|
Başlıkta bir araya getirdiğimiz üç nosyon, bazı çetrefil noktalarda anlaşmak için, tartışmalarımızın esasını teşkil etmeleri gerekir. Bunlardan uzak kalınınca, herkes gibi, bizim vatandaşlarımız da bocalayacaklardır.
Bir yazarımız, Yugoslavya’da bir münasebette bulunurken, verilen resepsiyona bir gazetecimiz de davetli bulunuyor. O zamanın Devlet Başkanı ve Yugoslavya’nın kurucusu Tito, eşi ile birlikte, herkesle çok nazik bir şekilde ilgilenirken, bizim gazeteciye de rastlıyor. Tito ve sayın eşleri, gazetecimize iltifatlarda bulunuyorlar. Türk olduğu anlaşılınca da, Tito sözlerini Atatürk’e getiriyor. Atatürk’ü sevdiğini söyleyen Tito, yeni Türk Devletinin kuruluşu, eğer, kendisininki gibi, federatif olsa idi, daha akıllıca bir şey yapılmış olacaktı, gibi fikir beyanında bulunuyor. Gazetecimiz Ali Sirmen de, bunu zamanın göstermesinin daha iyi olacağını söylüyor.
Ali Sirmen, bizim, Fethiyeli Mehmet Yerguz’un Fransa’dan arkadaşıdır. Mehmet Yerguz, herkesle, sıradan kimselerle arkadaş olacak bir genç değildi. Arkadaşımın, Nevzat Yerguz’un oğlu olduğu için, ben Mehmet’i çocukluğundan beri iyi tanırım. Siz de, Ali Sirmen’i yazılarından tanıyorsunuz. Zaman Ali Sirmen’in doğru düşündüğünü göstermiştir. Tito’nun Federal Devlet yok olmuş, yem olmuş, Atatürk’ün Üniter Devleti yaşamaya devam ediyor. Kimin daha haklı olduğunun tartışılmasına ihtiyaç kalır mı?
Allah’ın verdiği akıl kullanılmayınca, insanlar arasında fikir ve iyi niyet te olmayınca, tartışmada, odan ortaya çıkacak mücadelede devam edecektir.
Eski yazılarımızdan bazılarında, Dünyada her şeyin söylenmiş ve hatta düşünülmüş olduğunu söylemişimdir. Yine de ısrar ediyorum. Eski söylenenler, yeniden ısıtılıp ortaya getirilmektedir. Ancak büyük kafa sahibi bazı istisna insanlar, insanlara yol gösterebiliyor. İşte bizim Türkiye’de pek te itibar bulmuş olmayan büyük insanımız, bu hakikatları görmüştür. Devleti de federal değil, üniter sistem üzerine kurmuştur. Devletin ayrışmasından güya çıkar bekleyenler ise, Federal sistem heveslerini canlı tutmak istemektedirler.
Pek çok ülkede; çeşitli insan grupları, çeşitli etnik köken sahibi insanlar yaşamaktadırlar. İnsanlar, niçin ayrışmayı, ufalmayı, gelecek tehlikelere zayıflayarak muhatap olmayı isterler de; etnik kökenlerini dağılmış olduğu ülkelere yakınlık göstermezler? Bizim kürtler için bu sözüm geçerlidir. Suriye, Türkiye, Irak, İran ve Ermenistan’da yaşıyan kürt ekalliyetinin insanları, bu beş ülkenin birbirine yakınlığını ve hatta, federe devlet olmalarını istemezler?
Bu devletlerin geçmişleri ve tarih içinde birer medeniyetleri var. Bunlar etnik edildiklerinde, hem tarihlerinin ve hem de medeniyetlerinin de birlik noktaları vardır. Bu var olan vasıflar, bu devletlerin ayrışmalarından çok, bir birlerine yakınlaşmalarının yardımcısı da olurlar. Eski Osmanlı, şimdiki İngiliz milletler topluluğu bu maksada uygun teşekküllerdir. Sanıyorum ki, böyle birliktelikler, insanların daha mutlu olmalarının, daha varlıklı olmalarının sebebi de olacaktır. Savaşlar, servet yok eden vasıtalar olduklarına göre; savaşların oldukları bölgelerde zenginlik görülmeyecektir. Fakirliğin mutluluğu ise, romanlara konu olmaktan öteye geçmiş değildir.
Halkın ve hatta milletin yol göstericileri aydınlardır. Kürt aydınları ve bunlarla birlikte Ermeni aydınları oturup düşünmelidirler. Ayrılık taraftarı her aydın düşünmelidir. Bu gün olduğu gibi, osmanlı’da olduğu gibi, bir devletin sahibi olarak, barış içinde yaşamay ve zenginleşmeye mi devam etmelidirler; yoksa, Mareşal Tito gibi ayrışmanın öncülüğünü yaparak, yeni efendilere uşak olma yolunu mu tercih ederler? Bunların düşünceleri kendilerine aittir.
Bir Ermeni yazar, 1915’de 60 bin olan İstanbul Ermenilerinin, normal nüfus artışına uyarak, niçin 300 bin olmadığından ve hep aynı kaldığından şikayet ediyor. Bunu anlamıyacak bir şey yok. Bin yılın 9 asrı, Ermenilerde, hatta Türklerden fazla üremeye devam etmişlerdir. Türkleri de geçmişlerdir. Abdulhamit’ten sonra takip ettikleri ayrılık fikirleri, başarısız olunca, onların emniyetlerini şüpheye düşürmüştür. Gizli göçün sebebi budur. Bunun sebebi de kendilerinin düşüncesiz aydınlarıdır.
Bu gün, Ermenilerin emniyeti, Türklerinkinden daha sağlamdır. Bir Hrant ölümü, aksi anlamları kuvvetlendirmez. Hrant gibi öldürülen Türk ve Müslüman aydınlar yok mu? Bu münferit olaylar, gizli göç sebebi olmamalıdır. Ne Ermeni göçerleri ve ne de Rum göçerleri, gittikleri memleketlerde, kendi vatanlarındaki kadar mutlu olamamışlardır.
|