|
Kime ait bu söz?
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’e.
Nerede söyledi bu sözü?
AKP Antalya Teşkilatının bayramlaşma töreninde…
Ne zaman söyledi?
30 Eylül 2008 tarihinde.
Niye söyledi?
Kızdığı için.
Niye kızdı?
Çünkü kendisine, “Deniz Feneri e.V yolsuzluğu hakkında ne düşünüyorsunuz?” gibi bir soru sorma cüretinde(!) bulunuldu.
Kaydedin bu tarihi yanıtı bir yerlere, gerekli olacak çünkü.
* * *
Bu iktidarın en önemli sloganı neydi?
Sözüm ona, 3Y ile mücadele edeceklerdi.
Neydi o 3Y?
Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar.
N’oldu?
Üçü de çığ gibi büyüye büyüye geliyor.
Ne diyor hükümet?
“Bize ne ya!”
Kaydedin bu söylemi bir yerlerinize, gerekli olacak çünkü.
* * *
Artık yolsuzluklar, söylenti ve kuşku düzeyini aştı, ulu orta yapılıyor.
Dinibütün görünümlü AKP ne yapıyor?
Elinde şal, yolsuzluk örtüyor. Hırsızlara kol kanat geriyor.
Çünkü biliyor ki; hırsızlara kol kanat germezse, onların yolsuzluklarını şalla örtmezse; tüm hırsızlıklar çözülecek, bu kez çok daha büyük yolsuzluklar ortaya çıkacak.
Çünkü biliyor ki; dişliler ortaya dökülürse, çalıklamalar malıklamalar da ortaya dökülecek. Dişliler diyecek ki, “Siz çocuklarınızı, hısım akrabalarınızı akçalarken, gemiciklendirirken iyiydi ama…”
Onun için dokunamıyorlar dişlilerine, onun için dokunamıyorlar belediyelerine.
Ancak onlar dokunamasalar da; belediyelerdeki dişlileri tek tek dökülmeye başladı. İşte Gaziantep Belediyesi, işte Samsun Belediyesi, işte Adana Belediyesi…
Daha da gerisi gelecek… Çünkü pasta ufaldı ufaldı, sonunda o da bitti, artık gürültü patırtı kaçınılmaz oldu.
Medya bunların üzerine gidip, bunları sorunca, ne diyor hükümet sözcüsü?
“Bana ne ya, bize ne!...”
Kaydedin bu vurdumduymaz, sorumsuzluk örneği ifadeyi bir yerlerinize, gerekli olacak çünkü.
* * *
“Bana ne ya, bize ne!...” demek, “Bizimle bu yolsuzluğun ne alakası var?!...” deyip kestirip atmak, kurtuluş mu?
Kimin alakası var o zaman?
Pakistan’ın mı, Yunanistan’ın mı, yoksa Macaristan’ın mı?
Soyan Türk, soyulan on binlerce Türk…
Hortumlanan paranın 16,9 milyon Euro’su Türkiye’de…
Almanya’da görülen davanın Alman Hakimi Johann Müler, “…Deniz Feneri e.V Almanya’da yaşayan Türkleri dolandırmak için kurulmuştur. Saptadık ki bu adamların, baştan beri insanlara yardım etmek gibi bir niyetleri yok(muş). Toplanan paraların ne yapılacağı, Türkiye’den belirleniyor. Arka planda Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik, Harun Kapıyoldaş ve Zahid Akman var. Türkiye’deki Deniz Feneri ile Almanya’daki Deniz Feneri e.V, aynı sistemle kurulmuş. Buradaki suçlular piyon, Asıl suçlular Türkiye’de olduğu için, Almanya’daki Deniz Feneri davasındaki cezalar, düşük tutulmuştur…” diyor.
Bu ülkenin Adalet Bakanı ne diyor?
“Bana ne ya! Bana ne!.. Almanya’daki bir derneğin yöneticileri yanlış yapmışlarsa, yargılanmışlarsa, benim iktidarımdan buna ne?”
Böyle bir şey olabilir mi?
……
İngiltere’nin saygın dergilerinden, The Economist’in , bu olaylardan sonra “AKP, artık AK değil…” dediği gibi, bu iktidar masum değil.
Ve aslında AKP, hiçbir zaman ak, hiçbir zaman masum olmadı. Ne bu olaylardan önce, ne bu olaylardan sonra…
Kaydedin bütün bunları bir yerlerinize, gerekli olacak çünkü.
Günü geldiğinde, ya bu yolsuzluklara dur diyeceksiniz, ya da “Bana ne ya!” deyip, siz de bu yolsuzluklara ortak olacaksınız.
Kaydedin bunları bir yerlerinize…
|