|
Yaşamımızda gördüğümüz, şahit olduğumuz, hatta karıştığımız ve rol aldığımız öyle olaylar var ki…
Hem yaparız…
Hem içinde oluruz…
Hem kızarız…
Hem de “Olur mu böyle” deriz…
Demokrasi deriz…
Halkın katılımı deriz…
Prosedürler içinde kendi seçimimizi kendimiz yapar, yöneticilerimizi kendimiz seçeriz.
Belediye başkanlığı seçimlerinde ise belli bir kültüre, tahsile, misyona ve yapıya sahip olanları seçmek o beldenin çağdaş seviyeye ulaşması için çok önemlidir.
Bu çağdaş seviyeye,
Sanatla…
Kültürle…
Aldığı radikal kararlar ve başarılı çalışmalar ile ulaşan Sayın Orhan Öztürk’e soruyorum şimdi ben de,
OLDU MU BÖYLE BAŞKAN?
Siz ki,
Seçimi kazanıp odasına kapanan bir başkan değilsiniz.
Sürekli üreten, memleketinin çehresi ile beraber vatandaşlarının dünya görüşünü değiştiren değerli bir devlet adamısınız.
Elbette, “Meyve veren ağaç taşlanacaktır”
Beldenizde etkili, yetkili ve önerilerle dolu bir sürü çalışmaya imzalar attınız.
İskilip’in her tabakasından, kuruluşundan, derneğinden, sendikasından, sivil toplum örgütlerinden insanımıza ve çevreye yararlı işler yaptığınız için olumlu sözler duyuyorduk.
Belediyeler,
Yalnızca yolları, kaldırımları yapsın diye var olmaz ki…
İnsanlara ışık tutsun, kafalarını aydınlatsın, çevrelerini değiştirsin, görüş ve önerileri ile de yol göstersin diye vardır.
Siz ki,
Çorum’da merkez belediyesi dahil hiçbir belediyenin yapmaya cesaret edemeyeceği bir konseri İskilip’te gerçekleştirdiniz.
H.Ü Gençlik korosu ile Çorum Anadolu Güzel Sanatlar Lisesinden oluşan 120 kişilik
Koro’ya kapılarınızı açtınız.
İskilip’te bu çok sesli koronun vermiş olduğu konserde 300 kişilik salon 500 kişi ile dolmamış mıydı?
Bir çoğunun Çorum’u bile tanımadığı, Ankara’dan gelen 60 öğretmen ve öğrenci İskilip ve size hayran olmadı mı?
“Böyle sanata düşkün ve cana yakın bir belediye başkanı ile daha önce karşılaşmadık” demediler mi size?
Anneler gününde yılın annesi konserini, İskilip meydanını doldurup taşıran 4000 insana sunmadınız mı?
Siz ki,
İskilip’in taşını, toprağını, kurdunu, kuşunu, börtüsünü, böceğini, hatta tilkisini!, ovasını yaylasını, kırsalını, iyisini, kötüsünü, güzelini, çirkinini velhasıl her yerini, her şeyini çok çok severken,
OLDU MU BÖYLE BAŞKAN?
Sizdeki insanına, memleketine, toprağına olan bu sevgi, sevgi değil KARA SEVDAYKEN,
Neden bu karar?
Ben ki sizi, çok daha büyük makamlarda görmeyi düşünürken,
Kırgınlığınız neden?
Eğer kıymetini bilmiyorsak, çalışanın, üretenin, memleketini sevenin…
Yazıklar olsun bize!
Yazıklar olsun bizim insanlığımıza!
Her Gününüz Güzel Olsun.
|