1941-1943 yıllarında Çorum Ortaokulunda okudum. O tarihte Çorum’da lise olmadığından, ortaokul, en yüksek tahsil kademesi idi. Her bakımdan önemli ve itibarlı idi. Hocalarından birçoğu, unutulmayacak değerde insanlardı.
Bu yazımda bu kıymetli hocalarımdan ( o zaman sadece öğretmen derdik onlara) 3’ü hakkında anılarımı aktaracağım.
MATEMATİK ÖĞRETMENİMİZ CUDİ BEY
Çok uzun boylu, çok sert, otoriter bir hoca idi. Ders boyunca sıralar arasında dolaşırdı. Aramızdan biri, her nasılsa dalmışsa Cudi bey, yanından geçerken ensesine bir cetvelle “çat” diye vurarak “aklını başına getirir” ve hiçbir şey olmamış gibi, sıralar arasındaki turuna ve dersine devam ederdi. Bana matematiği, bilhassa geometriyi sevdiren o oldu. Mühendislik yolunda ilk ivmeyi o vermiş oldu bana..
BİYOLOJİ ÖĞRETMENİMİZ MAHMUT HOCA
Ona rahatlıkla “hoca” diyebilirdik. Çünkü 60’ı geçkin yaşı ile, babamın da öğretmenliğini yapmış, kocaman, çok saygıdeğer bir insandı. Dersleri çok verimli ve sevimli geçerdi. Ortadoğu ülkelerini de içine alan geniş bir coğrafyada geçirmişti gençliğini. Eski ortaokul yolunda çok geniş bir bağ-bahçe sahibiydi.
Bir gün dersinde, elinde resimli karton levhalarla sıralar arasında dolaşarak, bilmediğimiz hayvanları, filleri, gergedanları, zürafaları anlatıyordu ki, arada bir de “karınca yiyen” isimli bir hayvandan bahsetti. Yanımda oturan Osman (rahmetli Osman Sabuncu) ile ben, gözgöze geldik ve hafif sesle gülüverdik. Çorum’da, göz çıkaran insanlara “karınca mı yedin?” diye takılınırdı çünkü. Mahmut hoca, bu birazcık sesli olan gülüşümüzü duyunca, sertçe dönüp, “Bok böcekleri, 2 metre uçarlar, kendilerini serçe kuşu sanırlar” diyerek azarlamıştı.
Onun bu sözünü hiç unutamamış, hayatım boyunca gerektiğinde kullanmışımdır.
RESİM ÖĞRETMENİMİZ REŞAT BEY
En güçlü, en etkin öğretmenlerimizden biriydi. Onun sayesinde okulun en önemli derslerinden biri oldu, resim dersi. Hafta içi her gün, paydostan sonra 3-5 talebe, onun atölyesinde resim çalışmaya devam ederdik. Resim dersi deyip geçmeyelim, nice çalışmalar yaptırdı bize:
-Dünya ressamlarının ünlü resimlerini röprodüksiyonlarıyla tanımak, incelemek, değerlendirmek.
-Çorum’a özel sosyal ve folklorik olayları, yağlıboya veya suluboya olarak resmetmek.
-Mahalle çeşmeleri, cami kapıları, güzel ahşap konakları, resimle ölümsüzleştirmek,
-Kilim ve basma desenlerini tempera boyalarla oluşturmak.
Bunlar için kırtasiye ve çeşitli boya malzemelerini kendisi verirdi bize. Nerden ve nasıl sağlardı, bilmiyorum.
Mühendislik tahsilinin önemli basamakları olan teknik resimdeki başarımı ona borçlu olduğumu düşünüyorum. Ayrıca, resim sanatına ilgi ve sevgimi ondan aldığıma inanıyorum.
Bizden sonra Çorum Lisesinde de hocalığa devam ettiğini, ve sonra başka bir ile nakledildiğini biliyorum. Netice olarak Çorum’un bu sosyal ve ekonomik çalışmalarını, Çorum’dan giderken muhteşem bir resim hazinesini de beraberinde götürmüştür, kesinlikle... Hep biz talebelere yaptırdığı eserler. Bunlar kaybedilmese idi Çorum için çok değerli bir hazine olurdu.
Reşat bey konusunu, aramızda geçen özel bir olayı anlatarak bitireyim:
Ortaokulun birinci sınıfının birinci dönem karnelerini, müdür muavini sıfatıyla Reşat bey dağıtıyordu. Sıra bana gelip karneme göz atınca, bir süre duraladığını gördüm. Bütün ders notlarım 10, resim dersi notum 2 idi. Ben de şaşırıp kalmıştım buna. Babam, sebebini bizzat Reşat beye sormuş ve öğrenmiş: 1/E sınıfında halazadem Raif’e (Emekli General Raif Babaoğlu) kopya vermişim. Bu nedenle not defterine 2 adet 0 (sıfır) yazmış. Hakikaten benim 1/A sınıfında resim dersinde örneklerle kilim deseni ödevini anlatırken, hemen o sırada bir kilim motifi çizivermiştim, kağıdıma. Reşat bey bunu anında görüp “hah işte bu” demişti, sınıfta. 1/E’deki halazadem Raif, çizimimi benden isteyince ona vermekte hiçbir mahsur görmemiştim. Nasıl olsa çizebilirdim yenisini. Reşat bey Raif’in elinde benim desenimi görünce, ona ve bana ikişer adet “sıfır” vermişti.
“Kış” adlı şiirinde, “senden boşalan bağrına taş bastı pınar” diyen Türkiye çapındaki şair ve ressam Sait Maden de, onun talebesi, sınıf arkadaşımızdı. Ona ve bütün hocalarımıza rahmetler diliyorum. 8.1.2016



1940’ta... Çorum Üçtutlar Caddesi Çeşmesi.
Resim hocamız Reşat bey için 1941’de yaptığım suluboya resmin konusu bu çeşme idi. Mermer oymalı, yalaklı ve de saçak çatılı mahalle çeşmesi.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol