06.12.2014, 01:23 1781

DOĞRU SÖZLÜ OLMAK

İnsanın bildiğini, gördüğünü, işittiğini ve inandığını olduğu gibi söylemesine doğru sözlülük, başka bir deyimle doğruluk denir. Doğruluğun karşıtı ise yalancılıktır. Kişinin; gördüğünün, bildiğinin, işittiğinin ve inandığının aksini söylemesine de yalan sözlülük, yani yalancılık denir.
Doğru sözlü olmak, aleyhimize dahi olsa doğruyu söylemek, lehimize olacağını bilsek bile yalanı söylememek Allah’ın (c.c) emri, Peygamberimizin tavsiyesi ve içinde yaşadığımız sosyal ve medenî hayatın da bir gereğidir. Nitekim Cenab-ı Hak, “Ey iman edenler, Allah’tan korkun da doğruyu söyleyin (yalan söylemeyin)” buyurmaktadır. (Ahzab/70) Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’de, “Aleyhinizde dahi olsa doğruyu söyleyiniz, lehinizde olacağını bilseniz de yalan sözü söylemeyiniz” buyurmuştur.
Doğruyu söylemek İslam ahlakının en önemli şartlarından birisidir. Hatta doğru olmak, doğruyu söylemek, kişinin imanı ile ilgilidir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) bir hadisi şeriflerinde mealen, “Yalandan sakının, çünkü yalan bir taraftadır, iman da bir taraftadır, yalan ile iman bir arada bulunmaz” buyurmaktadır. Hatta dinimizde kişinin imanının doğru olması kalbinin doğru olmasına; kalbinin doğru olması da lisanının doğru olmasına bağlanmıştır. Bu hususta kalbi doğru olmadıkça, kalbi de doğru olmaz lisanı doğru olmadıkça” buyurmuştur. (Ahmet Kemalettin Üstün, 54 Farz Şerhi, Bedir Yayınevi, İstanbul-1974)
Müslüman korkak olur, Müslüman cimri de olabilir, fakat Müslüman kesinlikle yalancı olamaz. Nitekim Devr-i Saadet’te bir kişi Peygamber Efendimize sormuş:
-“Ya Rasulallah! Müslüman korkak olur mu?”
Peygamber Efendimiz buyurmuş: “Evet.”
-“Mü’min cimri olur mu?”
-“Evet.”
-“Mü’min yalancı olur mu?”
-“Hayır mü’min yalancı olmaz.” (Ahmet Kemalettin Üstün, 54 Farz Şerhi, S. 315)
Yüce Rabbimiz yalan sözden kaçınmamızı emrederek “Pis putlardan, yalan sözlerden, ve yalan söylemekten sakının” (Hac/30) buyurmuştur.(Hac/70)
Fertleri birbirine karşı yalancı olan ailede uyum, huzur, saadet ve mutluluk olmaz. Hatta bireyleri doğruluk niteliğini kaybetmiş bir milletin insanları arasında kardeşlik, barış ve huzurun sağlanması mümkün değildir. Vatandaşları, bu ahlakî meziyetten yoksun bulunan bir millet anarşi ve kargaşaya sürüklenir, yıkılır gider. Bu sebepledir ki bütün dinler doğruluğu, doğru söylemeyi emretmiş, yalan sözü ve yalancılığı yasaklamıştır.
Kişinin doğru veya yalancı olmasına aile ve arkadaş çevresi büyük etki eder. Bunun için İslam dini, aile terbiyesine ve arkadaş seçimine büyük önem vermiştir Bu konuda Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadislerinde mealen, “Çocuklarınızı iyi terbiye ediniz, eğer siz terbiye etmezseniz sokak terbiye eder, o da etmezse cehennem terbiye eder” buyurmuştur. Yine bir defasında da, “Kişi arkadaşından azar” demiştir. Nitekim arkadaş seçimi konusunda Yüce Allah (c.c) hazretleri de, “Ey iman edenler, Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun.” buyurmuştur.(Tevbe/119)
Yüce Yaratanın emirlerini tutup yasaklarından kaçmak kişinin kendi lehinedir. Emir ve yasaklara uyan mükafatlandırılır, uymayanda cezalandırılır. Doğru söylemek ve yalanı söylememek de Allah’ın (c.c) emridir. Sevap kazanmak ve günah irtikap etmemek için bu emr-i ilahiye de uymak zorundadır insan.
Dünyevî yasalar ihlal edildiği zaman nasıl ki ihlal eden kişi cezalandırılıyorsa, ilahî kanunları çiğneyenlerin cezalandırılması da tabiîdir.
