|
Evet; Kürdistan sözcüğü kullanılınca, Amerikan literatüründe anlaşılan yer, Güney Anadolu’dur. Öteden beri bu konu böyle işlenmiştir. Haritalar bu anlam içinde çizilmişler ve dersler, Amerikan askeri okullarında böyle okumuşlardır. Sayın Dışişleri Bakanı Condolezza Rice, bir konuşma sırasında bu sözcüğü kullandı: Kürdistan, dedi. Rice, sözcüğün yerleşmiş, Amerikanlaşmış anlamını değiştirmiş değildir.
Kürdistan sözcüğü Türkiye’de hassasiyet yarattı. Adalet Bakanımız ve yakın hemşehrimiz sayın Cemil Çiçek bile, bu sözün ileri gitmek olduğunu ve her halde bir izahatın verilerek tashih edilmiş olacağını ifade etti. Sayın Bakanın dediği işlemler de oldu. Amerikan harice vekil yardımcısı bir zat, Kürdistan’ın Türkiye ile Irak arasında bulunan toprak sahası olduğunu söyleyerek, yine Cemil Çiçek düşüncesine göre, izahatı yapmış oldu.
Amerikalı bakan yardımcısının izahatı inandırıcı değildir; daha çok alıştırıcı mahiyet taşır. Biz artık anlıyoruz ki, Irak parçalanmış ve kuzeyinde Kürt devleti kurulmuştur. Bu sözlere alıştırılacak pek çok devlet yanında, Birleşmiş Milletler örgütü de vardır. Bunları yazarken, benim aklıma eski İngiliz Başbakanı Atlee geliyor. O da, her isteneni kabullenir dururdu.
Ben, bir şey daha hatırlıyor ve biliyorum: Bir düzen çabuk bozuluyor da, düzeltilmesi öyle kolay kolay temin edilemiyor.
Türkiye, Irak, İran ve Suriye’de yaşıyan Kürtler var. Ermenistan’da dahi Kürtler yaşıyor denebilir. Bir Kürt devleti bir yerde kurulunca, öbür ülkelerde olan Kürt topluluklarında da aynı iştah kabaracaktır. İnsanlar, hep büyük devlet sahibi olmak istiyorlar. Bu istek, bütün doğulu milletlerde vardır. Avrupa devletlerinin öyle bir istekleri yoktur. Şu misafirimiz olan Hollanda Kraliçesinin ülkesinin yüzölçümü ne kadardır ki! Onlar büyümeyi ve zenginleşmeyi uzaklarda, müstemlekecilikte arıyorlar. İsimleri değişik olsa bile, isteklerin mahiyeti değişmiyor.
Komşulardan olan istekler devam edecektir.
Bir gün, bu isteklerin tahakkuk ettiğini farzedelim. Komşu ülkelerden koparılan toprak parçaları asıl Irak Kürdistanına bağlanmış olsun. Bu yeni devlete bir de deniz bulunmuş olsun. İşte o zaman dahi, Condoleezza Rice’ın tarifi doğru kalacaktır.
Kürdistan, Irak’la Türkiye arasındaki toprakların adı olacaktır. Bu istekler Sinop-Akdeniz arasında çizilirse, anlam değişmeyecektir. Sınır belki de Çorum-Alaca-Yozgat yolunu takip edip Mersin’in batısında biterse, tarifte yine bir değişiklikler olmayacaktır. Ayrıca,
Kürdistan, İran’la Irak;
Suriye ile Irak arasındadır diye söylenmeye devam edecektir.
Bizce, bunlar ham hayallerdir. Amerikan hayalinde yaşamaktadırlar. Amerikalı tek bir dünya yaratmak istemektedir. “Tek bir Dünya” kitabını, İkinci Dünya Savaşı sırasında, Amerikan Cumhurbaşkanı yardımcı Cumhuriyetçi adını getiremediğim insan yazmıştır. O da Cumhuriyetçi idi. Sayın Bush bu kitabı okumuş olacaktır. Bu kitap bende var. Ancak, o zaman yaşıyan ve bu kitabı okuyanlar, tek bir dünyanın kuruluş şekli hakkında bir fikre sahip değillerdi. Yeni bir dünya için, kuruluşu binlerce yılı bulan eski devletlerin yok edilip yerlerine yenilerinin zorla, silah zoruyla kurulmuş olmaları kabullenilir bir yol olabilir mi?
ABD Dünyayı yıkabilir de, yeni bir dünyayı kuramaz. Önce kara ordusu yoktur. Amerika yenilmez de değildir. Vietnam yenilmez olmadığını göstermiştir.
Irak orduları savaş yapmamışlardır. Ordularının yaptığı hatanın bedellerini bu gün milletleri ödüyor. Amerikan milletine de pahalıya getiriyor. Amerika geldiğine pişman edilirse, geri dönebilir. Irak halkı Vietnamlaşır ve mücadeleyi birbirine karşı yapmaktan vazgeçerse, dediklerimiz olur. O zaman, sayın kürt biraderlerimizi bekliyecek akibetler olacaktır. Yukarıdakinden bile yardım görmeyeceklerdir. Mevcut devletlerine sahip çıkmamaktan pişmanlık duyacaklardır.
Bizim, eskiden gelme tarih bilgilerimiz var. Kürt ayırıcı aydınları bunlardan, bu tarih bilgilerinden yoksunlar...
|