Anasayfa arrow YAZARLAR arrow İSMAİL HABOĞLU arrow TEPKİ TEPKİ ÜSTÜNE
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
TEPKİ TEPKİ ÜSTÜNE Yazdır E-posta
23 08 2008

“Horozcular” faslını kapatmak istiyorum, ancak gelen yazılı ve sözlü  tepkilerin ardı arkası kesilmiyor.

Tepkiler, farklı kentlerden, farklı sosyal yapılardan, farklı yaş gruplarından, farklı mesleklerden geliyor ama  endişe, aynı endişe; korku, aynı korku; kuşku, aynı kuşku…

Egemen ortak düşünce, bu iktidar, bizi korkutuyor ve endişelendiriyor.

*      *      *

Okurum M.Sarıselviler,

“Bu iktidar beni korkutuyor, çocuklarımın ve ülkemin geleceğinden endişe ediyorum…” diyor ve ekliyor,

“Elimde değil… Güvenmek istiyorum, güvenemiyorum; inanmak istiyorum, inanamıyorum; boş vermek istiyorum boş veremiyorum. Yüreğimde bir tipirti, her an istim üzerindeyim. 

(…)

Geçmişte inandığım, güvendiğim yazarlar, aydınlar vardı. Sağcılıkları solculukları bir tarafa, en azından dürüst ve içten demokratlardı bu insanlar. Yurtseverdiler, cumhuriyetçiydiler, Atatürkçüydüler…

Şimdi, cumhuriyet anlayışlarına numara verdiler, numaralı cumhuriyetçiler olarak Atatürk düşmanı kesildiler.  Kraldan fazla kralcı, AKP’lilerden fazla AKP’li oldular.

Ulusal ve yerel basının köşelerini bunlar tuttu şimdilerde. Sizin gazetenizde de var bu tiplerden…

AKP karşıtı her tür söyleme, önce bu adamlar karşı çıkıyor.

Bu nasıl bir örgütlenme, bu nasıl bir çalışma, bu nasıl bir çark, anlaşılır gibi değil!

Hadi birileri, yokluktan, dört torba kömüre, bir çuval una kendini satıyor;  ya bunlara ne oluyor, neye, kime,  kaça satıyorlar kendilerini?

İnsan onuru bu kadar ucuz mu?...

Bu ülke bu kadar sahipsiz mi?...

Kolay mı  gelindi bu günlere?...”

*      *      *

Almanya’da yaşayan okurum Tarık Sadık, hiç tanımadığı,  Sarıselviler’in bu yorumuna yanıt verircesine şöyle diyor yorumunda;

“…Şeriat felsefesi, bu toplumun kanına girmeye, beynini kemirmeye başlamıştır.

Bu mu demokrasi?

Eğer demokrasi buysa, ben demokrat memokrat değilim.

Bindiği dalı kesen demokrasi mi olur?

Demokrasilerin ‘Frankeştayn’ yarattığı, dünyanın neresinde görülmüştür?

Demokrasi budalası sözde aydınlar, bu tehlikeyi görmüyor mu?

Bal gibi görüyorlar.

E o zaman niye, farkında değillermiş gibi, demokrasi yobazlığı yapıyorlar?

Çünkü böyle davranarak, böyle yazarak belli çevrelerden nemalanıyor, arpalanıyorlar. Bunlar ücretli aydınımsılar ve ücretli yazarlar…”

*      *      *

Gazetemizi İstanbul’dan  izleyen, adı bende saklı, iznini alamadığım için adını veremediğim okurum da  hiç tanımadığı, varlığından bile habersiz olduğu Tarık Sadık’ın yorumuna  Aziz Nesin öyküsüyle yanıt veriyor.

“Eşeğin biri, köye bir kurdun dadandığını duymuş ama inanmamış, ‘Yok canım’ demiş, ‘benim gibi eşeğe bir şey olmaz.’

Bir gün çayırda tembel tembel yatarken kurt gelip kuyruğunu yemiş ama eşek, ‘Kurt mu acaba?’ demiş, sonra da ‘Yok canım kurt murt olamaz’ deyip, miskin miskin yatmayı sürdürmüş.

Ertesi gün kurt gelip bir  bacağını yemiş; eşek, yine eşekçe tepki vermiş, ‘Olamaz canım’ demiş, ‘olmaz, kurt olamaz…’

Olurdu, olmazdı derken, zaman içersinde eşeğin vücudunun büyük bir bölümü kurda yem olmuş.

Sıra  gelmiş eşeğin kafasına… İşte o an, eşek başını çevirip kurdu görünce, "Aaaa o imiş!" diye bağırmaya başlamış ama o an  dili tutulduğu için bağırtısı, "Aaa iii" biçimine dönüşmüş.

İşte o nedenle, dünyanın dört bir yanındaki eşekler aynı sesi çıkarırlarmış.”

Adı bende saklı bu yiğit okurum, yorumunun ilerleyen bölümlerinde şöyle diyor.

“Bu coğrafyada şeriat özlemcileri ve şeriat ortamı, dün de vardı, bugün de var, hep de var olacaktır. Bunun ayırdında ve bilincinde olan  Ulu Önder Büyük  Atatürk, o nedenle tarikat ve cemaatlere  karşı hep duyarlı yaklaşmıştır. (…)

AKP’nin kapatma davasını safça yorumlayanlar var. AKP bu davadan, sanılanın üzerinde güçlenerek ve bilenerek çıkmıştır.

Şimdi  giderek daha çok sertleşeceklerdir. (…)

İstanbul’da, Ahmedinejat’ı çılgınlar gibi alkışlayanlar, fırtına öncesi sessizliği gibi  altı senedir susup, bu günleri, bu  tür ortamları bekleyen zavallılardı. Cellatlarını alkışladı onlar…

(…)

Son iki yılda, üniversitede, sınıfımda 3 kız öğrenci türbanlandı. Olabilir, bu bir tercihtir, saygı duymak gerekir. Ama bu kızların önceki yaşam biçimlerini ve ailelerinin yaşam koşullarını göz önünde bulundurunca, bu işin altında yatan çapanoğlu hemen seziliyor.

Bu arkadaşlarımız üzerinde,  türbanlı bir grup etkili oldu. Üniversitemizdeki türbanlı bu grup gibi ne gruplar daha var bu ülkede.

Mahalle baskıları, toplumun en ücra köşelerinde bile ağırlığını hissettirmeye başladı.

Hal böyleyken, dünün sözde aydınlarının  tavır ve söylemlerini anlayabilmek mümkün değil.

Tabii  o gün gelince onlar da anlayacaklar ama, iş işten geçmiş olacak.

Ogün sadece Aziz Nesin öyküsünde olduğu gibi, “Aaaaiiiiii!...” diyecekler.”

*      *      *

Yorum?

Yorum yok. Herkes her şeyin ayırdında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

MATEMATİK ÖĞRETMENİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
ELEKTRİK TEKNİSYENİ VEYA TEKNİKERİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
2005 BORA
Satmak Istiyorum (30.11.2008)
2005 MODEL POLO
Satmak Istiyorum (30.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 67 misafir ve 4 üye bağlı
  • huseyinors1
  • canmah
  • muratankara
  • nejla

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siyeteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55