Anasayfa arrow YAZARLAR arrow A.MÜMTAZ İDİL arrow HATIRALAR KARŞILAŞMASI (2)
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
HATIRALAR KARŞILAŞMASI (2) Yazdır E-posta
15 03 2007
Bizim dünki yazı, Velidedeoğlu hatırasında kalmıştı.
Aynı tarihte, 1949 Ağustos ayında, rahmetli Velidedeoğlu, İstanbul Hukuk Fakültesi’nin hem hocası ve hem de Dekanı olarak, Van ilimize bir seyahat yapıyor. Van’da bir ilçede, eski, büyük bir Rus kışlası tamir edilerek öğretmen okulu haline getirilmiş. Sevgili hocamız, bu öğretmen okulunu ziyaret etmeyi düşünmüş. O zamanlar, ziyaret edilebilecek binaların topu okul binaları idi. Ayrıca, herkes okul sevdalısı bulunuyordu. Velidedeoğlu da profesördü ama, o kadar yaşlı da değildi. Hatırlatmak isterim ki, kendisi lise öğrencisi iken, ben de, artık koşup yürüyen bir çocuk imişim. Bu hatırlatmamla, Velidedeoğlu’nun genç bir hoca ve çok genç bir dekan olduğunu işaretlemek istiyorum.
Hocamız, bu öğretmen okulunda, yaşlı, uzun boylu ve oldukça zayıf olan bir Amerikan gazeteciyle tanışıyor. Gazeteci, Amerika’nın iki büyük gazetesinin başyazarı. Türkiye’ye gezmek için gelmiş. Yanında bir kurmay binbaşı, bir de tercümanı var. Velidedeoğlu, bizim tanıdığımız gazeteciye çok benzer bilgiler veriyor da, Amerikalı’nın çok iyi Türkçe bildiği hakkında bilgi vermiyor. Belki de Türkçe konuşmadılar. Velidedeoğlu’nun bildiği yabancı dilleri, Amerikalı gazeteci de biliyordu. Bilinen müşterek dille anlaşmış olmaları da çok muhtemel.
Gazeteci, Velidedeoğlu ile pek açık konuşuyor. Her şeyde geri kaldığımızı, yollarımızın pek berbat olduğunu, otel ve bunun gibi işler hakkında bilgisiz olduğumuzu çekinmeden Velidedeoğlu’na anlatıyor. Hukuk Fakültesi hocası ve Dekanı olarak, kendisine büyük saygı duyduğunu da, Velidedeoğlu anlatıyor. Tanışmışlıktan, ikisi de memnunlar.
Gazeteci, bir şeyimizin çok mükemmel olduğunu söylemekten de geri duymuyor: Adliye teşkilatımız ve çok adil hakimlerimiz...
Demek oluyor ki, gazeteci Türkiye’yi iyi tanıyor. Adalet mekanizmamızın ve hakimlerimizin de, bütün imkansızlıklar içinde adalet dağıtmış olmalarına rağmen, imrenilecek durum gösterdiğini iyice tesbit etmiştir. Türkiye’ye eskiden gelmemiş, Türkiye’yi iyi etüd etmemiş insanların bu tesbitleri yapmaları düşünülemez. Adalet ve hakimler üzerinde konuşulmuş olması ise, Velidedeoğlu’nun hem profesör ve hem de dekan olmasıdır. Fakülteyi, yeni bitirmiş bir hekimle, Türk hekimliği hakkında böyle tesbitler konuşacak değil ya!
Bu yazıyı, gevezelik etmek için yazmadım. Sene 1949 ve bir Amerikalı’nın adalet sistemimiz ve hekimlerimiz için düşündükleri de meydanda. CHP de henüz iktidar partisi. Bir yabancının tesbitlerini bile, bizim Başbakanımız sayın Tayyip Erdoğan tesbit etmiş değil. Her şeyi kendisinin başlattığını söylüyor. Adalet sistemi ve hakimlerimiz için tek takdir kelimesinin ağzından çıktığını duydunuz mu? Kendisini iktidara getiren ilk seçim kanununu CHP yapmıştır. Adalet teminatını getiren CHP idi.
O zaman, bütün okumuşlar, adli teminat nutukları atarlardı. Bun uyapmaya, memur olmamıza rağmen, biz de yeltenirdik. Bizi, bu noktadan şikayet edene rastlamadık. Bunlardan dolayı da, yeri değiştirilen bir memur olmadı. Bir dahiliye vekili, İstanbul’da gazetecilere, kendisinden korkup korkmadıklarını sormuştu. Gazeteciler, korkmadıklarını söylediler. Bakan kendisi ise, vallahi, kendisinin gazetecilerden korktuğunu söylemişti. Demokrat Parti veya öbür sağ parti iktidarların da, gazetecilerden korkan bir bakana rastladınız mı?
Adli teminat CHP’nin eseridir. Düşünce doğru çıkmıştır. O gün bu gün, adli teminattan şikayetçi olan kimseye rastlanmamıştır. Hakimlerin adalet anlayışından ve tatbik şekillerinden şikayetçi olan kimse ortaya çıkmamıştır. Şu teminatı, idare amirlerine verelim, diyenler görülmemiştir.
1982 Anayasasında da, Cumhurbaşkanının yetkilerini artıran bazı maddeler, adalet mekanizmasının ve hakimlerin siyasallaştırılmaması için konulmuşlardır. Yüksek hakimler ve savcıların bir kısmının Cumhurbaşkanı tarafından seçilmesinin sebepleri arasında bu endişeler bulunmaktadır. Biz de aynı düşüncedeyiz. Adalet mekanizması ve hakimler ve bu arada savcılar siyasallaştırılırsa, ülke yaşanmaz hale gelir. Adalet mekanizması ve hakimler, biz insanlar için de bir teminattır. Bu teşkilat ve hakimleri, mutlak tarafsız kalacaklardır. Yaşarken güvenilecek tek mekanizma budur. Aksini düşünmek, “ihkakı hak” anlayışına yol açmak olur. Bu yolu açmak, kim açarsa açsın, vatana ihanet olacaktır.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

BAYAN MUHASEBE ELEMANI ALINACAKTIR
İş Verenler (21.11.2008)
KAPICI
İş Arayanlar (20.11.2008)
MAKİNACILAR ALINACAKTIR
İş Verenler (19.11.2008)
EVDE ÇOCUK BAKILIR
İş Arayanlar (18.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 47 misafir ve 3 üye bağlı
  • tolgakivil
  • bitti
  • engin

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.55