Önceki yazımlarımda Çorum’un tanınmış öğretmenlerinden Recep Rahmi Tankaya’yı ve kendisi ile ilgili kısa bir müddet önce yayınlanan Muzaffer Gündoğar tarafından yazılan “Recep Rahmi Tankaya PAMUKKULAK HOCA” kitabını sizlere tanıtmaya çalışmıştım.

Bu yazımda ise kitabın son kısmında yer alan ve Recep Rahmi Tankaya hakkında bildiklerimi ve izlenimlerimi kaleme aldığım “ Didinerek Yükselen ve Hizmet Veren Recep Rahmi Tankaya” başlıklı yazımı aşağıda sizlerle paylaşmayı istiyorum.

* * *

“Recep Rahmi Tankaya hocayı 50’li yıllarda, ortaokul ve lise öğrenciliğim sırasında Sepetçi Sokağı’ndaki evimizden okula giderken, genellikle evinin güzel bahçesinde çalışırken görürdüm. Ayrıca kendisini çarşıda esnafı ziyaretlerinde de gördüğüm olurdu. Yaşım icabı kendisi ile özel bir yakınlığım olmadı. Çorumluların saygı duyduğu Tankaya Hocanın iyi bir eğitimci olduğunu ve insanları her konuda yetiştirmek için büyük gayret gösterdiğini Albayrak İlkokulu başöğretmeni olan teyzemin eşi Osman Özkan’dan duymuştum.

Saat kulesinden liseye doğru giden bu günkü Gazi Caddesi üzerinde Çorum Lisesi yakınında bulunan iki katlı evinin üst katını lise öğretmenlerimize kiraya verdiğini ve kendisinin de evin alt katında oturduğunu görmüştüm. Evini genç öğretmenlere kiraya verişinin nedeninin ekonomik bir nedenle mi yoksa o dönemde Çorum’da kiralık ev bulmakta zorluk çeken bu genç eğitimcilere destek için mi olduğunu bilemiyorum. Böyle bir sıkıntının olduğunu hep duyardım. Babamın Gaziantepli bir arkadaşının tavsiyesiyle kendisine gelen genç bir lise İngilizce öğretmeninin barınma sorununu çözememesi nedeniyle ablamın evinde bir odada bu öğretmenin kalmasını sağladığını ve kısa bir müddet sonra aynı avluya bakan boşalan kiralık küçük dairemizi ona kiraya verdiğini hatırlıyorum.

50’lerde Çorum, merkez nüfusu 20-30 bin dolaylarında olan küçük bir Anadolu kenti idi. Nüfusun yaklaşık yüzde 80’i köylerde oturuyordu. 1900’lü yıllarda oluşturulan Büyük Park şehrin çok uzağında idi. Bu gün varlığını çok kimsenin bilmediği Doğumevi ve Küçük Park şehrin Samsun istikametinde yer alan en dış bölgelerinde yer alıyordu. Delik Boğaz’ın Kahvesi hemen Küçük Parkın yanında bulunuyordu. Bu bölgeden lise binasına kadar olan ve bilhassa yolun sol tarafında yer alan araziler oldukça bomboştu. İşte o dönemde eğitim ordusunun mensupları olan öğretmenlere verilen değer ve ödenen maaşlar, onların bu yol üzerinde Recep Rahmi Tankaya’nın evi gibi ahşabın hakim olduğu karkas olarak inşa edilen güzel, bahçeli ve çiçekler ve bitkilerle donatılmış, bu gün villa olarak tanımlanabilecek evlere sahip olmalarına imkan veriyordu. Özellikle Hükümet Binasının yanında yer alan eski eser olarak çürümeye ve yıkılmaya terk edilmiş bulunan Meroğlu’nun villasından itibaren Çorum Lisesi’ne kadar olan kısımda ve caddeye bakan boş yerlere 1940’ların başından itibaren genelde öğretmen kesiminin sahipliğinin ağırlıkta olduğu ikişer katlı evler yapıldı.

Çorum’da, Sepetçi Sokağı gibi şehrin birçok sokaklarında yer alan evlerin büyük bir çoğunluğunun plansız ve mimari güzelliklerden mahrum bir şekilde inşa edildiği bu dönemde liseye doğru giden cadde üzerindeki bu öğretmen evlerinin güzellikleri ve bir bütün olarak yarattıkları mimari görünüm beni çok etkilemişti. 70’li yıllardan itibaren bu güzel evlerin hepsi yıkıldı ve yerine mimari bakımdan aralarında hiçbir ahenk olmayan yüksek katlı apartmanlar yapıldı. Bugün yaşlı diyeceğimiz kimselerin dışındakilerin hatırlamadığını tahmin ettiğim bu evlerin sahiplerini rahmet, takdir ve teşekkürle anarak toplumumuza tanıtılmalarının gerektiğine inanıyorum.

Mevcut Hükümet Binası’nın inşaatı nedeniyle kamulaştırılan, başöğretmenim olan Osman Özkan’ın evi, yolun öbür tarafında yer alan tarihi eser diye halen korunan ama zaman içinde çürüyen, çöken ve kendi kaderine terkedilen Bekir Meroğlu’nun evi, ilk önce Bakırcılara satılan Gazipaşa İlkokulu’ndan öğretmenim olan Ziya Bey’in evi, Tarım Kredi Kooperatifine satılan Nedime öğretmenin evi, eniştemin babası ve İnkılap İlkokulu başöğretmeni Şevket Soyocak’ın evi, Gazipaşa İlkokulunda başöğretmen olan Nazım Beyin ve eşi öğretmen Zehra hoca hanımın evi, Recep Rahmi Tankaya’nın evi, sınıf arkadaşım Tuncay Alaybeyoğlu’nun ailesinin evi ve son olarak lise binasının yanında yer alan İl Özel İdare Müdürü Mustafa Bıçakçı’nın evi bu bölgede bulunuyordu.

Kitabın yazarı Muzaffer Gündoğar, Hıdırlık’ta Recep Rahmi Tankaya’nın mezarı başında…

(SÜRECEK

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol