25.05.2017, 00:25 603

DORUK’UN ÖYKÜSÜ

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Bugün (23 Mayıs 2017 tarihli) köşemde yayınlanan yazımın başlığı" YAVRULARINA SAHİP ÇIKAN ANNELER ve KUŞLAR" idi.

Yazımdaki kuşlarla ilgili bu fotoğrafları izlerken eşimin yeğeninin oğlu Doruk’un yazdığı ve ödül kazandığı “ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ” başlıklı öyküsünü hatırladım. Konya’daki babaları tarafından terk edilen çocuklardan farklı olarak sıcak ve mutlu bir yuvada yaşayan Doruk, bu öyküsünde evlerinin penceresinin panjurla kapalı olan aralık bölmesine yuva yapan kuşu izliyor ve gördüklerini anlatıyor.

Bu öyküyü okuduğumda ben de çok beğenmiştim. Doruk, 05.10.2004 tarihinde Antalya'da doğdu. İstek Antalya Yeditepe Ortaokulunda 6. sınıfta eğitimine devam etmektedir.

Bugün köşemi öyküsünü size tanıtmak üzere Doruk'a bırakıyorum.

* * *

ANNELER GÜNÜ HEDİYESİ

Doruk DAL

Hayvanları sever misiniz? Ben çok severim. Özellikle köpekleri…Evde bir hayvan beslemeyi çok istiyorum fakat apartman dairesinde bu pek mümkün değil. Büyüdüğümde mutlaka evimde bir hayvan besleyeceğim diye düşünürken başıma müthiş bir olay geldi.

Bir akşam okuldan eve döndüğümde salon penceremizin önünde bir hareketlilik fark ettim. Tülü açıp baktığımda sap saman karışımı bir takım şeyler gördüm. Sonra aynı yere bir kuşun sürekli benzer maddeler taşıdığını gözlemledim. Bir süre sonra yuvarlak, sepete benzer bir yapı çıkmıştı ortaya. Anneme gösterdiğimde bunun bir kuş yuvası olduğunu söyledi.

Yemekten sonra tekrar baktığımda kuşun yuvaya yerleştiğini gördüm. Bu benim için çok ilginç bir şeydi. Bir kuş penceremizin panjurla kapalı olan aralık bölmesine yuva yapmıştı. Annemlere tekrar gösterdiğimde kuşu ürkütmemek için ani hareketler yapmamam gerektiğini söylediler, ama ben çok merak ediyordum. Aklıma geldikçe sessizce gidip, tülün kenarından kuşumuza bakıyordum. Bir süre sonra kuş ile göz göze bile geldik. Kuş benden korkmuyor, hiç hareket etmiyordu. Böylece bir kuş arkadaşım olmuştu.

Bir sabah baktığımda kuş yerinde yoktu fakat çok güzel bir şey gördüm. İki tane yumurta…Evet kuş yumurtlamış ve penceremizin iç kısmında kuluçkaya yatmıştı. Önce çok sevindim sonra acaba anne kuş yumurtaları bırakıp gitti mi yoksa? diye çok üzüldüm.

Okula gitmem gerekiyordu ve aklım yumurtalarda, merak içinde okula gittim tabii ki. Akşam geldiğimde kuş yine yuvasının üstündeydi. İçimi bir sevinç kaplamıştı. Anne kuş yumurtaları terk etmemişti. Anneme sorduğumda kuşun yemek aramaya gitmiş olabileceğini söyledi. Yaptığım araştırmalara göre kuşu ürkütmemek için pencereyi hiç açmamamız gerekiyordu. Kuş farklı bir koku duyarsa, kendi yumurtası değil diye yuvayı terk edermiş.

Evde kuşumuz bize merak ve heyecan katmıştı. Tüm aile sabah, akşam evde olduğumuz herhangi bir zamanda salon penceresine gidip sessizce kuşa bakıp seviyorduk. Gözümüzün içine bakarak oturup yuvasını bekliyordu. Zaman zaman yanına başka bir kuş geliyordu. Onun baba kuş olduğunu tahmin ettik. Annem pencereyi açmadan kuşu beslemenin bir yolunu bulmamız gerekiyor dedi. Uzaklaşıp yavruları yalnız bırakmasın istedik. O pencereye yakın olan balkonun köşesine annem günde iki kere ekmek bırakıyordu. Bir süre sonra baktığımızda ekmek yok oluyordu. Kuş ekmeği almaya alışmıştı. Biz de kuşa çok alışmıştık.

Bu arada anneler günü yaklaşmıştı. Babamla anneme hediye almaya gittik gizlice. Anneme kahvaltı hazırlayıp, hediyesini verip sürpriz yapacaktık. Hediyesini salona saklamıştım. Anneler günü sabahında uyandığımda yine salona gidip önce kuşumuza baktım. Bir de ne göreyim? Anne kuş yok, yumurtalar çatlamış, iki küçük kumru yavrusu yan yana duruyor. O kadar sevimli, o kadar şaşkınlardı ki. İtiraf etmeliyim biraz çirkinlerdi. Çirkin ama sevimli. Tüyleri ıslak ıslaktı sanki. Çok zayıf, çelimsizlerdi. Hemen heyecanla annemle babama haber verdim. Onlar da gelip, bakıp çok sevindiler.

