|
20 Ağustos 2008 tarihli Cumhuriyet gazetesinde, sayın İlhan Selçuk’un yazısında, Olimpiyatları ilgilendiren bir yazıda, çok kısa seneler önce, Çin lokantalarında asılmış olan yazılardan söz ediliyor: “Bu lokantaya, Çinliler ve köpekler giremez!”
Bu yazı, Çin’i eleştirmek maksadıyla yazılmamıştır. Çin, Olimpiyatlar için çok güzel bir hazırlık yapmıştır. Çin’in bu gayretleri, Dünyanın dikkatlerini Çin üzerine çekmiştir. Bu hazırlığı böyle yapabilen bir Çin’in eski durumunu anlatmak için işaret edilmiştir. Yazının mahiyeti gayesine uygundur da, Çin İngiliz müstemlekesi olmadığı için, lokantalarına Çinlilerin ve köpeklerin girmesinin yasaklanmasının anlamını kavrayamadım. Bir millet geri ise, topu geridir. İçindeki azınlık kalan yetişmişlerin, kendi içinden çıktıkları milleti küçümsemeleri düşünülemez. Kaplumbağa kabuğundan çıkmış ta, içinden çıktığı kabuğu kendisi de beğenmemiş, durumu hasıl olur. Uzun zaman İngiliz yönetiminde kalan eyalet üzerinde de böyle bir durumun olması düşünülemez. Burası da oldukça karışık, kozmopolit bir bölgedir. Lokantalara girmesi men edilecek kadar da fakir, görgüsüz ve perişan insanarın burada olması düşünülelmez. Bu satırlardaki ifade edilmek istenen anlamları anlayamadık.
Biz, Ağa Han’ın ölmeden önce çıkarılmış ve kısa zamanda da satıştan kaybolmuş hatıratında, bu konuyu ilgilendiren bilgiye rastladık. Bazı parklara, “Bu parka köpekler ve Hintliler giremez” levhalarının konmuş olduğunu Ağa Han içi yanarak anlatmaktadır. İngiliz yetkililerine bu durumu anlattığında da, kendilerinin kalıcı olduklarını ve onun için, Hintlilerin medeniyete alışmalarını temin etmek istedikleri, cevabıyla karşılaşmıştır. Ağa Han’ın daha ileri geçen izahları pek te dinlenmiş gibi değildir.
İngiltere devleti, millet olma vasfını tamamlamıştır. Okuduklarımıza göre,millet olma vasfının tamamlanması ta bin sene sonunda mümkün olurmuş. Bin yıl az değil, ama, millet olma durumu da öyle kolay değil. Türkler, bizler de Anadolu toprakları üzerinde bin yıldır bir devletin sahibiyiz ve millet olma gayretlerinin de içinde bulunuyoruz. Türkiye için millet olma vasfını tamamlamıştır, denebilir mi? Millet vasfını kazanmış olsak, 21. asırda etnik köken haklarından bahsedilebilir mi? Demek ki, bu işi başarmak zordur. Huzura kavuşabilmek için de, millet olma vasfının kazanılması gerekir. Hep yazıp, söyleyip geliyoruz ki, Amerika’da 46 milyona ulaşmış siyahların mücadelesi, insanlar arasında, yani siyahlarla beyazlar arasındaki mücadele, eşitlik mücadelesidir. Siyahlar, beyazların yemek yedikleri lokantalarda yemek yemek istiyorlar, beyazların okudukları okullara, onlar da çocuklarının kayıtlarını yaptırmak istiyorlar. Siyahlar için bir devlet kurulması fikrinin telaffuz edildiğine şimdiye kadar hiç rastlanmadı.
Bize göre, insanlar insandırlar ve hodbinliklerinde de insan kalmaktadırlar. O zaman, zamanın medeniyet anlayışına ayak ve akıl uydurmak ve hem insan olarak ve hem de millet olarak mevcut medeniyetin anlayışlarını kabul etmek gerekir. Yoksa, ileriye varmış insanlardan insanlık merhameti istemeye devam edilirse, bunda başarılı olunmayacağının da bilincinde olmak gerekir. Yoksa, kendisini daha medeni sanan insanların hakaretine hep maruz kalınacaktır. Hindistan bile uyanmış ve kendi adamlarını köpekler seviyesinde gören İngiliz müstemleke yönetiminden kurtarmıştır. Eğer bu benzetme Çin toprakları üzerinde de var ise, ben inanırım ki, Çinlilerde de bu benzetme levhaları artık yoktur.
|