‘Çorum Belediyesi, ‘Belediye ‘satranç’a 478 bin verdi, su alacağına yüklendi’ başlığı ile yaptığım habere güya kendi tarafından bakarak olağan gibi görünen, ama olağan olmayan bir şekilde cevap vermeye çalışmış.

Verdikleri cevap hakaret içermese, cevap vermeye gerek duymayacaktım.

Durumları rahmetli Levent Kırca’nın skeçlerine benziyor.

Bu ciddiyet düzeyindeki cevap ancak merdiven altı hazırlanır. Sizlerin varoluş kaygınızdaki sürreal çelişkiyi çok iyi anlıyorum.

Söyle ki; Evet Çorum’un tanıtımı elzemdir, buna kimse itiraz edemez. Benim itirazım şudur; Çorum’un o kadar sorunu varken, Belediye’nin borcu tabir yerindeyse arşı aşmışken, bu da Sayıştay raporlarıyla sabitken, İller Bankası ödeneği hacizliyken, Federasyon’un yapabileceği bir turnuvaya Belediye neden bu kadar para vererek sponsor olur? Sizin, Sosyal Belediyecilik anlayışı dediğiniz anlayış bu şekilde işliyorsa, bu şehre vah ki ne vah.

Zira, Belediye devletin yapması gereken tesisleri yaptı; stat, spor salonu, okul yaptı, durumu ortada! Bu süreci iyi yönetemediğinizden ekonomik olarak Belediye’nin yıkımını hazırladınız. Hem stadı, hem de spor salonunu Gençlik ve Spor Bakanlığına devrettiniz, borçları üzerinizde kalarak…Yaptığınız işler köpek balığını taşla kovalamaya benziyor.

Keza, bugüne kadar eski Belediye Başkanı Muzaffer Külcü’nün yarım kalan işlerini hizmete açmaktan başka ortada yaptığınız bir şey de yok.

İmam Maturidi der ki: Aklı kullanmamayı telkin eden her his şeytan işidir…

Taş binayı değil, içinizi ışıtacaksınız.

Diyorsunuz ki, “Çorum’un tanıtılması konusunda samimi misiniz, verdiğiniz bilgi(!)ler kamuoyunu bilgilendirmek için mi yoksa yanlış algı oluşturmak için mi, böyle bir haber/yorumu halk için mi yapıyorsunuz, başka birileri için mi? Bunları bilmeye tüm okurların hakkı olduğunu düşünüyoruz.”

Söyle söyleyeyim; Gazetecilik kamu yararına yapılan bir meslektir. Birileri için yapılabilecek bir iş değildir. Birileri için turnuva düzenlemeye benzemez bu iş. -Şimdi oraya geleceğim- Hele de benim gibi birinin de birileri için kalem oynatmayacağını bu camiada herkes bilir. Dil bir silah olabilir ama iftira değil, iftira atmayın.

Şimdi ben size soruyorum… Bu turnuvayı kimin isteği ile hangi kuruluşun, kişilerin yararına, hangi dernekten arkadaşınızın gönlünü almak için üstlendiniz? Bu işler karşılığında kimlere, kimin yakınına ödeme yaptınız? Yönetmeye değil, yönetilmeye mi geldiniz? Bu kul hakkı kimin omuzunda? Kul hakkı Temel fıkrası mıdır sizin için? Sonra git sosyal yardımlaşmadan yardım alan garibanın suyunu kes.

Boynunuzdaki kılıç bu garibanlar tarafından dövülüyor haberiniz olsun.

Ve yine soruyorum, turnuvaya İsrailli sporcular da katıldı, hazırlattığınız turnuvanın tanıtım afişinde İsrail bayrağı vardı, daha sonra İsrail bayraklı afişleri kaldırıp yerine İsrail bayrağı olmayan afişleri astınız. Bunun temeli nedir?

Gelelim zurnanın zırt dediği yere.

Haber öncesi, bizzat, hesap işlerinden sorumlu Başkan Yardımcısı Sayın Lemzi Çöplü’yü arayıp, “Satranç turnuvasına Belediye 478 bin lira sponsor desteği vermiş, doğru mu?” diye sordum. Kendisi, “400 bin lira civarında bu rakam, ama tam olarak hatırlayamıyorum” dedi. Arkasından “İhale yaptınız mı?” diye tekrar bir soru yönelttim, “Evet yaptık” diye cevap verdi. İhale yapılmadığını bildiğimden “Lemzi bey galiba ihale yapılmamış” dememin akabinde Lemzi Çöplü, “ Doğru yapılmadı. Özel Kalem bütçesinden doğrudan teminle sponsor olundu” demek zorunda kaldı.

Lemzi Çöplü taş binada, ben de buradayım buyurun. Sizin birbirinizden haberiniz mi yok?

Hani verdiğiniz cevapta 478 bin liranın çok altında bu rakam diyorsunuz ya, Lemzi Çöplü’nün söyledikleri ile sizin bu söyledikleriniz alt seviyede bir cevap olarak kamuoyunun karşısında durmuyor mu?

Verdiğiniz cevaptaki, sizin bahsettiğiniz samimiyet ve dürüstlük bu mudur? Şöyle de diyebiliriz, hasta olan sen olduğunda başkalarına ‘ilacını al’ demenin bir anlamı yok.

“Neden ihale yapılmadı, Belediye Spor İşleri Müdürlüğü tarafından ödeme yapılmayıp, Özel Kalem Müdürlüğü tarafından yapıldı?” kısmına hiç girmeyeyim. İnce işleri sizler daha iyi bilirsiniz elbette. Ha bir de kimlere, ne kadar ödeme yaptınız?

Siz diyorsunuz ki, bizi hep alkışlayın. Yok öyle yağma, kral çıplaksa çıplaktır.

“Yapay zeka” gerçeği kamuoyunda gündemi ciddi bir şekilde meşgul ederken, konunun anlaşılması sizler tarafından beklenmemektedir.

Geçtiğimiz günlerde AK Parti eski yöneticilerinden bir dostum Belediye yönetimiyle ilgili, “Dağ fare doğurdu. Yazık olacak Çorum’a” demişti de ben de ona, “Dağ fare doğurmadı, ortada tepe bile yoktu ki” diye cevap vermiştim.

Son kez size bir güzellik yapayım… Leonard Cohen’in, ‘Görkemli Kaybedenler’ eserini mutlaka okuyun, size yardımcı olacaktır. İşinizi kolaylaştıracaktır. Geldiğiniz noktada, ütopya kaçıyor, distopya kovalıyor.

Kadim kültürümüz der ki; “kem alat ile kemalat olmaz.” Günümüz Türkçesinde karşılığı; “sıradan aletlerle mükemmellik yakalanmaz.” Olsa olsa vasat yüceltilir, vasat gelir tuzağında patinaja devam edilir…

Ben o haberi neden yaptım biliyor musunuz? Bazen testiyi kıracaksın ki, içinde ne olduğunu görebilesin… Kendinize mistik anlamlar yüklemenize gerek yok. Kifayetsizler diye yeni bir sınıfın türediğini herkes biliyor zaten. Bu da kimilerinin üzerinde, sanki mağazadan alınmış gibi değil de, terzi dikmiş gibi duruyor.

Bu işler Neşe’nin kepek sorununa benzemez.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol