27.06.2020, 00:45 24

DİLE ATILAN VİRÜSLER

Dil, hem kendi köklerinden hem de kullanımlarından (tasarruflarından) oluşan dinamik, yaşayan bir yapıdır. Bu ifadedeki “kullanım” sözünü açmaya çalışalım.

Toplumların tarih yolculuğunda göçler değişik kültürler arasında etkileşime yol açmıştır. Bu da ister istemez faklı kültürlerden kullanımları beraberinde getirmiştir. Örneğin, Hitit dili içinde bulunan Çerkezce ve eski İran dillerinden kelimeler bulunması Anadolu’ya dışarıdan gelmiş bu kavmin kelime aldığı kültürlerle uzun süreli bir ilişki içinde olduğunun işaretidir. Hititlerin Anadolu’ya daha atın evcilleştirilmediği bir çağda geldikleri bilindiğine göre, o kültürlerle kelime alacak kadar o coğrafyalarda bulunduklarını söylemek mümkündür.

Göç kavramına coğrafi göç olarak değil de geniş bir açıyla bakılırsa, toplumların din değiştirmelerinin de bir kültürel göç olarak ifade edilmesi mümkündür. Bu konuda tipik örnek Türk toplumudur. Türklerin İslâmiyet’i kabul etmelerinden sonra Arap ve Acem kültürünün baskın etkisiyle Arapça ve Farsça kelimeler Türkçeye girmiştir. Hele Selçuklularda Farsça devletin resmi dili hâline gelmiştir. Ta ki Karamanoğlu Mehmet Bey’in 03 Mayıs 1277’de “Bugünden sonra divanda, dergâhta ve bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır” diyen fermanına kadar. Bu hamle sadece siyasi ve askeri bir zafer değil aynı zamanda kültürel bir zafer de olmuştur.

Osmanlılar döneminde halk Türkçe konuşarak anlaşırken ve türkülerini söylerken saray ve çevresinde Arapça ve Farsça kelimelerin baskın olarak kullanıldığı bir dil vardır ki günümüzde buna Osmanlıca denilmesi dilbilim kurallarına aykırıdır. Bu melez kelime yapısı saray ve çevresinden beslenen edebiyatı da kaçınılmaz olarak etkilemiş ve bugün Divan edebiyatı dediğimiz dönem yaşanmıştır.

Attila İlhan Paris’te İranlı ve Arap gençlere bizim Divan edebiyatımızda gazeller okumuş ancak hiçbiri tarafından ne olduğu anlaşılamamıştır. Yani divan edebiyatında olan Arapça, Farsça kelime çoğunluğu o şiirlerin Farsça ve Arapça bilenler tarafından anlaşılacağı anlamına gelmez.

Tarık Zafer Tunaya II. Meşrutiyet için cumhuriyetin laboratuvarı benzetmesini yapar. İşte bu dönemin aydınları Türkçeyi yeniden keşfederek dil devriminin temellerini atarlar. Bu konuda ilk akla gelen isim de Ömer Seyfettin’dir.

Ömer Seyfettin Ali Canip’e yazdığı bir mektupta şunları söyler. “Geliniz Ali Canip Bey, edebiyatta, lisanda bir ihtilal vücuda getirelim. Ah, büyük fikir! Say, sebat ister.”

O dönemden başlayarak edebiyatta Türkçe öne çıkmaya başlamıştır. Şairlerimiz hece vezniyle şiirler yazarak bu mücadelede önemli kazanımlar sağlamışlardır. Cumhuriyet ise kanla, irfanla yapılan bir devrim sonucu ilan edilmiştir.

Cumhuriyetle birlikte gazeteler de Türkçenin kullanılmasında önemli bir görev üstlenmişlerdir. Ömer Seyfettin’in başlattığı Türkçe seferberliği, Genç Kalemler dergisi nasıl bir aydın hareketiyse Osmanlı’da aydınlar arasında Fransızcanın yaygın kullanımı yabancı kelimelere olan hayranlığı da yaratan bilinçsiz aydınlardır. Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası romanı ile de bu öykünmeci tip hicvedilmiştir.

1945’de İkinci Paylaşım Savaşı sonrası ABD’nin dünya jandarmalığına soyunmasıyla Türkiye’de de Fransızca yerini İngilizceye terk etmiştir.

İşte buradan baskın kültür emperyalizme geçebiliriz ve izin verirseniz Azima Agalarova’nın “Ağlayan Duvar” adlı romanı için yazdığın yazıdan bir alıntı yapmak istiyorum. Tam yerine denk geldi zira.

“Tarihte bazı kırılma noktaları vardır ki onu yazanların “önce” ve “sonra” ön ekleriyle anılmışlardır. Örneğin milattan önce ve milattan sonra gibi. Burada “milat” Hz. İsa’nın doğumudur. Yani tarihi kendi ölçütleriyle ifade eden batı, Hıristiyanlığı çıkış noktası olarak kullanmış ve bunu da herkese dayatmıştır.

Biz de tarihe bakarken bir olguyu önce ve sonra ön ekiyle kullanacağız. Sömürgecilik ve emperyalizminden önce ve sonra… Çünkü sömürgecilik ve emperyalizmin tarih sahnesine çıkışından sonra dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan toplumların kendi iç dinamikleriyle bir gelişme süreci yaşamaları olasılığı kalmamıştır.

Avrupa’da tırmanma şeridinde olan kapitalizmin Amerika’yı keşif/işgal etmesiyle o coğrafyada meyve toplayıcılığı ve avcılıkla geçinen toplumlar kendi kültürlerini, yaşam özgürlüklerini yitirerek ya köle olmuşlar ya da yapılan soykırımlarla yok edilmişlerdir. Kalan azınlık ise asimile edilmiştir. Aynı durum uzak Asya’da Avrupalıların sömürgesi olan toplumlar için de geçerlidir. Afrika’daki toplumlar da tıpkı Amerika’da meyve toplayıcılığı yaşayanlar gibi kendi kültürlerini, inançlarını ve dillerini yitirerek fosilleştirilmişlerdir. Bugün güney Amerika’da iki dil konuşulur, Brezilya’da Portekizce, diğer ülkelerde kuzeydeki Meksika dâhil İspanyolca… İnanç mı dediniz? Hepsi Katolik olmuştur kaçınılmaz olarak. Çünkü o dönemde Avrupa Katolik mezhebine mensuptur, bir diğer deyişle Protestanlık henüz icat edilmemiştir.”

Göçlerin diller üzerinde olan etkisine değinmiştim ya bu etkiye bir de sömürgecilik ve emperyalizmi eklemek zorundayız.

Toplumlar kendi ana dillerini yitirmemek için çağımızda daha çok mücadele etmek zorundadırlar. İnsan dil ile düşünür; bilim, sanat ve felsefe yapar.

Dünyamız 5G denilen bir teknolojik gelişmenin eşiğindedir. 21. Yüzyıla damgasına vuran “Corona virüs” denen salgın hastalık için dikkat ettiniz mi “epidemi” kelimesi kullanılıyor. Niye Türkçesi varken epidemi? Daha mı derin bir ifade oluyor? (Epidemi: Salgın hastalık)

Tek dünya devleti hayalleri kuran yaratıklar ulusların dillerini de yozlaştırarak hedeflerine varmaya çalışıyorlar. Tarihe bakınız lütfen, yaptıkları yapacaklarının teminatı değil midir?

İnsanlık bu virüs saldırısını da yener. Ancak dile yapılan virüs saldırılarına karşı uyanık olması gerekenler aydınlardır. Küresel çetelerin medyayı denetimleri altına aldıkları bu çağda gerçekleri halka anlatmak ve bilinç taşıma görevi gerçekliği okuyup algılayan aydınlara ve sanatçılara düşmektedir.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
31°
az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 07 Temmuz 2020
İmsak 03:14
Güneş 05:10
Öğle 12:50
İkindi 16:48
Akşam 20:21
Yatsı 22:07
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 30 63
2. Trabzonspor 30 61
3. Sivasspor 30 54
4. Galatasaray 30 52
5. Beşiktaş 30 50
6. Fenerbahçe 30 49
7. Alanyaspor 30 48
8. Göztepe 30 38
9. Gaziantep FK 30 38
10. Antalyaspor 30 37
11. Kasımpaşa 30 36
12. Gençlerbirliği 30 32
13. Denizlispor 30 32
14. Kayserispor 30 31
15. Konyaspor 30 30
16. Malatyaspor 30 29
17. Çaykur Rizespor 30 29
18. Ankaragücü 30 25
Takımlar O P
1. Hatayspor 32 60
2. Erzurum BB 32 56
3. Adana Demirspor 32 55
4. Bursaspor 32 55
5. Akhisar Bld.Spor 32 54
6. Fatih Karagümrük 32 53
7. Altay 32 51
8. Ümraniye 32 44
9. Keçiörengücü 32 44
10. Giresunspor 32 44
11. Menemen Belediyespor 32 42
12. İstanbulspor 32 37
13. Balıkesirspor 32 35
14. Altınordu 32 33
15. Boluspor 32 30
16. Osmanlıspor 32 27
17. Adanaspor 32 21
18. Eskişehirspor 32 12
Takımlar O P
1. Liverpool 33 89
2. Man City 33 66
3. Leicester City 33 58
4. Chelsea 33 57
5. M. United 33 55
6. Wolverhampton 33 52
7. Arsenal 33 49
8. Sheffield United 33 48
9. Burnley 33 46
10. Tottenham 32 45
11. Everton 32 44
12. Newcastle 33 43
13. Southampton 33 43
14. Crystal Palace 33 42
15. Brighton 33 36
16. West Ham 33 31
17. Watford 33 28
18. Aston Villa 33 27
19. Bournemouth 33 27
20. Norwich City 33 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 34 77
2. Barcelona 34 73
3. Atletico Madrid 34 62
4. Sevilla 33 57
5. Villarreal 34 54
6. Getafe 34 53
7. Real Sociedad 34 51
8. Athletic Bilbao 34 48
9. Valencia 34 47
10. Granada 34 47
11. Osasuna 34 45
12. Levante 34 43
13. Real Valladolid 34 39
14. Real Betis 34 38
15. Deportivo Alaves 34 35
16. Eibar 33 35
17. Celta de Vigo 34 35
18. Mallorca 34 29
19. Leganés 34 28
20. Espanyol 34 24

Gelişmelerden Haberdar Olun

@