|
Büyük şair Cemal Safi “Benim adım aşk” adlı şiirde aşkı şöyle tarif ediyor;
İlahimle Mevlana’yı döndürdüm.
Yunus’umla öfkeleri dindirdim.
Günahımla çok ocaklar söndürdüm.
Mevla’danım, hayır benim, şer benim….
İslam aleminin yetiştirdiği en büyük filozoflardan yüce Mevlana’da ete kemiğe bürünen ilahi aşkı, Mevlana şöyle tarif ediyor.
Aşk beni arif etti, / İnceltti zarif etti, / Ben aşkı bilmezdim, /Aşk beni tarif etti…
Bir gün öğrencilerinden biri Mevlana'ya sormuş: “Hocam Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat kapısı var diyorlar, nedir bunlar?
Yüce Mevlana ;
- Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var. Hepsi de rahlelerine eğilmiş Kur’an okuyorlar. Sen git bunların hepsinin ensesine sırayla bir şamar at.
Sonra gel sana anlatayım. Öğrenci gitmiş birincinin ensesine tokadını atmış.
Tokadı yiyen talebe derhal ayağa kalkmış ve daha güçlü bir tokatla Mevlâna'nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama hocasının verdiği görevi var. Yaradana sığınıp ikinciye de bir tokat atmış.
O da derhal ayağa kalkmış elini kaldırmış, tam tokadı atacak, vazgeçip yerine oturmuş. Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış. Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş.
Dördüncü ise , tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş. Öğrenci Mevlana'ya dönmüş, olanları anlatmış.
Mevlana : - İşte sana alman gereken örnekler...
Birinci, henüz şeriat kapısını geçememişti. Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını sana iade etti.
İkinci ise tarikat kapısındaydı. Tokadı yiyince o da kalktı, tam tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi. "Sana kötülük yapana bile iyilik yap".
Onun için döndü, oturdu. Üçüncü, marifet kapısına kadar gelmişti. İyinin ve kötünün bir tek Yaradandan geldiğini bilir ve inanır. Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı.
- Dördüncü, hakikat kapısını da geçmiştir. İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir. İşte bu yüzden tasavvufun dört kapısı vardır.
1. Şeriat Kapısı, 2. Tarikat Kapısı, 3. Marifet Kapısı, 4. Hakikat Kapısı.
Bu kapıların her birinde belli süreler çile çekilerek “hakikate” ulaşılır.
Hakikat kapısında sema yaparak Allah’a ulaşmaya çalışan Mevlana, Allah’ı şöyle tarif ediyor.
Hep O’dur, var olan da, yok olan da,
O’dur kaynağı acının da, kıvancın da…
“Yok görecek göz sende, yoksa görürdün”,
Baştan ayağa “O” var senin varlığında…
Olmakta olanı hayranlıkla izleyerek kavramaya çalışan ben de daha birinci kapının eşiğinde dolanarak çile doldurmaya çalışıyorum.
Yaş kemale erdi, tasavvufa daldım.
Mevlana”gel” dedi, deryalarda yandım.
Varlık yokluk aleminde sema yaparak,
Arzın derinliklerinden Hakk’a uzandım…(Mehmet Özata)
|