14.12.2011, 00:00 134

DARBE OLAN YERDEN PARA ESİRGENMEZ!…

Çantamda geze, toza gazete eskidi, ama haber eskimedi. Eskimez de…

“Darbe ve Suikast Hibeleri” Aydınlık, 01 Ağustos 2011…

Bugün yazarım, yarın yazarım derken haftalar su gibi aktı geçti.

Emperyalizm, gündem belirlemede, kendi tertiplerine uygun bir kamuoyu oluşturmada tavan yapmış durumdadır. Medya şırıngasıyla basıyor uyuşturucuyu, basıyor yalan haberi… Toplum ise ne verirsen onu yutmak zorunda… Bir tarafta uyuşturulmuş canlı bombalar, diğer tarafta "beyinleri kefenlenmiş" milyonlar.

Türkiye’de kanla, irfanla, devrimle kurulan Cumhuriyet’i savunmak amacıyla yola çıkanlar ise gündem belirlemede artçı birlik benzerlik göstermektedir. Somut şartların somut tahlili, demek ki devrim dalgası henüz yükselişe geçmiş durumda değil. Olan ve olması gereken tartımında ahval ve şerait bu merkezdedir. Türk milleti getirildiği uçurumun farkında değildir. Ona bu tehlikeyi anlatacak ve onu baş düşman emperyalizme karşı birleştirmesi gereken güçler de ne yazık ki tehlikeyi ve vahameti görmezden gelmektedir. Anlaşılan odur ki, bugünkü şartların devamı halinde ödenecek bedel, maddi ve manevi ölçekte giderek büyümektedir.

Biz gelelim, değişende değişmeyen verilerle zenginleşen habere…

Dünya Bankası’nın resmi internet sitesinde bulunan “Amerika ile net ikili yardım akışı” adlı dokümanda, çok dikkat çekici bir grafik karşımıza çıkmaktadır. Bu grafikte, 1960 yılından 2009 yılına kadar geçen süre içinde Türkiye ile ABD arasındaki yardım amaçlı para akışı gösterilmektedir. Grafikte en dikkat çeken taraf ise Türk siyasi hayatının dönüm noktaları olan tarihlerde ABD’den alınan parasal yardımların çok yüklü miktarda olmasıdır.

Grafikte, ABD’den alınan yardımları zirveye çıktığı tarihler ise şöyle sıralanmaktadır:

1961, 1971-1972, 1980, 1982, 1991, 1993, 1995, ve 2003. En çok yardım alınan tarih olarak 1982 yılı gözükmektedir.  Bir diğer deyişle ABD’nin “Bizim çocuklar” diye kıvandığı darbe sonrası kesenin ağzı açılmıştır. 

İnternetten indirilen grafikte görülmesine karşın gazetenin 1960-1961’de yapılan ABD yardımlarını yorum dışı bırakmasının, tarihe bakış açısı bağlamında objektiflik ölçütüyle bağdaşmadığının altını çizerek sürdürelim yazımızı.

27 Mayıs 1960’a doğru…

ABD’den istediği kredi desteğini (Ağır sanayi ve silah fabrikaları için) bulamayan Menderes hükümeti yeni seçenekler peşinde SSCB ile görüşmeler yapmanın peşine düşmüştür. 1960 Ağustos’unda Menderes’in Rusya’ya görüşmeye gitmesi planlanmıştır.

Dönemi. “Türkiye İktisadi Tarihi, 1908 – 1985” adlı kitabında değerlendiren Korkut Boratav şöyle demektedir.

“Adnan Menderes’in muhalefete ve basına karşı hoşgörüsüz ve acımasız tutumu, Türk devlet geleneğini alt üst eden davranışları, irticaa ödünler vermesi vb gerçekler onun iktisadi kalkınma çabalarını, hangi bilgi ve ortamda, ne gibi amaçlarla yürüttüğünü yansız bir gözle değerlendirmemize engel olmamalıdır.”

Sözü Menderes’in maiyetinde çalışmış Ercüment Yavuzalp’e bırakan Boratav, onun Menderes’le Anılar adlı kitabını kaynak göstererek konuya açıklık getirmeye çalışmaktadır.

