|
Siyasette niyetten çok üslup, söylemden öte pratik önemlidir. Doğru bir sözü doğru olmayan bir dille söylediğinizde hem o doğru söze yazık etmiş olursunuz, hem de size inananların katsayısını da düşürmüş olursunuz.
CHP Genel Başkanı da ekranlarda görülen konuşma tarzıyla, doğru sözleri doğru olmayan bir dille söylediği için yazık ediyor.
İfade özgürlüğünün sınırlandırılması değil tabii ki söylenenler. Karşısındakine “endişe verici” derecede saygısızlık gösteriyormuş gibi ve karşısındakini sinirlendirip aynı tepkiyi almak istermiş gibi bir tablo çizmesi siyaset adına şık durmuyor.
Neden Deniz Baykal için büyük çoğunluk böyle düşünüyor?
Muhalefetsiz meclis olmaz. Ve şu anda meclisin ana muhalefet partisi CHP.
Eğer niyetiniz sorunların çözümüne katkı sağlamak ise ne pahasına olursa olsun buna uygun bir siyaset dilini esas almak durumundasınız.
Geçmiş dönemlerde, şimdi tıpkı DYP ve ANAP’ın bulunduğu gibi trajik bir deneyimi de yaşamıştı Baykal.
Parlamentoya belki bir biçimde girmeyi başarabilirsiniz de. Ama asla sorunların çözümleri için halkın gözünde bir kapı aralamış olamazsınız.
Aslında “hiç temsil edilmemek” “kötü temsilden” daha iyidir.
Üstelik çevrenizde ve yanınızda, hep eski olan o bildik siyasi aktörlerle yapacağınız savunmaların da bir inandırıcılığı kalmıyor.
Siyaset er ya da geç geçicidir. Ve siyasette “efendisiyle yükselen, efendisiyle düşer”
Ölçek, kendi düşünceleriniz değil tüm partinin düşünceleri olmalı ülke menfaati için. Hatta parti içinde size aykırı gelen ve “muhalefet” olarak adlandırdığınız seslere bile kulak vermeniz gerekir. Eğer bir yerlerde olmak istiyorsanız!
Adını ne koyarsanız koyun ama hepimizin hassasiyetlerini anlayıp ortaklaştırabilecek ve hepimizi iyi günde kötü günde birleştirecek bir birlikteliğe ihtiyaç var.
Bu tür konuşmalar çözümsüzlüğe katkıdan başka bir şey sağlamaz.
İktidarıyla…
Muhalefetiyle…
Vatandaşıyla… insan diliyle konuşmak ama elbette ki eleştirmek ve çözüm üretmek…
Rekabetsiz siyaset zaten düşünülemez, tadı da olmaz. Ama uçmadan, en çok güçlü olduğu alana enerjisini, gücünü vermeli. Tersi durumda yok olması kaçınılmaz olur.
Vatandaşın tek silahı ise, kullandığı oyu.
Hiç birimiz;
Aymaz…
Vurdumduymaz…
Pişkin…
Kör…
Ve sağır değiliz…
Vatandaş en çok ne çekerse derinliği olmayan ve hep küçük kalmak isteyen siyasilerden çeker.
Seçimlerin arifesinde önemli konu listelerdeki isimler olmamalı. Çünkü o isimler sürekli değişmektedir.
Asıl konu, kendileri hep “ikinci baharlarını” yaşarken, vatandaşın vuslatının “bir başka bahara” kalmaması.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|