|
Yaklaşık 25 yıllık dostluğumuz bulunan Mürşit Has’ın en büyük hayali olan “albüm”ünün
çıkması, O’nun yıllardır süren çalışmalarını yakından takip eden dostlarını son derece mutlu etti. 15 Ağustos günü albümünün çıkmasının ardından yanına aldığı sınırlı sayıdaki CD ile doğup büyüdüğü memleket Çorum’un yolunu tutan Mürşit Has, albümünün çıkışından duyduğu mutluluğu, ailesi, yakınları, dostları ile paylaşmayı yeğledi. Hem de oğlu Dağlar, kızı Evla ve eşi Gülseren’i İstanbul’da bırakarak. Mürşit’in yakın akrabalarından sonraki ilk durağı da ÇORUM HABER oldu. 19 Ağustos Salı günü Gazetemize geldiğinde, albümünün 4 gün önce çıkmış olmasının heyecanı her halinden belli olan Mürşit, öncelikle, adından her zaman büyük saygı ile sözettiği Gazetemiz Genel Müdürü Mehmet Yolyapar’ın odasına uğrak verdi ve kendisine albümünü sundu. ÇORUM HABER’e kardeşi Tufan ile gelen Mürşit, 25 yıldır iletişimi hiç kesmediği arkadaşının, yani benim odama geldi daha sonra. Mürşit’in albümünün çıktığı yönündeki haberi ziyaretten bir gün sonra yayınladık ÇORUM HABER’de.
Ve ardından bir söyleşi...
Güle Güle albümü nasıl oluştu?
İstanbul‘a konservatuvarı kazanıp da gittiğimde tek bir amacım vardı. Arif Sağ, Musa Eroğlu ya da Yavuz Top gibi saz çalmak. Ama zamanla çalmanın ötesinde bilgi birikimim beni kendiliğinden besteler yapmaya itti. Sanıyorum artık amaçlarım değişmişti artık. Mürşit Has olma yolundaydım, sanattaki taklit dönemim artık geride kalmıştı. Geçmişin bütün üstatlarına öyle çok şey borçluyum ki. Ama artık Güle Güle albümüyle birikimlerimi göstermenin stardını vermiş oluyorum. Bugün özellikle halk müziğinde nitelikli eserler vermenin zorluğunu herkes bilir. Bu çalışma da tamamıyla bana ait bestelerden oluşuyor. Böylesi bir çıkışın cesaret gerektirdiğini düşünüyorum. Ben bu cesareti kendimde buldum. Güle Güle albümü benim 20 yıldır biriktirdiklerimi paylaşma arzusunun bir ürünü. Ama aynı zamanda da cesur bir çıkış bence. Çünkü insanlar tarafından benimsenmesi zaman albilir.
Albümde neden özellikle anonim türkü okumadınız?
Herkes öyle yapıyor zaten. Bugün birkaç bilinen türküyle zengin olmuş çok sanatçı var. Hem kendileri hem de firmaları aslında toplumun malı olan bu türküleri sadece yeniden okuyarak zengin oldular ama artık o devir bitti. Artık nerdeyse okunmadık türkü kalmadı. Ben asıl yeni şeyler üreterek çıkmayı, var olanı tüketmeye yeğliyorum. Bir düşünün, Mahzuni hep bilinen türküleri okusaydı Mahzuni olur muydu? Bir de düşünün O’nun eserlerini okuyarak kaç kişi sanatçı oldu. Onun için bu albümün bütün risklerini göze alarak. Kendim olma yolunda kendi üretimlerimle yola çıkmaktan başka seçeneğim yoktu.
Çalışmanızı neden büyük babanıza itaf etiniz?
Büyük babam 4 sene Urfa’da askerlik yapmış. Bağlamayla asker ocağında tanışmış. Çok güzel sesi vardı. Ve ben beş yaşımda ilk spontan derslerimi ondan aldım. O benim nedenim oldu. Benim köklerim de bence o var.
Bestelerinizi daha önce seslendirmiş olan sanatçı arkadaşlarının olduğunu biliyoruz. Örneğin Özlem Özdil’le şu an aynı firmanın sanatçılarısınız, Duygu Müzik’tesiniz.
Başka hangi sanatçılara beste verdiniz?
Emre Saltık, Nuray Hafiftaş, Arzu, Türkü, Seher Dilovan, Zafer Gündoğdu, Melda Duygulu. Benim şu an ilk aklıma gelenler. Özellikle Özlem Özdil çok güçlü bir yorumcu ve besteler de yapıyor. 2002’de çıkardığı albümde “Küskün Yollar” ve “Tutuldu Yollarımız” adlı iki eserimi seslendirdi. Ki Küskün Yollar özellikle radyolar tarafından çok çalındı.
Albümünüze adını veren Güle Güle’nin hikayesini bizle paylaşır mısınız.?
Güle Güle’de gurbet teması var. İnsanlar ayrılık vakti gelince hüzünlerini kederlerini karşı taraf üzülmesin diye hep bastırmaya çalışırlar. Ben öğrenciliğim boyunca otobüse her binişim öncesinde bu durumumu yaşadım, hep hatırlarım.. Güle güle git, güle güle gel sözünün içinde öyle anlamlar gizlidir ki. Ayrılıklar ölümün provasıdır. Ve ölüm en acı gurbettir. Tamamen bu korkuları bastırmak amacıyla mezarlıkta ıslık çalma misali. O keder anında insanlar “güle güle” derler. Oysa ki gidip gelmemek, gelip de bulmamak vardır. Bunu düşünmek o an için yapılacak en kötü şeydir. Öyle olsa kimse gidemezdi gurbete. İnsanlar böyle bir şifahi serum geliştirmişler adeta. Neymiş efendim ‘sayılı gün çabuk geçermiş’. Ya da gözün arkada kalmasınmış. Bunların hiçbiri mümkün olmadığı halde insanlar sevdiklerini gurbete yollarken hep bu sözleri ediyorlar ve bu oyunu oynuyorlar. Güle güle bu oyunun bir tür mizanseni aslında. Güle güle bu oyunu anlatıyor.. Ve bu yaşanmış ve hep yaşanacak bir hikayedir.
İnsanlar albümünüze nasıl ulaşabilirler?
Artık internet yoluyla satış var. ‘duygumüzik.com’dan kargo ücreti firmaya ait olmak üzere normal bir CD fiyatına firmadan talep edebilirler. Bir de müzik marketlerden isteyebilirler. Albümdeki bestelerin genellikle gurbet ve sevda teması içerdiğini görülüyor. Evet çünkü ben bir gurbet adamıyım. Yirmi yılı aştığı halde hala alışamadım İstanbul’a. İstanbul benim için hep gurbetti. Sanki benim içimde de gurbeten sılaya sıladan gurbete hep bir yolculuk var. Çocukluğumda da var olan, o akşam olmaya yakın içimde oluşan anksyete durumu hale devam etmekte örneğin. Sanırım her şeyin gelip geçici olduğu duygusu hep vardı içimde. Sevdaya gelince onu hiç sorma zaten. O değil mi zaten bizi diyar diyar göçüren.
Albümü ne kadar sürede tamamladınız ?
Albümdeki bir çok bestemi en az altı yedi yıl önce yaptım. Aslında benim için sınavı geçmiş eserler hepsi de. Ama benim şu an 2. ve 3. albümümün de repertuarları çoktan hazır. Çünkü MESAM’a (Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği) yüzün üzerinde eser bildirimim oldu, bunların içinden kalbur üstü olup sınavı geçenler ve yıllara meydan okuyanlar ilerdeki albümlerimin repertuarlarında olacaklar. Elbette önümüzdeki süreçte de üretimim devam edecek.
Albümünüzde hangi müzisyenlerle çalıştınız?
Şu günlerde popüler olduğu için söylüyorum “İmkansız Aşk” bestesiyle ünlenen konservatuardan arkadaşım Cem Yıldız, çaldığım bağlama kayıtlarını yaptı ve tabiî ki tavsiyeleri çok önemliydi. “Biz balbümü müzisyenlere değil dinleyecek olanlara yapıyoruz” düsturu bizim başlangıçtaki temel sloganımızdı.
Halk müziğiyle ilgilenen bağlama çalan ve hatta albüm yapmak isteyenlere ne tavsiye edersiniz?
Sabırlı olmalarını ve tabiî ki sonraki aşama olan albüm yapma sürecinde daha çok sabırlı olmalarını tavsiye ederim.. Bu onlara çok acı verebilir. Ama ben onlara yine de sabırlı olmalarını tavsiye edeceğim. Çünkü eğer acı çekerek sabır sanatını icra etmeyi başaramıyorsak müzisyen olamayız. Yani demek istediğim kolay olmayacak.
Mürşit Has nasıl biridir sizce, bize kendinizi anlatırmısınız?
