Cumhuriyet, kuruluşundan bugüne, daima laiklik karşıtı din eksenli faaliyetlerin tehdidi ile karşı karşıya kalmıştır. 23 Aralık1930 yılındaki Menemen Olayı ve yakın tarihimizdeki 15 Temmuz 2016 darbe girişimi bu tehditlerden sadece ikisidir.

Laiklik; kısa ve öz tanımı ile din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Gerek toplumun, gerekse devletin, akla ve bilime dayalı olarak yönetilme sistemi. Geçmişte, modern topluma kadar, devletler ve topluluklar dinsel kurallara dayalı olarak yönetiliyordu. Laklik aklın özgürleşmesidir. Laik düzen, her din ve inançtan insanın, ayrıcalıksız, imtiyazsız özgür yaşama biçimidir. Laik düzende bir inanca, diğer inanç sistemine göre, dinsel ayrıcalık ve üstünlük tanınamaz. Demokrasinin gelişimi ile laik düzen doğru bir grafik izler. Demokrasinin olmadığı toplumlarda, gelişmiş bir laik düzenden bahsetmek olanaksızdır.

Laiklik, bazı kesimlerin, ısrarla kötüledikleri gibi asla dinsizlik değildir. Din adına, zor, terör ve baskı kullanmanın ortadan kaldırılmasıdır. Laiklik, çağlar boyu süren gelişimin ve değişimin, deneyimin sonucu olarak, çağın gereksinimi olarak doğmuştur. İçinde yaşadığımız çağın, çağdaş yaşamın gereği ve gereksinimi olarak ortaya çıkmıştır. Uygarlığın, demokrasinin, yaşadığımız çağın olmazsa olmazıdır. Kemalizmin altı temel ilkesinden biridir.

Laiklik; farklı toplum kesimlerinin, akla, bilime uygun, uygarca birbirinin düşünce ve inançlarına saygı göstererek bir arada yaşama şekli. Hurafelerden arınmış, yönünü çağdaş uygarlığa dönmüş bir toplum.

Yönetim sistemi açısından madalyonun iki yüzü vardır. Birincisi laikliktir. Akıl, bilim, sanayi ve teknolojik gelişme, kul olmaktan çıkıp birey olma… İkincisi ise din kurallarına dayalı devlet otoritesi. Birincisine batı toplumlarını örnek verirken, ikincisine ise çoğunlukla Arap ve Afrika ülkelerini verebiliriz. İlkinde Hristiyan inancına bağlı olanlar ağırlıkta iken, ikincisinde Müslümanlar ağırlıktadır. Bu ülkeler genelde demokrasiyi tadamamışlardır, geçmiş yüzyılların inanç, gelenek ve idare sistemleri hakimdir.

İslam, gerekse Hristiyan dünyasının tarihi, dinsel kökenli savaş, kıyım ve isyanlarla doludur. Dünya nüfusunun, yaklaşık beşte birini oluşturan Müslümanlarda, Türkiye dışında, bilim ve teknolojiye katkısı olan ülke yok denecek kadar azdır. Ülkemiz için bunun sebebi, kısmi demokrasi ve laiklik dersek yanlış olmaz.

Kemalizmin, tüm ilkelerinin ön koşulu laikliktir. Devletçilik hariç. Bu nedenle Mustafa Kemal laikliğin üzerine özellikle titrer. Laiklik karşıtı toplumlar ümmet toplumlarıdır. Halkın istekleri değil, egemen dinsel topluluğun, ümmetin görüşleri hakimdir.

Mustafa Kemal; “Müslümanlık, aslında en geniş anlamıyla hoşgörülü ve çağdaş bir sistemdir.” (Atatürk’ten BM., s. 70) betimlemesini yaptıktan sonra; ” Bizi yanlış yola yönelten, soysuz kimseler bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz... Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din niteliği altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir. Onlar her türlü hareketi dinle karıştırırlar. Halbuki, Allah'a şükürler olsun hepimiz Müslümanız, hepimiz dindarız; artık bizim, dinin gereklerini öğrenmek için şundan bundan derse ve akıl hocalığına gereksinmemiz yoktur. Analarımızın, babalarımızın kucaklarında verdikleri dersler bile, bize dinimizin esaslarını anlatmaya yeterlidir” 1923 (Atatürk'ün S.D.II, s. 127)

Tek partiden, çok partili döneme geçişte Celal Bayar, İsmet İnönü’ye gelerek;

“Paşam biz yeni bir parti kuracağız” der. (1946) İnönü ise memnuniyetini belirtir.

“Ne mutlu ki Cumhuriyetimiz çok partiyi taşıyabilecek bir olgunluğa erişmiştir” dedikten sonra.

“Yalnız size bir tavsiyem olacak; Sakın dini siyasete alet etmeyiniz, irticaya taviz vermeyiniz.”

Celal Bayar bu temel tavsiyeye;

“Tamam paşam” dedikten sonra, çok partili süreç başlamıştır.

Üzülerek ifade edelim ki; İnönü’nün o tavsiyesinden 73 yıl sonra, ‘filanca partiye oy verirseniz cennetin kapıları açılır’ aşamasına gelinmiştir.

Din ve siyaset ilişkisi bu derece önemli, laiklik bu derece önemli, hatta rejimin olmazsa olmazı, mihenk taşıdır.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner155