|
Dünyayı kasıp kavuran ekonomik kriz hafife alınabilir mi?
Bu büyük ve henüz sonu görünmeyen krizin ülkemizi etkilemeyeceği de söylenemez.
Çok büyük iflaslar, işten çıkarmalar başlayabilir.
Bugün ABD’de Avrupa’da bankaların çöküşüne bağlı olarak yaşananları ülkemiz daha önceleri yaşamıştı.
Bankalar geri dönüşü olmayan krediler vermiş, siyasetinde etkisi ile başıbozukluk içinde hortumlanmış, sonra bir bir batmıştı.
Batan her bankanın yükünü Türkiye’nin dürüst, vergi ödeyen yoksul halkı ödemedi mi?
Ülkemizde bankacılık sektöründe şimdilik böyle bir ciddi tehlike yok gibi.
Zaten neredeyse bütün bankalar kredi vermeyi bile durdurdular.
Dünyayı kasıp kavaran kriz, bizde bankalar seviyesinde olmaz ama krizden çekinen insanlar tüketimi kısacak, buna bağlı olarak da üretim düşecek, nihayetinde de üretimden çıkarmalar başlayacaktır.
Türk özel sektörünün yabancı bankalara çok büyük kredi borçları bulunmakta. Dövizinde pahalanması ile bu borçlar katlanacak, büyük firmalar iflasa doğru sürüklenme sürecine girecektir.
Bunlar açıkça görünebilen riskler…
Şimdi bu zengin patronlar ısrarla İMF ile yeni bir anlaşma yapılmasını istiyorlar. Türk ekonomisini İMF denetlesin, yönlendirsin, böylece İMF Türkiye için garanti olsun istiyorlar.
AK Parti hükümeti İMF ile beş yıl kadar çalıştı.
Anlaşma sona erince yenilemedi.
Aslında İMF ‘de ülkemiz ile yeniden anlaşma yapmak istiyor.
Çünkü,
Borcuna en sadık müşterisi biziz.
En uslu…
En laf dinleyende biziz.
Ancak,
Yeni yapılan bir anlaşma ile yine emeklilere, memurlara, işçilere, tarım sektörüne verilecek paralar kısılacak, kaynakların kullanımı, çok borçlanmış özel sektörün emrine verilecek.
İMF’ ye kucak açılacak.
Peki, ne kadar doğru?
Türkiye’nin İMF’ nin kucağına itilmesi?
Kriz bahanesi ile Türkiye’nin İMF’nin kucağına itilmek istenmesi,
Sabırla bekleyip, günün birinde çok sözü edilen kalkınma ve büyümeden bir miktar pay alacağını uman orta direk ve yoksul kesimin, yıllar sürecek yeni bir işkenceye tabi tutulması demektir.
Kriz her zaman batanlar, kaybedenler boyutu ile ele alınır ama HER KRİZİN BİR DE KAZANANLARI VARDIR.
Kazanan birilerinin olduğu yerde de bu kazanmaya vesile olan krize “güzel …çok güzel…” deyip ellerini ovuşturanlar olacaktır.
Zaten Çinliler kriz sözcüğünü hem yaşam hem ölüm anlamına gelen işaretleriyle yazıyorlarmış.
Kriz birileri için ölüm anlamına gelirken, başka birileri içinde fırsat, atılım anlamına geliyor demek ki…
Birilerinin bu krizde batacağı…
Birilerinin işsiz kalacağı…
Birilerinin yoksullaşacağı bir gerçek.
Ama,
Madalyonun öbür yüzüne baktığınızda bu durumun hayırlara vesile olacağı da belli.
O zaman şöyle de diyebilir miyiz,
Ne hayırlardan şer,
Ne şerlerden hayır çıkar.
Batan batıp, kaçan kaçtıktan sonra yine aynı türküyü dinleyeceğiz,
KALAN SAĞLAR BİZİMDİR…
Her Gününüz Güzel Olsun.
|