Anasayfa arrow YAZARLAR arrow ALİ EMİROĞLU arrow TAKLİT ETMEK NE DEMEKTİR?
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
TAKLİT ETMEK NE DEMEKTİR? Yazdır E-posta
19 08 2008

Türk devrimlerinden bahsetmeye kalkan pekçok insan, bu hareketin Avrupa’nın basit bir taklitinden ibaret olduğu iddiasını öne sürmektedir. Bu Türk hareketleri, yeni bir buluş olmayıp, ne Türk adıyla ve ne de Türklerin dini İslamiyetle bir ilgisi vardır.

Ayrıca, Türkiye’deki bu yeni denilen değişiklikler, üst kademenin baskısı altında ortaya çıkmaktadır. Alt tabakanın bir katılımı yoktur. Bunun için de, ülkede bir devrim tutulması ve gelişmesi söz konusu olmamıştır.

Sorunların okunması veya çok defa da konuşulması bir doğruluk işareti gibi alınması mümkün ise de, bunların derinliğine düşünülmesinden, işlerin o kadar basit duruma bağlanamayacağı göstermektedir.

Önce şunu ele alalım: Devleti insan bulmuştur. Devleti bulan insan rahata kavuşmuştur da. Yalnız, insan tarafından bulunan devletin iki adet yönetim şekli ortaya konabilmiştir. Devlet, Allah’ın kitaplarla gönderilen kaideleriyle ortaya çıkan devlet yönetimi; ikincisi de, insan buluşuna bağlı akılla ve deneyimi öne alan laik devlet yönetimi. Bu ikinci yönetim biçiminde, yaratıcının bir müdahalesi yoktur. Dinler bu yönetim işine karışmazlar. Dinler, kendi aralarında kavga da etmezler. İnsanlar, bizzat, özgür iradeleriyle yönetime sahip çıkarlar. Buna da laik devlet yönetimi adı verilmektedir.

Alttan gelen istekle ortaya çıkan bir yönetim biçimi Dünyada görülmüş değildir. Eğer, alt eğitimsiz tabaka yönetim bilebilse, Tanrının yönetim için rahatsız edilmesine gerek kalmazdı. Bu eğitimsiz insan topluluğu yönetim biçimi ortaya koyamadığı için, insanlar Allah’ın yardımını istemek zorunda kalmışlardır. Alt tabakaların hakimiyetinden ve isteğinden bahsedilen sosyalist gelişimler, asla eğitimsiz alt tabakanın eseri olmamışlardır. Karl Marx ve onu takip eden devrimciler, yetişmiş insanlardır. Bunların yaşantısı da halk yaşantısı değildir. Karl Marx, hayatını gece kulüplerinde geçirmiştir. Kızı da aynı hayatı yaşamıştır. Rus ihtilalini yapan insanların hepsi de hayatın lüks kısmını tanıyan ve yaşıyan insanlardır.

Bir örnek daha vermek istiyoruz. Fransız Sosyalist Parti kurucusu Jeant Jauress, tramvayın üst kısmına merdivenlerden çıkarken, alt kattaki işçilerden kendisini tanıyanlar birbirlerine koltuk vurarak, patronlarının yukarı çıktığını işaret etmişlerdir. Kurucu lider de bunun farkına varınca, aşağı dönmüş ve kendisinin işçileri yukarı çıkarmak için sosyalist olduğunu; yoksa, aralarına inmek için sosyalist olmadığını söylüyor.

Biz de, sosyalizmin, sokağın sefaletine ortak olmadığı kanaatında bulunuyoruz. Herkesin, katkısı nisbetinde Dünya nimetlerinden istifade etme hakkına sahip olması taraftarıyızdır. Tembel, haylaz, rejim ne olursa olsun, hayatı hiç bir zaman öğünülür biçimde olmayacaktır.

Renessans, aydınlanma ve Fransız ihtilalini bir düşünelim. Bunların hangisinde, toplumun alt tabakası bilgisizlerinin emeği vardır? Bu üç safhayı da hazırlayanların okumuş ve gelişmiş düşünürler ve felsefeciler olduğu bilgimiz içinde bulunuyor. Daha sonra, her ülke ayrı ayrı ihtilal yapmış değildir. Doğruyu sezebilen Avrupa memleketleri, kendilerini, Fransız devrimi neticelerine uydurmuşlardır. Bu gün bütün Avrupa demokratiktir ve bütün Avrupa milletleri laiktirler. Bu ülkelerde, hemen hemen hiç birinde, alt tabaka, üst tabaka tartışması yapılmadığı gibi, alt tabaka hakimiyeti veya etkisi tartışmaları da yapılmamaktadır.

Cumhuriyet ve Atatürk devrimlerini istemeyen insanlar, Atatürk’ün yaptıklarını hem Avrupa’nın taklit edilmesi olarak anlıyorlar ve anlatmaya da çalışıyorlar ve hem de devrimlerin yani bu Avrupa takliti yeniliklerin üst tabaka tarafından zorla kabul ettirilmeye çalışıldığı fikrini yaymaya çalışıyorlar.

Bizim düşüncemiz bunlara uymamaktadır. Avrupa’nın yarattıklarını Türkler için almak bir taklit değildir. Avrupa medeniyeti anlattığımız yolda teşekkül etmiştir ve bu gün Avrupa medeniyeti vardır. Bizim yapılanlarımız bir medeniyet değişikliğidir. Bunu yaparken, onun gereklerini yerine getirmek, onu taklit etmek değildir. Taklit edilmişse, öteki Avrupa ülkelerinin yaptıkları da bir taklittir.  Bir medeniyet değişikliği yapılırken, onun işinize gelen yanını alıp, inancınıza uymayan yanlarını almamak adet değildir. Medeniyet, anlamıyla, düşüncesiyle, tekniği ile bir bütündür. Medeniyetin din inancıyla da bir ilgisi bulunmamaktadır.

 

 

 

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

MATEMATİK ÖĞRETMENİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
ELEKTRİK TEKNİSYENİ VEYA TEKNİKERİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
2005 BORA
Satmak Istiyorum (30.11.2008)
2005 MODEL POLO
Satmak Istiyorum (30.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 68 misafir ve 5 üye bağlı
  • a.y.
  • hasaneray
  • huseyinors1
  • canmah
  • muratankara

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siyeteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55