19.07.2013, 00:00 1770

Doğru Sözlü Olmak

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

İnsanın bildiğini, gördüğünü,  işittiğini ve inandığını  olduğu gibi söylemesine doğru sözlülük, başka bir deyimle doğruluk denir.  Doğruluğun karşıtı ise yalancılıktır. Kişinin; gördüğünün, bildiğinin, işittiğinin ve inandığının aksini söylemesine de yalan sözlülük, yani yalancılık denir.

Doğru sözlü olmak, aleyhimize dahi olsa doğruyu söylemek, lehimize olacağının bilsek bile yalanı söylememek Allah’ın (c.c) emri, Peygamberimizin tavsiyesi ve içinde yaşadığımız sosyal  ve medenî hayatın bir gereğidir.  Nitekim Cenab-ı Hak, “Ey iman edenler, Allah’tan korkun da doğruyu söyleyin (yalan söylemeyin)” buyurmaktadır. (Ahzab Suresi, Ayet 70) Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’de, “Aleyhinizde dahi olsa  doğruyu söyleyiniz,  lehinizde olacağını  bilseniz de  yalan sözü söylemeyiniz” buyurmuştur.

Doğruyu söylemek İslam ahlakının en önemli şartlarından  birisidir. Hatta doğru olmak, doğruyu söylemek, kişinin imanı ile ilgilidir. Peygamberimiz  Hz. Muhammed (s.a.v.)  bir hadisi şeriflerinde  mealen,  “Yalandan sakının, çünkü yalan bir taraftadır, iman da bir taraftadır, yalan ile iman bir arada bulunmaz” buyurmaktadır. Hatta dinimizde kişinin imanının doğru olması kalbinin doğru olmasına; kalbinin doğru olması da  lisanının doğru olmasına bağlanmıştır.  Bu hususta da Peygamberimiz (s.a.v.), “Kulun imanı doğru olmaz kalbi doğru olmadıkça, kalbi de doğru olmaz lisanı doğru olmadıkça” buyurmuştur. (Ahmet Kemalettin Üstün, 54 Farz Şerhi, Bedir Yayınevi, İstanbul-1974)

Müslüman korkak olur, Müslüman cimri de olabilir, fakat Müslüman kesinlikle  yalancı olamaz. Nitekim Devr-i Saadet’te bir kişi Peygamber Efendimize sormuş:

-“Ya Rasulallah!  Müslüman korkak olur mu?”

Peygamber Efendimiz buyurmuş: “Evet.”

-“Mü’min cimri olur mu?”

-“Evet.”

-“Mü’min yalancı olur mu?”

-“Hayır mü’min yalancı olmaz.” (Ahmet Kemalettin Üstün, 54 Farz Şerhi, S. 315)

Yüce Rabbimiz yalan sözden kaçınmamızı emrederek “Pis putlardan, yalan sözlerden, ve yalan söylemekten sakının” (Hac Suresi, Ayet  30) buyurmuştur.

Bireylerin doğru sözlü olması  ve yalancı olmaması, hem aileyi hem de toplumu mübet veye menfi yönde etkiler. Mesela;  fertleri birbirine karşı yalancı  olan ailede uyum, huzur, saadet ve mutluluk olmaz. Hatta bireyleri doğruluk niteliğini  kaybetmiş bir milletin insanları  arasında kardeşlik,  barış ve huzurun sağlanması  mümkün değildir.  Vatandaşları, bu ahlakî meziyetten yoksun  bulunan bir millet anarşi ve kargaşaya sürüklenir, yıkılır gider. Bu sebepledir ki bütün dinler doğruluğu,  doğru söylemeyi emretmiş, yalan sözü ve yalancılığı yasaklamıştır.

Kişinin doğru veya yalancı olmasına aile ve arkadaş çevresi büyük etki eder.  Bunun için İslam dini, aile terbiyesine ve arkadaş seçimine çok önem vermiştir Bu konuda Peygamberimiz (s.a.v.)  bir hadislerinde mealen, “Çocuklarınızı iyi terbiye ediniz, eğer siz terbiye etmezseniz  sokak terbiye eder, o da etmezse cehennem terbiye eder” buyurmuştur. Yine bir defasında da, “Kişi arkadaşından azar”, “ Kişi arkadaşının dinindendir” buyurmuştur..  Nitekim arkadaş seçimi konusunda Yüce Allah (c.c) hazretleri de, “Ey iman edenler, Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun.” (Tevbe Suresi, Ayet  119) buyurmuştur. Ohalde kişi doğru olmak için doğrularla beraber olmalıdır.  Demek oluyor ki bir müslüman; arkadaşını, dostunu, ortağını, yol arkadaşını, sosyal ve ailevi ilişki kuracağı kişileri, islamı iman ve amel anlamında anlayan, doğru ve dürüst kişilerden seçmek mecburiyetindedir.