Yavuzalp, Menderes döneminde bilimsel ve rasyonel bir kalkınma politikası izlemenin zorluğunu siyasi kadroların deneyimsizliğine, yetişmiş eleman sıkıntısına ve demokrasi geleneğinin yetersizliğine bağlayarak şunları anlatmaktadır.

“Bir yabancı yazarın eleştirileri üzerine Menderes, ‘Bu yabancı, Türkiye’de bir fabrikanın fonksiyonu nedir bilmez. O bunu kendi tuzu kuru ülkesindeki kriterlere göre değerlendirir. Biz fabrikadan, üretim yanında başka fonksiyonlar da bekleriz. Türkiye’de bir yerde fabrika kurulması demek, oraya okul, revir, doktor gitmesi demektir. Fötr şapkalı adam gitmesi, istihdam yaratılması ve tarımın geliştirilmesi demektir. Bunları o adam bilmez ki… Ona akıl hocalığı yapan benim adamım da bilmez ki…  Benim için mesele, şekerin sadece kilo başına maliyeti değildir. Ben fabrikayı kurarken onun bu yan fonksiyonlarını da göz önünde tutmak mecburiyetindeyim.”

Gereğinden fazla tekstil fabrikası açtığı eleştirilerine ise Menderes şu yanıtı vermiştir.

“Çok fabrika yaptığımız söyleniyor. Yani fabrika yapmayıp da hep pamuk ihracatçısı mı kalalım. Ne için pamuğu işleyip satmayayım? İhracat niye yapmayayım? Farz edin ki ihraç etmedik, o zaman da bez yapar satarım. O da olmadı, iplik yapar satarım. Hammadde satıcısı olmaktan daha iyi değil mi?”

ABD ise daha 1949’dan başlayarak hazırladığı raporlarda Türkiye’yi dışa bağımlı bir ekonomi ve Açık Pazar yapmanın dayatmasındadır. 1949’da hazırlanan Barker Raporu iktidar değişikliği sonrası D.P. yöneticilerine verilmiştir.

Raporda öncelik tarım sektörü olup sanayi yatırım alanları şunlardır. Tuğlacılık, camcılık, dericilik, mobilyacılık, basit aşı ve serum yapımcılığı, sabunculuk, çanak çömlekçilik vb. yatırım yapılmaması gereken alanlar ise sizin de tahmin edeceğiniz gibi ağır makine ve metal işleme sanayi, ağır kimya sanayi, selüloz ve kâğıt sanayidir.

Bu yatırımlar zaman içinde dış dayatmalara rağmen yapılmış ancak 2003 sonrası AKP iktidarı tarafından babalar gibi satılmıştır.

1961 Sonrası:

Türkiye, 27 Mayıs 1960’dan sonra ABD tarafından parayı veren düdüğü çalar durumuna düşmüş bir ekonomiyle cebelleşmiştir. Memur maaşlarını verecek nakit bile yoktur.

Basından ABD yardım başlıkları…

5 Temmuz 1960

“Amerika dün 1 milyar lira hibede bulundu. Bu yıl 100 milyon dolar yardım muhtemel.”

4 Ağustos 1960

“Amerika 34 milyon dolar hibe etti. Bunun 11 milyonu akaryakıt, 6,9 milyonu çelik mamulleri ithalinde kullanılacak.”

25 Kasım 1960

“Avrupa İktisadi İşbirliği ve Para Fonu ile yapılan müzakerelerin iki gün içinde neticeleneceği bildirildi.”

12 Ocak 1961

“Amerika bize 43 milyon dolar verdi. Bu yardım ithalat için kullanılacak. 27 Mayıs’tan beri yapılan ithalat 279 milyon doları buluyor.”

16 Mart 1961

“ICA 90 milyon lira daha serbest bıraktı.”

19 Nisan 1961

“Amerika 1 milyar liralık yeni bir yardımda bulundu.

15 Ekim 1961

“Faure yardımı zaruri görüyor.”

Parayı veren elbette düdüğü çalacaktır. ABD parayı vermekte biz de babalar gibi ithalat yapmaktayız.

Amerikalı ekonomi profesörü David A. Baldwin “Dış Yardım ve Amerikan Dış Politikası” adlı kitabında şunları yazmaktadır.

