Köylü dayı; her günki gibi saat 06.00’da kalktı. Elini ve yüzünü yıkadı. Beslediği hayvanların “mal hakkını” anımsadı. İlk iş olarak köpeğinin karnını doyurdu, onun başını okşadı. Kümese gitti. Horozun, tavuğun, ördeğin, kazın yemlerini ve sularını verdi. Ev içerisindeki işlerini bitirdi. Giyindi, damdan binitini çıkardı. Köpeğini karşısına aldı. Köpeğinin başını okşadı:

-Ey havhav, bugün kentin pazarı var. Ben oraya gidiyorum. Öğleye kalmaz dönerim. Bu ev ve bu hayvanlar sana emanet. Bizim köyde hırsızlık olmaz ama, senin kapının yanındaki direğe ip tasmanla bağlayacağım. Sen görevini bilirsin, der. Kentin pazarına gider.

O gün, bu köye bir hurda toplayan gelir. Köylü dayanın evinin önünden geçerken şu evden bir şeyelr alayım der. Outrarak kapıya yaklaşır.

Horoz: Öter. Köpek, ne demek istediğini anladım, der. Tavuk, gıdaklar. Köpek sen yumurtlamana bak. Ördek: Vak vak der. Köpek; hiç merak etme bırakmam. Kaz: Tıs tıs öter. Köpek; tıslayıp durma. Ben ne yapabileceğimi bilirim der.

Hurdacı kapıya yaklaşırken köpek; kapı önüne yatar. Ön ayaklarını uzatır. Başını ayakları üzerine koyar. Oturarak yaklaşan hurdacının içeriye adım atığı en arkadan hurdacının bacağını ısırır. 4 hayvan da ötüverir. Hurdacı evi terk eder gider. Köylü dayı gelir. Kapı önündeki kanları görünce;

-Havhav, hayranım sana. Hırsız eve girememiş, der!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner251