Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
HEP AYNI ERDOĞAN Yazdır E-posta
08 10 2008

Zaman zaman daha önce yazdığım yazıları şöyle bir karıştırırım; neler olmuş, neler yazmışız diye…

15.06.2007 tarihinde “Başbakan nerede yanlış yapıyor!?...” diye bir yazı yazmışım.

O yazımı  yine yayımlamak istedim.

İstedim ki, görün bakın, Sayın Başbakanda ve de AKP siyasetinde bir değişiklik var mı!?

İstedim ki görün bakın, nasıl bir girdaba kapıldık, hep aynı döngünün içinde nasıl dönüp duruyoruz.

*  *  *

İşte o yazı…

“…Başbakan Erdoğan’a yakın olan gazeteciler; son günlerde Başbakanın, son derece durgun ve  düşünceli  olduğunu yazıyorlar. Zaten televizyonda izlediğimiz Başbakanın görüntüleri de bu yazarlarımızın saptamalarını doğruluyor.

Sabah Gazetesi yazarlarından Aslı Aydıntaşbaş, ‘...Başbakan, yeni genel merkez binasını basın mensuplarına gezdirirken, son derece gergindi. Belli ki gündemdeki gerilim, artan terör  ve şehit cenazelerinde hükümet aleyhine atılan ‘Katil iktidar’ sloganları, ya da hiç bilmediğimiz bir  başka olay kafasını kemiriyor gibiydi...’ diyor.

Bizde uyanan izlenim de öyle.

Başbakan, geçmişte yaptığı yanlışlarının bedelini ödüyor,  bu yanlışların sıkıntılarını yaşıyor şu günlerde.

Ancak ilginçtir; aynı yanlışları sürdürmeye de (hâlâ) ısrarla devam ediyor.

Bazen, ‘Sayın Başbakan, yalnız kaldığı zaman, -Ben nerede yanlış yaptım (ya da yapıyorum)?...-  diye sormuyor mu ki kendi kendine?’ diye soruyorum kendime.

Sonra da kendi sorumu, ‘Hiç sanmıyorum.’ diye kendim yanıtlıyorum.

Niye ‘sanmıyorum’ diyorum?...

Çünkü Başbakan Erdoğan’ın yetiştiği ortam ve aldığı eğitim buna engel. Ve de Başbakan ve arkadaşlarının, içine düştükleri çelişkiler sarmalının girdabından kurtulup, bunları düşünmeleri mümkün değil.

Ama birileri, Başbakanı uyarmak zorunda.

Örneğin abileri(!) ya da danışmanları(!)...

Aksi halde ülke, gerim gerim geriliyor, hızla kutuplaşıyor.

Kalemimden yel alsın ama ben kendi payıma; ülkem için, çocuklarımızın geleceği için endişeleniyorum.

(…)

Başbakanın, sinirlendiği zaman ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Hoş normal zamanında da ağzından çıkanı kulağı duymuyor ya,  neyse...

*  *  *

Ülkemiz, demokrasi tarihimizin en duyarlı, en sıkıntılı günlerini yaşıyor. Bu duyarlılıklar öyle bir hale geldi ki, her şey limitte. Her şey pamuk iplikleriyle birbirine bağlı.

Böyle bir ortamda, herkesin kendisine çeki düzen vermesi gerekir.

Ama bu konuda öncülük yapmak, Sayın Başbakana düşer.

Başbakan, bu havayı yumuşatmak zorundadır.

Çünkü ülkenin bu hale gelmesindeki ağırlıklı sorumluluk, kendisine  ve arkadaşlarına aittir.

Sayın Başbakanın uzlaşmaz tutumları,  Kasımpaşa ağızlı söylemleri,  kavgacı ve hırçın ruh hali; Ülkeyi bu hale getirmiştir.

Başbakan  öncelikle, ‘kendisini padişah sanan ruh halinden ve bu ruh halinin getirdiği öfkeli tavırlarda’;  sonra da ‘sırf  mağdur edilmiş rolü oynamak için, bilinçli olarak  tezgahladığı tehlikeli oyunları oynamaktan’ vazgeçmelidir.

Sayın Başbakanın kavgacı ve hırçın görüntüsü, habis bir ur gibi Ülkenin tüm kurumlarını, tüm organlarını sarıp sarmalıyor.

Meclis Başkanı, Başbakan ve bakanlar, devletin organlarıyla basın aracılığıyla iletişim kuruyor.

Şehitlerimizin cenaze törenlerinde,  AKP’lilere, “katiller” diye bağırılıyor, çelenkleri parçalanıyor.

Koskoca Meclis Başkanı  (Bülent Arınç), onların düzeyine iniyor; ‘Aynen iade ediyorum. Katil de sizsiniz, vatan haini de...’ diyor.

Normal şeyler değil bunlar. Toplumsal aklımızı yitirmek üzereyiz.

Eminim ki, başta Çapulcu Barzani ve teröristler  olmak üzere  tüm ülkeler, bu halimize bi yerleriyle  gülüyorlardır.

AKP İktidarının ‘sıfır terörle’ devir aldığı Türkiye, bugün yangın yerine döndü.

Başbakan hâlâ pot üzerine pot kırıyor. Askerin, “teröristlerin, Kuzey Irak’taki hamileri üzerinde psikolojik baskı oluşturmak için” istediği sınır ötesi operasyonu yetkisi için; ‘... Türkiye önce kendi içindeki terörü bitirsin’ diyor.

Böyle bir şey olabilir mi?

Bu söylem, ABD söylemidir. Bu söylem, Barzani, Talabani söylemidir.

Bu gidişat, iyi bir gidişat değil. Sayın Başbakan ve arkadaşları,  daha fazla geç kalmadan, ‘Biz nerede yanlış yaptık ya da nerelerde yanlış yapıyoruz?’  un uslamlamasını (muhakeme), bir an önce yapmalılar artık…”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

BAYAN MUHASEBE ELEMANI ALINACAKTIR
İş Verenler (21.11.2008)
KAPICI
İş Arayanlar (20.11.2008)
MAKİNACILAR ALINACAKTIR
İş Verenler (19.11.2008)
EVDE ÇOCUK BAKILIR
İş Arayanlar (18.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 57 misafir ve 1 üye bağlı
  • murat

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.55