Cenab-ı Mevla doğru olan ve doğruyu söyleyenlere mükafatını bildirmek üzere , “Ey iman edenler Allah’tan korkun, doğru söz söyleyin, Allah’ta sizi işlerinizde muvaffak kılsın, amellerinizi düzeltsin, günahlarınızı affetsin. Kim Allah’a ve Rasulü’ne itaat ederse o kimse korkularından kurtulur” buyurmaktadır.(Ahzap/70-71) Öte yandan yalan söyleyen kişiler yani yalancılar içinde, “Yalancılar için acıklı bir azap vardır” buyurmuştur.(Bakara/10)
Bilindiği gibi halk arasında sözüne pek güvenilmeyen insanlara, söylediğinin doğru olup olmadığını iyi anlamak için, “Yalancının yüzü kara olsun mu ?” denir.
Yine örf olarak bir anne, çocuğunu yalancılığa alışmaması için ikaz eder ve “ yalan söylersen ağzını yırtarım” der. Müslüman milletin örfü, âdeti, geleneği ve atasözlerinin birçoğu da İslam’ın ilkelerine göre şekillenmiştir.
Nitekim yalancıların kıyamette yüzünün kararacağını, cehennemde yalancılara ağzı yırtılarak ceza verileceğini, Allah Teâlâ Hazretleri ve Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) haber vermişlerdir. Bu konuda Cenab-ı Hak, “Habibim, Allah’a karşı yalan söyleyenlerin kıyamette yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün” buyurarak, yalancıların kıyamette yüzlerinin kararacağını haber vermektedir. Yüce Peygamberimiz de, “Dikkat edin, beni dinleyin yalancılık yüz karartır” buyurmakla yalancılığın yüzü karartacağına dikkati çekmiştir. Sevgili Peygamber Efendimiz, “Miraca çıktığımda cehennemliklerin orada nasıl cezalandırıldıkları bana gösterildi. Hangi suçun cezasının hangi suretle verildiğini gördüm. Cebrail (a.s)’a bunlar kimdir, suçları nedir? diye sordum. Cebrail (a.s) cevaben, ya Resulallah bunlar yalancılardır’ dedi” buyurmuştur.
Dinimizde yalan söylemek münafıklığın alametlerinden kabul edilmiştir. Ayrıca kişinin her duyduğunu, aslını esasını öğrenmeden söylemesinin, günah olarak ona yeteceği de beyan edilmiştir. İştilen söz araştırılmalı doğru olduğu kesinleşirse onunla amel edilmeli, aksi helde insan her duyduğunun doğru olduğunu sanarak onunla amel etmemelidir. Duyulan sözün doğru olup olmadığını araştırmak Allah’ın emridir. Nitekim konu ile ilgili olarak yüce Allah, “ Ey imamn edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse, o sözün doğruluğunu araştırın.Yoksa bilmeden bir topluluğa (bir kimseye) kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursuınuz” buyurmaktadır.
Bu ayetin gönderiliş sebbi de enteresandır.Şöyleki; Efendimiz Velid bin Ukbeyi, önceden aralarında bir husumet olan Beni Müstalak kabilesine zekat memuru olarak gönderir. Velid bunlardan korkar, yoldan geri dönerek gelip Peygamberimize; onların irtidat ettikleri ve zekat vermedikleri yalanını söler.Bu duruma öfkelenen Efendimiz onlarla savaşmayı tasarlamış, bir taraftan da haberin doğru olup olmadığını araştırmak üzere Halid bin Velidi onlara göndermiştir. Halit bin Velid incelemelerinin sonunda gelerek Resulullah’a, Beni Mutalak’ın ezan okuyup namaz kıldıklarını ve zekatların da teslim ettiklerini söylemiştir. Ayetin iniş sebebinin bu olay olduğu d değişik rivayetlerde anlatılmaktadır.
Emrolunduğumuz gibi dosdoğru olmamız, hiçbir hususta aşırı gitmememiz Kur’anî öğütlerdendir. (Hud/112) Müslüman özü sözüne, sözü de özüne uygun doğru insandır. Kendisini yalan, boş ve malayani sözlerden korur. Dinimizde gıybet etmenin zinadan eşed bir günah olduğu, söz taşımanın ise kabir azabına sebep olacağı çok iyi bilinmelidir. Bu sebeple gerçek mümin gıybet etmez, söz taşımaz, lehinde de olsa yalan söylemez, aleyhinde olacağını bilse de doğruyu söyler. Mü’min her sözünde, her hareketinde ve her işinde Yüce Allah’ın rızasını gözetir.
İzmir’den selam, saygı ve dua ile.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
11°
açık
banner303
Namaz Vakti 05 Ağustos 2020
İmsak 03:52
Güneş 05:33
Öğle 12:51
İkindi 16:44
Akşam 19:59
Yatsı 21:34

Gelişmelerden Haberdar Olun

@