|
Yazıya nerden nasıl başlamalı bilmiyorum…
Geçen hafta 17 kuzumuzu,
Bu hafta da beş vatan evladını daha şehit verdik terör belasına.
Arada mayına basıp,
Veya çatışmaya girip tek tek şahadet mertebesine ulaşanları saymıyorum.
Biz bayanların askerlik yapmak gibi bir dönemleri olmadığı için, babamın zamanında da bu türlü terör olayları olmadığından şu şöyle, bu böyle olsaydı canımız yanmayabilirdi diyerek ukalalık yapmak yerine, yıllarca bu işin içinde yoğrularak tecrübe kazanmışlara kulak vermeyi daha akıllıca buluyorum.
Onlar,
Terörün kimler tarafından finanse edildiğini, nerelerde eğitilip üzerimize salındığını, amaçlarını, buna mukabil bizlerin alması gereken tedbirleri tek tek anlatıp gerekli uyarılarını yapıyorlar zaten.
Ama anlayana!..
Bizler ise,
Her seferinde bu son olur inşallah derken,
Yine saldırı,
Yine kavrulan ciğerler, yanan gönüller.
İşin en can acıtıcı bölümü,
İkaz ve uyarılara rağmen,
Zamanında tedbir alması gerekenlerin her olaydan sonra sıradanlaşan söylevlerle yaşananları buz dolabına atıp soğutmaları,
Bir sonraki terör yavrumuzu elimizden alıncaya kadar, kâh masrafını devlete havale ettikleri mahdumlarının sünnet ve düğün törenlerinde halaylar çekerek normal hayatlarına devam etmeleri canımızı daha çok yakıyor.
Her acı şehit haberlerinin ardından,
Değerli büyüklerimiz gerekli tedbirleri alır, evlatlarımız peygamber ocağından ana kucağına sağ salim döner diyoruz;
Olmuyor… olmuyor… olmuyor…
Askerlik bu elbette, Yurt savunmasında bütün tahminleri yıkarak canımız pahasına gösterdiğimiz özveri ile bunu dünyada en iyi bilen milletlerin başında bizler geliyoruz.
Lakin,
Aynı bilgi ve özveriye herkes sahip mi, bilmiyoruz.
Devlet yönetmek,
Milletin can, mal emniyetini sağlamak,
Sosyal, kültürel, ekonomik yönden vatandaşın yarınını güvence altına almak zor iştir.
Bu işi de, başa gelebilecek her şeyi önceden görüp gerekli tedbirleri zamanında alabilen insanlar yapar ve başarır.
Tıpkı MUSTAFA KEMAL ATATÜRK gibi.
Daha önce bir kez daha anlatmıştım ;
22 temmuz seçimlerinden önce “Kartepe”nin doruklarındaki yaylada, kütük sökerken rastladığım; 77 yaşında okuması yazması olmayan, sadece yanından ayırmadığı pilli radyosu ile fikir sahibi, lakabı Keleşlerin Memet olan bizim köylü amcamın söylediklerini…
Ne diyordu o?
Meseleleri kimlere havale ettiğimizi nasıl anlatmıştı?
“Memleketin iç işlerini çözdüğünüzle yetinir çözemediğinizi, Allah’a,
Vatandaşın nasıl geçineceğini, İMF’ye,
Dış işlerini stratejik müttefikim masalı ile, Amerikanın ellerine emanet ederseniz, olacağı budur.”
Haksız mı?
Anlaşıldı ki,
Bu gün elektriğini, suyunu, ekmeğini, ilacını, tüm yaşam ünitelerini ayağına sunduğumuz Irak yöneticileri ve onların hamileri varlığımızı ortadan kaldırmak istiyorlar.
Hiç vakit geçirmeden… MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ü hatırlatalım onlara.
Göreceksiniz, sonrasında bu gün kapısında yalvardıklarımız, yarın kapımıza “ BİZ ETTİK…SİZ ETMEYİN…” demeye geleceklerdir.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|