|
Kafkas olaylarını şöyle bir tetkike tabi tutarsak, görürüz ki, eski bilgilerimiz dışında bir şey görmüyoruz.
Kafkasya, Dünya’nın ikinci Balkanları denebilir. Balkanlar her zaman karışık bir durum göstermez mi? İşte, Kafkas bölgesi de yine öyle bir manzarayı bize sergiliyor. Bir çok medeniyetlerin yaşama sahası olan bu bölge, devamlı milletleşerek bir ad altında yaşama şansını elde edememiş. Gelen vuruyor, giden bir tokat attıktan sonra gidiyor. Yine de, bizim bildiğimiz Kafkasya, daha sağlam bir durum için gayret sarfetmiyor.
Balkan memleketleri, nasıl ki büyük devletlerin nüfuz bölgesi olarak kalmış ise, Kafkas memleketleri de aynı durumunu korumuştur. Ayrıca, Kafkaslar, Dünyanın enerji bölgesinin giriş kapısı durumu da gösterdiğinden, bu gelen ve giden yarışının tam merkezi durumunu korumuştur.
Ruslar Varşova paktını ortadan kaldırdıkları zaman, Avrupalılar ve bunları destekleyen Amerikalılar, Nato’yu lağvetmediler. Ayrıca, Rus yönetiminden ayrılan bütün Avrupa memleketlerini de Nato bünyesinde AB içine aldılar. Bununla da yetinmeyen Avrupalılar, Moldovya’yı, Gürcistan’ı ve de Ermenistan’ı Avrupa Birliği içine almak için çaba sarfeder duruma geldiler.
Yukarıdaki durumu gören Ruslar da, buralarının kendi nüfuz bölgesi olduğunu benimsemekten geri kalmadılar.
Küçüklerin büyük devletlere sığınmaları, bu sığınmalarda hep yanılmış olmaları aynen yeniden görüşlerimize geldi. En küçük ve özerk şehir toplulukları eski birlikteliklerini reddedip Rusya’ya sığındılar. Bunun üzerine, Avrupa yanlısı Gürcistan, Avrupalılara güvenip, küçüklere savaş ilan etti. Ve de bu savaş ilanında yanıldı. Avrupa Birliği, beklenilenleri yapmamakta, eski alışkanlığını gösterdi. Beş gün gibi kısa bir zamanda, savaş etkinliklerini gösterdi. Rus ordusunun kudreti isbat edildi. Ülke yıkıntıya döndü ve pek çok masum insan da ölmüş oldu.
Dönem başı Fransa’nın gayretli hareketi etkisini gösterdi. Ateşkes temin edildi ise de, kati bir durum ortaya konamadı. Herşey pamuk ipliğine bağlı olarak ortada duruyor. Ne olabileceğini de ancak yaratan biliyor.
Dünyanın tek kutupluluğundan bahsediyoruz da, bu tek kutbun mutlak hakimiyetini, sesinin geçerliliğini de görmüyoruz. Nüfuz bölgelerine yaklaşım oldukça, kaybolduğunu sandığınız kutuplar uyanıyor ve etkisini de gösteriyor. Pek etkin bir hareket de yapamıyorsunuz. İşte Kafkasya’da olanlar bunlardır. Siz oraya yaklaşmamış, oradaki küçükleri tahrik etmemiş olsanız, belki de Rusya olduğu gibi kalacak ve elindekilerle iktifa edecekti. Rusya’nın elindekiler az görünür şeyler değil ki. Az bilgili Roosweltt sayesinde, Rusya, doğuda, memleketleri tartışmadan hudutları içine almış durumdadır. Bu alınanlar da, daha söz konusu bile edilmemiştir. Bundan sonra da edileceği düşünülemez.
Bu bizim güzel Kafkasya’nın yapacağı daha ciddi bir şey olamaz mı? Kafkasya, böyle, Balkanlaşmış durumundan kendisini kurtarıp ta, mevcut olan insanları ile ve onlardan gelen medeniyetleriyle bir devlet kurmayı düşünmez mi?
Bizim düşüncemiz içinde, Kafkasya’da bu fikir gelişmemiştir. Böyle küçük topluluk halinde kalındıkça da, gelen ve gidenin şey oğlanı olmaktan kurtulmayacaktır. Halbuki, asırlardan beri bu insanlar bir arada yaşamaktalar ve hepsinin birbirleriyle karışıklık gösteren medeniyetleri de vardır. Bu dediğimiz birleşerek büyük olmayı düşünmeyen insanların varlık göstermeleri nasıl düşünülebilir? Amerika bir ırktan mı geliyor? Amerika milletleşmeyi düşününce, Amerika zararlı mı çıkmıştır?
|