Aslında biraz duygulandığımızı itiraf etmeliyim. Gözlerimiz yaşardı. Kuşa o kadar alışmıştık ki sanki evimizin dışında değil de içinde yaşıyordu, sanki bizim kuşumuzdu, şimdi tam da anneler gününde anne olmuştu sevimli kuşumuz. Bu ailece yaşadığımız büyük bir mutluluktu. Birbirimize sarıldık, üçümüz sımsıkı. Annem tam da anneler gününde kuşumuzun anne olduğunu hatırlattı. Gerçekten çok büyük bir tesadüftü ve bize anneler günü sürprizini kumrumuz yapmıştı. Tekrar baktığımızda anne kumru yavrularının yanına gelmişti. Yiyecek bulmaya gittiğini anladık. Aslında yavruların yanında anne kumruyu göremeyince acaba terk edip gitti mi? diye endişelenmiştim. Neyse ki döndü yuvasına. Artık her geçen gün annem daha fazla ekmek parçası koyuyordu balkona. Anne kumru fazla uzaklara gitmesin diye. Yavrular ise günden güne büyüyordu. Artık çirkinliklerinden bir eser kalmamıştı. Annelerine benzemeye başladılar. Gittikçe güzelleştiler.

Yalnız bir hafta sonu sabahı kalktığımda anne kuş yuvada yoktu. Aralıklı olarak bakmaya devam ettim ama kuşu göremedim. Annem, babam da takip ettiler anne kuş ortada yoktu. Yavrular yalnızdı yuvada. Akşam bile anne kuş yuvaya gelmedi. Aklımızda anne kuş terk edip gittiyse yavrular açlıktan ölebilir düşüncesi vardı. Çok üzgün durumdaydık. Yavrular uçamadığı için yemek bulma şansları yoktu. Pencereyi açıp yavrulara yemek vermeyi düşündük ama nasıl besleyeceğimiz hakkında bir fikrimiz de yoktu. Daha önce hiç kuş beslememiştik çünkü.

Annem işyerinde bahsettiğinde bir arkadaşı benzer bir olayın kendi penceresinin önünde yaşandığını ve yavruların bir süre sonra açlıktan öldüğünü anlatmış. Bana anlattığında o kadar çok üzüldüm ki. Sürekli pencereden sessizce yavru kumrulara bakıyordum, birbirlerine bitişik yuvada sessizce duruyorlardı. Garip bir şekilde bizden rahatsız olmuyorlardı. Alışmıştık birbirimize. Ölmelerini hiç istemiyordum. İnternette araştırmalar yaptık. Onları içeri alıp küçük bir kolinin içine pamuk vb. maddelerle yatak yapıp onları evde besleyebilirdik. Kuş yemi alacaktık ve onlara biz bakacaktık. Uçmayı nasıl öğreneceklerdi? Ya evde mutsuz olurlarsa? Doğal ortamlarından uzak kalacaklardı. Anne kuş ya dönerse? yavrularını hiç bulamayacaktı. Müdahale etmemiz doğru muydu? Aklım çok karışmıştı.

Bir gün ben yavrulara bakarken anne kuş geldi, sevinçten çığlık attığımı hatırlıyorum. Yaşasın! Gelin, anne kuş geri geldi diye bağırdım. Anneler çocuklarını terk etmezdi, biliyordum. O kadar çok sevindim ki anlatamam. Ailece yine çok mutlu olduk. Sanırım anne kuş yavrular yuvaya rahat sığsınlar diye gidip onları beslemek için geri dönüyordu. Bazen başka bir kuş da geliyordu yuvaya. Baba kuştu o da. Yavrular iyice büyüdü, güzelleşti. Artık yuvadan çıkıp pencere kenarında yürüyorlardı. Anne kuş zaman zaman uğruyordu. Biz de balkona ekmek koymaya devam ediyorduk.

Bir sabah uyandığımda yavrulardan birini göremedim, düşmüş müydü? Yoksa uçmuş muydu? Çok merak ettim. Bir süre sonra diğeri de gitmişti. Annem doğaları gereği içgüdüsel olarak uçmuş olabileceklerini söyleyince içim rahatladı. Yuva artık boş kalmıştı. Bir süre yuvaya dokunmadık, belki geri dönerler diye. Sonunda annem gelmeyeceklerini düşünerek yuvayı temizledi.

Zaman zaman iki kumru aynı yere geliyor, aralığa girip geziniyor. Kimse bilmese de biz onların bizim yavru kuşlarımız olduğunu biliyoruz. Onlara denk gelmek bizi çok mutlu ediyor. Birlikte yaşamasak da bizim iki kumrumuz var artık…

Ana kuş…

Yumurtalar…

Yavrular…

* * *

Bu öyküyü ilgi ile okuduğunuzu tahmin ediyorum. Eğer sizin de yavrularınızın, yakınlarınızın veya öğrencilerinizin böyle güzel öyküleri varsa bana gönderiniz. Onlara da köşemde yer vermeyi çok isterim.

İstanbul, 23 Mayıs 2017

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
24°
parçalı bulutlu
banner303
Namaz Vakti 25 Eylül 2020
İmsak 04:59
Güneş 06:24
Öğle 12:37
İkindi 15:59
Akşam 18:40
Yatsı 19:59

Gelişmelerden Haberdar Olun

@