|
Rivayet odur ki, zamanın CHP Ankara il genel meclis üyesi Mustafa Keskin, sekiz köşe şapkalı, 1.90 boyunda 130 kilo ağırlığında devasa bir adamdır.
Sadece cüssesi ile değil, sosyal yapısı ve bilgeliği ile de kocaman bir adamdır Mustafa Keskin.
Hatta söyledikleri ve yaptıkları ile daha da büyütmeye çalışanlar, altmış ihtilalinde İsmet Paşanın O’nun evinde konuk olduğunu ifade ederler.
CHP Ankara il örgütü içerisinde en son sözü söyleyen insandır rahmetli.
Herkes de o son sözü saygı ile dinler, gereğini yerine getirirmiş…
Dedim ya, anlatılanlardan rahmetli Mustafa Keskin’in her yönü ile devasa, aynı zamanda sözünün eri bir insan olduğu anlaşılıyor…
Geçtiğimiz günlerde ulusal bir gazetenin köşe yazarının “Koca parti suya yatmış mandalar gibi duruyor” eleştirisinden sonra, partinin en üst organlarından olan genel sekreterlik makamında oturan Önder Sav’ın tepkisi, bana rahmetli Mustafa Keskin ile yaşadıkları söylenen diyaloğu hatırlattı.
Günlerden bir gün, rahmetli iş yerinde otururken içeri genç ve ufak tefek bir delikanlı girer.
Gelen, idealist bir avukattır.
Kısaca kendisini tanıtır Mustafa Keskin’e…
Ve milletvekili olmak istediğini, kendisinden de destek beklediğini ilave eder.
Kulaklarına inanamaz dev adam..
Bir karşısında konuşan ufak tefek genç insana bakar, bir de birlikte siyaset yaptığı zamanın deve dişi gibi adamlarını düşünür, “de git hadi işine” der ve devam eder;
“Bunca didişmenin arasında patoza atılmış saman gibi öğütülüp gidersin evladım. Yazık olur sonra sana. Sen ve senin gibi delikanlıların vakti henüz gelmedi. Hatta şu ufacık halinle senin vaktin hiç gelmeyebilir de. Bence, sen yine de sıranı ve zamanını bekle...”
Duyduklarından kendisinin biraz azarlandığını, biraz da alay edildiğini sanan genç adam, kendisinden emin olarak; “Bana bak Mustafa amca” der,
Sen destek versen de vermesen de gün gelecek ben, bu partinin en tepe noktasında vazife alacağım.
Fakat dileğim o ki, partinin büyüğü olarak bana destek olman ve fikirlerinden faydalanmamı sağlaman.
Yoksa ben bu yola baş koydum. Seninle de sensiz de yolumdan kimse döndüremez beni”
Sonuç?
1.90 boyunda, 130 kilo ağırlığındaki bu dev adamın, ölünceye kadar bu genç insandan desteğini esirgemediği hala söylenmektedir.
O günün ufak tefek genç ve idealist avukatı aldığı büyük destekle, bu gün halen Cumhuriyet Halk Partisi genel sekreterliği koltuğunda oturmaya devam etmektedir…
Kim mi bu genç insan?
Elbette Önder Sav’dan başkası değildir…
Kararlı, genç ve idealist avukat, yıllar önce düşündüklerini geçen süre içerisinde bir bir gerçekleştirip en tepe noktaya ulaşmıştır.
Görünen o ki, ilk elli yılda da onu oradan indirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir! (sanırım kendisi şu an yetmiş civarı veya biraz üstü yaşlarda olabilir)
Şimdi sormak lazım sayın genel sekretere;
Kendin için çizdiğin yol haritanda düşüncelerini hayata geçirdin, başarılısın. Aynı başarıyı yıllardır oturduğun makam içinde söylemek mümkün mü?
Dünyanın bütün ülkelerinde iktidardaki parti oy kaybederken, bizde muhalefet partisinin kan kaybetmesinde sizin katkılarınız yok mudur?
Her şeyden önemlisi, sizin idealleriniz sadece kendi yaşamınızla sınırlı olup, aldığınız vazifeleri kapsamıyor muydu?
Bu memleketin yiğitlerinin yoğurt yeyişleri sizinde dediğiniz gibi türlü türlüdür.
“Ben yiğit değilim ama, benim yoğurt yiyişim budur” diyorsunuz
Yiğit olmayanlar, yoğurtla kavga etmek zorundalarmış gibi sizi eleştirenlere karşı neden hoşgörüsüz davranışlar sergiliyorsunuz?
Ve…
Sizin partinize adam kazandırmak noktasında idealleriniz tükendiğine, hatta fazla gelenleri sorgusuz sualsiz ihraç etmeye başladığınıza göre, kendinize ömrünüzün son deminde yeni yeni idealler mi edindiniz?
Şayet öyle ise size sonuna kadar başarılar diliyorum.
Hoş, bu konuda fazlaca uğraş vermeniz gerektiğine inanmıyorum.
Orada hala oturuyor olmanız, kimsenin ilgisini çekmediği gibi, var olanları da kendiliğinden uzaklaştırıyor…
Her Gününüz Güzel Olsun.
|