|
Merhaba Hıdır,nasılsın ?
İyiyim Ökkeş bey, sen nasılsın?
Gönderdiğim parayı aldın mı?
Aldım. Sağol.
Yeni siparişim olacak, bekle…
Tamam….
Haydi eyvallah…
Hoşcakal…
Günaydın Şermin!
Günaydın Seboş...
Nasılsın ?
Valla nasıl olayım, iş güç işte…
Sen nasılsın şekerim?
Ben iyiyim, iyiyim de, Maviş’in çılgın kızı Meloş’un başına neler gelmiş duydun mu?
Deme kız ? Ne yapmış Allahaşkına ?
Neler yapmamış ki ?
Çok açık saçık giyinir ya hasbam, adamın biri “yavrum ben kırk yıllık evliyim, karımı yatakta bu halde görmedim “diyerek tacizde bulunmuş…
…………………………………………………………………………………………
hadi by, by artık şekerim, ocaktan yemek kokuları geliyor!
Bu sevgili bayanların yarım saat neler konuştuklarımı kurgulayacak kadar kültürüm olmadığı için nokta nokta geçtim.
Hello kız Aylin, nasılsın ?
Dün seni o kadar aradım, ulaşamadım. Yine kimle kırıştırıyordun?
Yok kız, günahımı alma, Şermin’le kahve dünyasına giderek çene çaldık.
Senin ki Cüneyt’ten ayrıldı ya, çok dertli…
Aman ne olacak, erkek mi yok dünyada?
,………………………………………………
Bu genç kızların da yarım saat ne konuştuklarını kavrayamadığım için noktaladım.
Bir şekilde saatlerce konuşuyorlar işte.
Lafım çok konuşan bayanlara ve gençlere.
Gereği kadar konuşan insanlara saygım sonsuz.
Lao-Tzu “ Çok bilenler konuşmaz. Çok konuşanlar bilmez” der.
Bizim insanlarımız evde, yolda, arabada, otobüste, işte, kahvede, sinemada, sokakta, uçakta, velhasıl yaşamın her alanında sürekli konuşurlar.
Cep telefonlarının elektromanyetik alanlar yaratarak beyin ısısını arttırdığını, artan beyin ısısının beyin hücrelerinin yapılarını bozarak beyin tümörleri oluşturduğunu, bir yumurtanın karşılıklı altmışar santim uzağına konan iki cep telefonunun on beş dakikalık konuşma sonrası yumurtayı pişirdiğini de bilmez çok konuşanlar.
Gündüz konuşurlar, gece televizyon seyrederler, ertesi sabah yeniden konuşmaya başlarlar, akşamları yine televizyon seyrederler.
Özelleşme sonrası konuşma paralarının en az yarısının yurt dışına gittiğini de bilmezler tabii, onlar sadece konuşur.
İşte bu yüzden, üretmeden üreyen toplumların iki yakaları bir araya gelmiyor.
Zaman ömrü yiyor, biz konuşup duruyoruz,
Elalem aya gidiyor, biz üreyip duruyoruz,
Herkes aklından razı, başımızda huniler,
Birileri çalıp duruyor, biz oynayıp duruyoruz…
(Mehmet Özata)
|