|
Bir süredir rahatsızdım.
Yazılması gereken çok şey oldu bu ara. Yazamadım.
“Yazmam gerekir” dediğim şeylerin üzerinden bunca süre geçince de yazmayı doğru bulmadım, çünkü o olayların çoğu güncelliğini yitirmişti.
O olaylardan biri de İşçi partisi Genel Başkanı Sayın Doğu Perinçek’in, soykırım konusunda İsviçre’de verdiği, kavgaydı...
“Güncelliğini yitirmiş olsa da; ayakta alkışlanması gereken bu davranışla ilgili bir şeyler söylemezsem; vefa anlayışıma ters düşmüş olacağım...” deyip, oturdum bilgisayarımın başına...
* * *
Önce olayı baştan alalım ki, yazımıza kimse “Fransız” kalmasın.
Maksatlı Avrupa’nın, maksatlı ülkelerinden, maksatlı İsviçre de; Türk ve İslam Toplumlarından duyduğu rahatsızlığı dizginleyemediğinden; “Türklerin 1915-18 yılları arasında Ermeni soykırımını yaptığını, bu gerçeğe(!) karşı çıkanların yasal olarak suç işlemiş sayılacağı...” yasasını (!) kamutaylarından geçirerek, olurlardı.
Türk Tarih kurumu Başkanımız Prof Dr. Sayın Yusuf Halaçoğlu; Maksatlı İsviçre’nin üniversitelerinin birinde; bu zırva yasaya karşı çıkıp, doğruları haykırınca; Maksatlı İsviçre’nin ilgili mahkemesi, Sayın Halaçoğlu hakkında ceza soruşturması başlattı.
Ülkemizin siyasilerinin, ilgili ve yetkili orun ve kurumlarının sessiz kaldığı ya da gereğini yeterince yapmadığı bu dönemde; Sayın Perinçek, anında Maksatlı İsviçre’ye uçtu.
7 Mayıs 2005 tarihinde, Lozan Konferansı’nın yapıldığı binanın merdivenlerinde; “...Ermeni soykırımı, uluslararası bir yalandır” diye başlayan bir açıklama yapıp, bizzat yerinde tepkisini ortaya koydu.
Sonra?
Sonra, iki ay sonra (Lozan Konferansı’nın yıldönümünde) başta KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş olmak üzere, 600’ün üzerinde seçkin insanı da yanına alarak, tekrar Maksatlı İsviçre’ye gitti.
Karnından konuşan devlet adamlarımız; “soykırımın tarihsel bir yalan olduğunu” Türkiye’de Türk’e anlatırken; onlar, bu gerçekleri, ellerinde belgeleriyle Maksatlı İsviçre’de anlattılar ve arkasından da eklediler; “Hadi sıkıysa tutuklayın bizi... Hakkımızda soruşturma başlatın!...”
Onlar da başlattı. Sayın Perinçek’in hakkında dört ayrı dava açıldı.
Yılmadı. 2006 yılında, 10 bin kişiyle birlikte Almanya’da, Berlin’de haykırdı, soykırım yalanını...
Diğer siyasi parti liderleri, seçilme ve oy derdinde iken; O, kendini, soykırım yalanlarını ortaya çıkarmaya adadı.
İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olarak çalışan oğlu Mehmet Perinçek’i, Rusya’ya gönderdi.
Mehmet Perinçek, 8 yıldır Rus arşivlerinde çalışıyor. Mehmet’in, on binlerce belgeyi gün ışığına çıkardığı söyleniyor.
Sayın Perinçek, Maksatlı İsviçre’deki son mahkemesine, 90 kilo ağırlığındaki bu belgelerle gitti. İki dilde savunmasını yapıp, ayıplarını ve iki yüzlülüklerini, Maksatlı İsviçreli siyasilerin ve yargının suratına çarptı.
Sonuçta, para cezasına mahkum oldu.
Bu mahkumiyet Sayın Perinçek’i durduracak mı?
Hiç sanmıyorum.
Çünkü o iyi bir Türk, iyi bir yurtsever.
* * *
Bu olayı, üzerinden bunca gün geçtikten sonra niye anlattım, niye kaleme aldım?
Çünkü üzülerek gördüm ki; Sayın Perinçek’in kutsanması gereken bu davranışı; yerel ya da ulusal basında yeterince yer bulmadı.
Bu dava, Perinçek’in kişisel davası değildir.
Doğu Perinçek, Maksatlı İsviçre’de Türkiye’nin hakkını cesurca savundu. Ama ne hazindir ki, ne acıdır ki; iktidar ve muhalefet partileri onu yalnız bıraktı.
Hiçbir siyasi parti lideri, hiçbir ulusalcı, hiçbir milliyetçi, hiçbir solcu ya da sağcı; oy kaygısından fırsat bulup, ona maddi ya da manevi destek vermediler. Hatta daha da ileri gidiyorum; destek vermek istemediler.
Hiçbir siyasi parti lideri, hiçbir sivil toplum örgütü, Adana Belediyesi ayrık hiçbir kurum ve kuruluş; bu ortak sorunda Perinçeklerin ardında durmadı, hiçbir destek açıklaması yapmadı.
Destek olmak bir yana, eminim ki dudak büktüler.
Belki... belki siz de büktünüz.
Ama bilesiniz ki ya da bilelim ki; hiçbir sorun, oturduğumuz yerden ahkam keserek çözülmüyor.
Savaş cephede kazanılıyor. Bunu unuttuğumuz için, sorunlarımız dağ gibi büyüyor.
Soykırım Mavalı Sorunu da böyle, Kürtçülük Sorunu da böyle, İrtica Özlemleri Sorunları da böyle...
Bunun için bölünüp, parçalanıyoruz.
Bunun için analar ağlıyor. Bunun için çocuklarımız ölüyor.
Sorunlarımızı, sorumsuz ve umursamaz tavırlarımız bu hale getirdi.
15 Mart 2007 Perşembe
|