|
Engelli olmalarına rağmen, dilenip insanların duygularını sömürmek yerine, alın teri ile
çalışarak ekmek paralarını kazanan gençler, adeta ekmeklerini taştan çıkartıyorlar. Engelli olmalarına rağmen hayattan kopmayan gençler, tekerlekli sandalyede seyyar satıcılık yaparak, ekmek parası kazanırken, bazı gençler ise tuvalet bekçiliği, simit satarak ekmek paralarını dilenmeden helal yolla kazanmanın peşindeler. Çorum'da tekerlekli sandalyeye mahkum İsmail Buga ile Mustafa Özsoy, tekerlekli sandalyede, yara bandı, çakmak gazı, pil, çakmak, kalem gibi malzemeleri satarak evine ekmek parası götürmeye çalışırken, Eyüp Üner isimli genç ise tuvalet bekçiliği yaparak kendi gibi özürlü olan eşi ile zor şartlar altında geçinmeye çalışıyor. Ramazan ayında insanların manevi duygularını sömürmeye çalışan dilencilere inat, ekmek paralarının alınlarının teri ile kazanmaya çalışan gençler çevresindeki diğer engelli insanlara da örnek oluyorlar. Tekerlekli sandalyeye mahkum olan İsmail Buga (32) Mustafa Özsoy (34) ve Eyüp Üner (30) ismindeki üç genç tekerlekli sandalyeleri ile topluma engelliliğin bir suç ve her engelliye acınması gereken varlıklar olarak görülmemeleri gerektiğini belirterek, "Biz kimseden dilenerek yardım istemiyoruz. Bizler acınarak bakılan insanlar değil sadece alnımızın teri ile ekmek parası kazanmaya çalışıyoruz ve bizim gibi olanların hayata küsmek yerine sıkı sıkı hayata sarılmalarını istiyoruz. Bizler insanların duygularını sömürerek dilenen insanlara karşıyız ve bu bir duygu sömürüsü olması nedeniyle sakatlığı kullanarak dilenenlere sahip çıkılmamasını istiyoruz. Herkes elinden gelen çabayı ve gayreti göstermelidir" şeklinde konuştu. Engelli olmasına rağmen tuvalet bekçiliği yaparak kendisi gibi özürlü olan ailesinin geçimini sağlamaya çalışan Eyüp Üner, "Ben özürlüyüm diye yatıp yardım beklemek yerine elimden geldiği kadar alnımın teri ile geçimimi sağlamaya çalışıyorum. Engelimi bahane edip dilenmek yerine aç ölürüm daha iyi. Ben helal yoldan para kazanarak ailemi geçindirmeye çalışıyorum" dedi. Özürlü olmanın insanın duygularının sömürülmesi anlamına gelmediğini belirten İsmail Buga, "Engelimizi kullanarak insanların duyguları ile oynanmaması gerekir. Bu türlü davranışlarda bulunanlar bizlere de aynı gözle bakılmasına neden oluyorlar. Bizler acınacak insanlar değil, bu toplumun birer parçasıyız" şeklinde konuştu.

|