Bu çok zor bir soru ama şunu söylemeliyim ben çocuksu bir insanım. Rahmetli babannem “dilim dilim senden çektiğim zulüm” derdi. Benim büyüyememek ve yetişkinler dünyasını hala anlayamamak gibi bir derdim var. Ben dilimden çok çektim. Onun için ne kadar kendimi sıksam da bir yerde mutlaka “anne bak kral çıplak” moduna giriyorum. O zaman da uyum sağlayamayan bu çocuğu dışlıyorlar. Ben kendimce dersler çıkarıyorum ama sonra yine bir çocuğun düşüncesiz hataları….
Bu söyleşi için teşekkür ediyorum. Son olarak neler söylemek istersiniz?
Ben memleketim olan Çorum’u çok seviyorum. Ben Çorumluyum. bende Çorum’dan çok şey var. Şimdi benden de Çorum’da bir şey var. O da “Güle Güle” albümü. Benim tek temennim hemşerilerimin kendi içlerinden çıkardıkları Mürşit Has’a sahip çıkmaları. Bir de bu çalışmamla takdirlerini toplayabilirsem ne mutlu bana.
MÜRŞİT HAS
İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Temel Bilimler Bölümü mezunu olan Mürşit Has, okul yıllarında Ankara Birlik Tiyatrosunca sahnelenen “Pir Sultan Abdal” adlı oyunda “Zakir” rolünü üstlendi ve Grup Kızılırmak ile birlikte oyunun müziklerini yaptı.
İstanbul’da çeşitli dershanelerde bağlama, solfej ve repertuar dersleri veren Mürşit Has bir çok sanatçıya da sahne ve kaset çalışmalarında bağlamasıyla eşlik etti. Halen müzik öğretmenliği yapan Mürşit Has, yaptığı türkü formundaki besteleriyle Emre Saltık, Nuray Hafiftaş, Özlem Özdil, Seher Dilovan, Arzu, Zafer Gündoğdu, Taner Özdemir, Yüksel Özkasap, Yusuf Çetin, Türkü ve Melda Duygulu gibi halk müziğinin seçkin sanatçılarının albüm çalışmalarına restek verdi.
Güle Güle albümünde kendi eserlerinden oluşan bir repertuar hazırladı. Albümde enstrümanında yetkin isimlerle çalıştı. Cem Yıldız, Mirza Başaran, Ertan Tekin, Yücel Arzen, Murat Toraman gibi isimler albüme katkıda bulundu.
HEMŞEHRİ DAYANIŞMASI
Sinema sanatçısı hemşehrimiz Nihat Nikerel, Mürşit Has’ı telefonla kutlayıp, bundan sonraki çalışmalarına destek vereceğini söyledi. İstanbul’da yaşayan ancak Çorum ile bağlarını hiçbir zaman kesmeyen, ÇORUM HABER yazarlarından Nihat Nikerel ile telefon görüşmesi yapan Mürşit Has, “Güle Güle” isimli albümünü tanıttı. Dizi çekimleri nedeniyle İstanbul dışında bulunan Nihat Nikerel, Eylül ayının sonunda İstanbul’a döneceğini kaydetti ve burada görüşebileceklerini söyledi. Mürşit Has’a başarı dileklerini ileten Nikerel, “Güle Güle” adlı albümün klip çekimi konusunda da olanaklarını değerlendireceğini vurguladı.
HALK MÜZİĞİ KORUSUNDA BAŞLAYAN DOSTLUK...
Mürşit Has ile 1984 yılında, Sadi Döner yönetimindeki Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Türk Halk Müziği Korosu’na koro elemanı olarak başladığım dönemde tanışmıştık. Ben 18, Mürşit ise 15 yaşındaydı. Koronun saz ekibinde ağırlık, Eyüp Çağlar, Sinan Saydam, Gürsel Aygün ve Mürşit Has’taydı. Koro, 1985 yılı Mayıs ayında TRT’nin düzenlediği ve Malatya’da gerçekleştirilen Türk Halk Müziği Koroları Bölge Yarışması’nda dereceye girmiş ve yarışmanın bir ay sonra Ankara’da gerçekleştirilecekleştirilecek finallerine katılmaya hak kazanmıştı. Çorum Ekibi, Ankara’daki yarışmada da tek seslide dereceye girememiş, çok sesli dalda ise Türkiye ikinciliğini elde etmişti. Bu koroda o dönemde görev alanlardan bazıları halen müzikle ilgileniyor. Eyüp Çağlar Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi Halk Müziği Korosu’nu yönetiyor. Sinan Saydam yine ekmeğini Antalya’da müzik sektöründen kazanıyor. Mürşit Has konservatuarı bitirdi, müzik öğretmenliği yapıyor ve albümünü çakırmanın mutluluğunu yaşıyor...
Mustafa YOLYAPAR

|