“Dış yardım, dış politika kapsamı içinde ele alınmalıdır. Dış yardım, devlet yönetiminin en önde gelen tekniklerindendir. Başka bir deyişle, bu yolla bir ulus, öteki ulusları istediği yöne çekmeye çalışır. … Dış yardımın bir başka amacı, dost hükümetlerin iktidarda kalmalarına yardımcı olmaktır.”

1971 – 1972 Dönemi:

Bu dönemden önce ABD’nin Türkiye’ye yardımı 100 milyon doların altında seyrederken, 1971’in ortalarında bir anda tavan yapmış ve giren para 165 milyon dolara yükselmiştir.

Bu tarihin 12 Mart 1971 muhtıra yaftalı ABD yanlısı darbenin hemen sonrası olduğunu beraberce hatırlayalım.

1980 Dönemi:

1972 ile 1978 arasında para akışı tersine dönmüştür. Dünya Bankası verilerine göre bu dönem aralığında Türkiye’den ABD’ye para akışı vardır. Ancak, 1979 tarihinde Türkiye’den ABD’ye para akışı sona ermiş, bir anda ABD’nin Türkiye’ye 265 milyon dolar kadar para aktardığı ortaya çıkmıştır. 

Burada “70 sent” edebiyatı, Turgut Özal’ın mimarı olduğu 24 Ocak 1980 kararları, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra ekonomi yönetiminin Turgut Özal tarafından sürdürülmesi hatırlanmalıdır.

(SÜRECEK)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
15°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 13 Temmuz 2020
İmsak 03:20
Güneş 05:13
Öğle 12:51
İkindi 16:49
Akşam 20:19
Yatsı 22:03
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 31 66
2. Trabzonspor 31 62
3. Sivasspor 32 57
4. Beşiktaş 31 53
5. Galatasaray 32 52
6. Alanyaspor 32 51
7. Fenerbahçe 32 50
8. Gaziantep FK 31 41
9. Antalyaspor 32 41
10. Göztepe 32 39
11. Kasımpaşa 31 36
12. Gençlerbirliği 32 36
13. Malatyaspor 31 32
14. Denizlispor 31 32
15. Çaykur Rizespor 31 32
16. Kayserispor 31 31
17. Konyaspor 31 30
18. Ankaragücü 32 29
Takımlar O P
1. Hatayspor 33 63
2. Erzurum BB 33 59
3. Adana Demirspor 33 58
4. Akhisar Bld.Spor 33 57
5. Bursaspor 33 56
6. Fatih Karagümrük 33 53
7. Altay 33 51
8. Keçiörengücü 33 47
9. Ümraniye 33 44
10. Giresunspor 33 44
11. Menemen Belediyespor 33 43
12. İstanbulspor 33 40
13. Balıkesirspor 33 38
14. Altınordu 33 36
15. Boluspor 33 30
16. Osmanlıspor 33 27
17. Adanaspor 33 21
18. Eskişehirspor 33 12
Takımlar O P
1. Liverpool 35 93
2. Man City 35 72
3. Chelsea 35 60
4. Leicester City 35 59
5. M. United 34 58
6. Wolverhampton 35 55
7. Sheffield United 35 54
8. Tottenham 35 52
9. Arsenal 35 50
10. Burnley 35 50
11. Everton 35 45
12. Southampton 34 44
13. Newcastle 35 43
14. Crystal Palace 35 42
15. Brighton 35 36
16. West Ham 35 34
17. Watford 35 34
18. Bournemouth 35 31
19. Aston Villa 35 30
20. Norwich City 35 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 35 80
2. Barcelona 36 79
3. Atletico Madrid 36 66
4. Sevilla 36 66
5. Villarreal 35 57
6. Getafe 35 53
7. Athletic Bilbao 36 51
8. Real Sociedad 35 51
9. Valencia 36 50
10. Granada 35 50
11. Osasuna 36 48
12. Levante 36 43
13. Real Betis 36 41
14. Real Valladolid 36 39
15. Eibar 36 39
16. Celta de Vigo 36 36
17. Deportivo Alaves 35 35
18. Leganés 36 32
19. Mallorca 36 32
20. Espanyol 36 24

Gelişmelerden Haberdar Olun

@