|
Biz Çorum’da, daha önce de Hititoloji Kongresi’nin açıldığını görmüştük. Bu defaki, uluslararası bir kongre olacaktır. Ayrıca, ilimizde Hitit Üniversitesi’nin de hazırlığı içinde açılmış olmaktadır. Görülüyor ki, artık Çorum eski Çorum değildir. Sadece evler çoğalıp, mahalleler artmış olduğu Çorum, üniversitesiyle ve bilim kongreleriyle de eksikliğini tamamlama yolundadır.
Ben, köyde doğmanın ayıp olduğunu reddederim. Bir yerde doğmak insanların elinde değildir. Ancak, ayıp olan şey, köylü kalmak için inat göstermektir.
Geri kalmışlık ta milletler için mümkündür. Geri kalmışlıkta da ayak diremek ve bunu kader olarak kabul etmek ayıptır. İnsanlar gibi milletler de, fırsat buldukları zaman, akıllarının emrine girerek, gelişme yoluna dahil olmalıdırlar. Gelişme yoluna girme fırsatı, milletimizin eline verilmiştir. ayak direyenlerimiz bulunmuş olsa bile, millet olarak çağdaşlaşma yolunda bulunuyoruz. Hititoloji uluslararası kongresinin Çorum’da bu gün açılmış olması da, çağdaş yolda olduğumuzun bir işareti olarak Çorum tarihine kaydedilmiş olacaktır.
Lisede, Fransa’da üniversite tahsilini yapmış bir hocam vardı. Cigara içer ve hep kitap okurdu. Napolyon hakkındaki kitaplarını da, hemen her hafta gece mütealaasına getirir ve bana açtırırdı. Kendisinden, ülkemizle Fransa’nın karşılaştırılmasını isterdik. Bize derdi ki, aramızda tek fark var, o da, onların ilim masasına oturtacağımız ilim adamlarımız eksiktir. Bunun dışında her eksik giderilebilir ama, ilim adamı eksikliği öyle kolay kolay giderilecek cinsten değildir.
Hocam bunları anlattığı zaman daha Atatürk yaşıyordu ve Türkiye’nin bir tek İstanbul Üniversitesi vardı. Profesörlerinin yarısından fazlası da, Hitler’in iş vermediği Yahudi asıllı büyük insanlardı. Ben, bu tek üniversitede okudum. Şimdi, üniversitede sayımız 100 rakamını çok ilerilere geçirmiştir. Üniversitelerin çoğalması ilim adamlarının çoğalmasını gerektirmez ama, yine de, ilim adamı üniversitelerden yetişir. Üniversiteleri açmazsanız, ilim adamlarının yetişmeleri de sınırlı kalır. Türkiye o güzel yola girmiştir. Üniversitelerimiz, Türkiye’nin her türlü görünüşünü değiştirecektir. Hiç bir zihniyet ve kuvvet, üniversitelerin ilim ve irfan zihniyetine hakimiyet kuramıyacaktır. Hakimiyet kurma çabaları ise, bugün değilse, yarın mutlaka önlenecek ve ilim zihniyeti kudretini ortaya koymakta geç kalmayacaktır.
Amerikalılar, Sumerler hakkında kzılar yapmak istedikleri zaman, ilk müracaatlarını Sadrazam’a yapmışlardır. Sadrazam Milli Eğitim Bakanı’na göndermiş, bakan da Hamdi Bey’i görmelerini istemiştir. Hamdi Bey, Türkiye müzeciliğinin kurucusudur. Mezapotamya’yı tavsiye etmiştir. Orada başlıyan kazılar, büyük yenilikler getirmiştir. Sümer şehirlerinde kütüphaneler bulunmuş ve çivi yazısı hem anlaşılmış ve hem de seslendirilmiştir. Pek çok eser, müzelerimizde açıklanmayı beklemektedir.
Hititler, çivi yazısını Sümerlerden alıyorlar. Hitit aramaları da ülkemizde yabancılar tarafından yürütülmüş idi. Bu gün, tamamen yerli heyetlerin yürüttüğü kazılar da vardır.
Boğazkale’de kazılar Almanlar tarafından yürütülüyor. Burada çok tablet bulunduğu halde, Alacahöyük’te tablet bulunmamıştır. Şu anlaşılıyor ki, kütüphane yaygınlığı Hititlerde daha az gelişmiş olmalıdır. Belki de ilerde, kütüphanelerin bol olduğu yerler de bulunacaktır. Belki de, yine Alacahöyük’te, gelecekteki kazılarda bir kütüphaneye rastlanmış olacaktır.
Alacahöyük kazısı, Hamit Zübeyr Koşay tarafından, 1935’de, Atatürk’ün Türk Tarih Kurumu’na verdiği 2000 TL ile başlatılmıştır. Atatürk, Alacahöyük’ü görmeyi çok istemiş olduğu halde, gelememiştir. Ancak, Prof. Afet İnan Hanımefendiyi göndermiş ve onun tarafından da kendisi bilgilenmiştir. Atatürk, böylece, sıhhatı elvermiş olacak ki, Çorum topraklarına gelme, Çorum’u görme imkanını da bulamamıştır.
Sayın Kongre üyelerini bir Çorumlu olarak saygılarımla selamlıyorum. Kendilerine zihin açıklığı diliyor ve memleketimizden iyi intibalarla ayrılmış olmalarını istiyorum.
|