Yüce Yaratanın emirlerini tutup yasaklarından kaçmak kişinin kendi lehinedir. Emir ve yasaklara uyan mükafatlandırılır, uymayanda cezalandırılır. Doğru söylemek  ve yalanı söylememek de Allah’ın (c.c) emridir. Sevap kazanmak ve günah irtikap etmemek için bu emr-i ilahiye de uymak zorundadır insan.

Dünyevî yasalar ihlal edildiği zaman, nasıl ki ihlal eden kişi cezalandırılıyorsa, ilahî kanunları çiğneyenlerin cezalandırılması da  tabiîdir.

Cenab-ı  Mevla doğru olan ve doğruyu söyleyenlere mükafatını bildirmek üzere , “Ey iman edenler Allah’tan korkun, doğru söz söyleyin, Allah’ta sizi işlerinizde  muvaffak kılsın, amellerinizi düzeltsin, günahlarınızı affetsin. Kim Allah’a ve Rasulü’ne itaat  ederse o kimse korkularından kurtulup arzularına kavuşur” (Ahzab Suresi, Ayet: 70-71) buyurmaktadır. Öte yandan yalan söyleyen kişiler  yani yalancılar içinde, “Yalancılar için acıklı bir azap vardır” (Bakara Suresi, Ayet 10) buyurmuştur.

Bilindiği gibi halk arasında sözüne pek güvenilmeyen insanlara, söylediğinin doğru olup olmadığını iyi anlamak için,  “Yalancının yüzü kara olsun mu ?” denir.

Yine örf olarak  bir anne, çocuğunu yalancılığa alışmaması için ikaz eder ve “ yalan söylersen ağzını yırtarım” der. Müslüman milletin örfü, âdeti, geleneği ve atasözlerinin birçoğu da İslam’ın ilkelerine göre şekillenmiştir. Nitekim yalancıların kıyamette yüzünün kararacağını, cehennemde yalancılara ağzı yırtılarak ceza verileceğini,  Allah Teâlâ Hazretleri ve Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) haber vermişlerdir. Cenab-ı Hak, “Habibim, Allah’a karşı yalan söyleyenlerin kıyamette yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün”  buyurmakta, yalancıların kıyamette yüzlerinin kararacağını haber vermektedir. Yüce Peygamberimiz de, “Dikkat edin, beni dinleyin  yalancılık yüz karartır”  buyurmakla  yalancılığın yüzü karartacağına dikkati çekmiştir. Sevgili Peygamber Efendimiz, “Miraca çıktığımda  cehennemliklerin orada nasıl cezalandırıldıkları bana gösterildi. Hangi suçun cezasının hangi suretle verildiğini  gördüm. Bir kısım insanların dünyada  yaptıklarının cezasını, ağzı yırtılarak çektiğini gördüm.  Cebrail (a.s)’e ‘Bunlar kimdir, suçları nedir?’ diye  sordum. Cebrail (a.s) cevaben, ‘Ya Rasulallah  bunlar yalancılardır’ dedi”  buyurmuştur.

Dinimizde yalan söylemek  münafıklığın alametlerinden  kabul edilmiştir.  Ayrıca kişinin her duyduğunu, aslını esasını öğrenmeden  söylemesinin günah olarak  ona yeteceği de beyan edilmiştir.

Emrolunduğumuz gibi dosdoğru olmamız,  hiçbir hususta  aşırı gitmememiz  Kur’anî öğütlerdir. (Hud Suresi, Ayet112)

Müslüman özü sözüne, sözü de özüne uygun  doğru insandır.  Kendisini yalan, boş ve malayani sözlerden korur. Dinimizde  gıybet etmenin zinaya eşit  bir günah olduğu,  söz taşımanın ise kabir azabına sebep olacağı çok iyi bilinmelidir. Bu sebeple gerçek mümin gıybet etmez, söz taşımaz, lehinde de olsa yalan söylemez, aleyhinde olacağını bilse de  doğruyu söyler. Mü’min her sözünde, her hareketinde ve her işinde Yüce Allah’ın rızasını gözetir.

Allah cümlemizi Ramazanda günahlarından hicret edenlerden eylesin.

Selam saygı ve dua ile.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
20°
az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@