|
Sayın Kraliçe’nin memleketimize yaptığı seyahat münasebetiyle kaleme aldığımız yazıda, mevcut devlet erklerine de temas etmek zorunda kalmıştık. Yazının sonunda yer sıkıntımız ortaya çıktığı için, düşüncelerimizi izah etme imkanını da bulamadı idik. Bunları bir daha izah etmekte fayda gördük.
Anayasamızda, bu erkleri üç olarak görüyoruz: Yasama, Yürütme ve Yargı. Anayasamızda, bu üç erk arasında büyüklük, ileride oluş veya başka bir anlamda farklılık olmadığı hakkında da izahat bile vardır.
Yasama ve adalet sözcükleri çok açık anlamlıdırlar. Ancak, hükümet işlerini yürütme işleri olarak anlaşılan erk, bazan icra sözcüğü ile de ifade edilmektedir.
Bu iktidar sözcüğü nereden çıkıyor? Nereden çıktığı belli değil ama, iktidar sözcüğü bazen meclis çoğunluğu için kullanılıyor. İktidar, her istediğini yapma kudreti olarak anlaşılıyor.
Hükümet, yani icra etme anlamına da bu iktidar sözcüğü kullanılıyor. Başbakanlarımızın bazılarının, “ben iktidarım” dedikleri duyulmuştur.
Bu iktidar sözcüğü, Devlet’in kendisi anlamına da kullanılmaya müsaittir. Aslında, iktidar sözde kuvvet, kudret anlamına kullanılmak istenmektedir. Yine aslında, iktidar sözcüğü, hayatın içinde, pek çok anlamı ifade etmek için dahi kullanılır durumdadır. Tek başına kullanıldığı zaman; Adalet, yasama gibi yalın bir anla vermemektedir.
Açıkça söylemek gerekirse, iktidar sözcüğü Devlet kademesinde kullanılmamalıdır.
Yasama organı olan meclisi seçiyorsunuz. Meclis çeşitli partilerden oluşuyor. Meclisin görevi kanunlar yapmaktır. O zaman, seçtiğiniz meclis, milli iradeyi temsil eder diyorsunuz.
Anayasamızda da, yasama meclisinin adalet mekanizmasından daha fazla kudretinin olmadığını söylüyorsunuz. Burada da bir eksiklik veya bir yanlışlık ve belki de bir fazlalık söz konusu gibi geliyor. Madem ki, Devletin üç erkinin birbirinden üstünlüğü yoktur, yasama organı meclisin, milli irade temsil hakkının olmaması gerekir.
Eğer, Anayasadaki üç eşit erkin temsilcileri bir arada, bir meclis halinde, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanırsa, belki bu meclise, milli irade temsilcisi sıfatı verilebilir.
Üç erkin değiştirilmesi düşüncesi taşımıyorum. Dünyada bu anlayış yaygınlaşmıştır. İktidar ve milli irade sözcüklerin yerleri ve anlamları iyi tain edilirse; veya, bu iki sözcük erklerle ilgisiz hale getirilirse, durum tamamen, olduğu gibi kabul de edilebilir.
Bir erkin içinde, meclisten milletvekilleri alınarak kurulan icra organı, yani yürütme organı, dürüst bir erk teşkil eder mi? Bence, Yürütme organını meclis dışından teşkil etmekte de hem nazari ve hem de ameli büyük faydalar vardır. Yasama görevi için seçilen insanlar, o görev yerlerinden alınmamalıdırlar.
Yazı makinesinin başına oturunca, insanın aklına bir çok şeyler, hiç istemeseniz bile geliyor. Geliyor da, bunların üzerinde düşünmenin de kimseye zararı görülmüyor. Bu kafayı, illa bir ülkenin ayrışması için gerekli düşüncelerde kullanmak şart değil ya!
Sıkışan Türk, ağzını daha açar açmaz, Başkanlık sisteminden dem vuruyor.
Başkanlık sistemi bir rejim şeklidir. Devletin bütün teşkilatı ve erkleri, bu sistem içinde düşünülmüş ve karara bağlanmıştır. Böylece, bir karşılıklı kontrol sistemi ortaya getirilmiştir. Dünyada da, Amerika’dan başka ülkede tatbik sahası bulamamıştır. Türkiye dışında hiç bir ülkenin heveslendiği de görülmemiştir. Türkiye’nin ise, en ufak bir deneyimi yoktur. Bütün bunların saçma sapan kabul edilmediği bir ülkede, bizim düşüncelerimiz mi saçma sapan sayılacaktır? Bizde, yazdıklarımızı akıldan, kendi aklımızdan çıkarıyoruz.
Cumhurbaşkanını halkın seçmesi sorunu da böyledir. Bir deneyiminiz var mı? Neler getirir, neler götürür? Bunlar hakkında düşünmüş olanınız var mı? Biz bunlara bile saçma sözcüğünü kullanmıyoruz.
İşte bunlardan dolayı, bir şey isterken, bir şey olsun derken, düşüncenizi söylemeyiniz demiyoruz ama; bu düşünceleriniz birazcık ta akıl ve mantık içinde olmasını düşünmenizi nezaket içinde istiyoruz. Saltanata dönelim sözcüğünü benden hiç duydunuz mu? Çünkü benim aklım, olmayacak bir saçma ile yorulmak istemez...
|