|
“Dosttan Dosta” kitabımı 1980 yılında yayınlamıştım. 26 öyküde dostluklara çevremden örnekler vermişim.
Bugün bile arkadaşım pek çok ama dost diyebileceğim kişi sayısı iki elin parmağından fazla değildir.
Arkadaş; aslında arka çıkan kişi değil, çok zaman karşı çıkan kişi olmuştur. Ama bir dost, her zaman, karşımda, yanımda olabilmiştir.
“Bir kişi dostunuz ise; iyi günde de, kötü günde de yanınızdadır.” İşte bunun bir örneğini 2008 Ağustos ayında yaşadım.
Yeğenim Halil Savcı, 15 gün Çampınar köyüne gelip gitti. Çampınar’a geldiğinde onu karşılayan, onun okul, onun gençlik hayatında yanında olan dostu Ahmet Uyar var idi.
Ahmet Uyar ile Halil Savcı arasındaki sınıf arkadaşlığı hayat boyu sürmüştür. Ahmet Uyar okuyamamış. Halil Savcı okumuştur. Yüksek öğrenim görmüştür. Halen de Bursa’da işverendir. Öğrenim farkı, ikisi arasındaki dostluğa gölge bile düşürmemiştir.
Ahmet Uyar hastalanır, Çorum Devlet Hastanesindedir. Kalbinden rahatsızdır. Doktorların gözetimindedir. Halil Savcı, Ahmet Uyar’ın Çorum’da değil, Bursa’da tedavi edilmesini ister. Halil Savcı, kardeşi Prof. Dr. Gürsel Savcı’nın yardımı ile can dostu Ahmet Uyar’ın bir takside bir doktor denetiminde Bursa’ya gelmesini sağlar. Ahmet Uyar Bursa’da Prof. Dr. Gürsel Savcı’nın da yardımlarıyla ameliyat yaptırılarak sağlığına kavuşur. Sağlıklı olarak köyüne döner. Dostu Halil Savcı’yı her hafta birkaç kez arar.
Halil Savcı, Çampınar’a geldiği zaman hemen Ahmet Uyar’a ulaşır. Kararlaştırırlar. İnegöl Dağında “4 de Bir” çamı altında bir şölen düzenlerler. Bu şölene ben de katıldım. Altı dost yanyana geldi. Bir ara Ahmet Uyar söz aldı:
-Kardeşim Halil, bu kalp bana bir gün bir oyun oynarsa, ilk kez sana haber verilecektir. Hemen el. Beni geleneklerimize bağlı olarak toprağa sen ver... dediği zaman benim gözlerim nemlenmişti.
Böyle dostluk, herkesin başına!..
|