|
15.Ağustos 2008 tarihli Hürriyet Gazetesinde; “Recai Beyin Tavuğu diyo ki…” başlığı altında bir horoz ve bir tavuk resmi yayımlandı.
Haber, Saadet Partisi’nin yayın organı Milli Gazetenin, 7 Ağustos sayılı baskısından alıntılanmış.
Neyin nesi bu haber diye şöyle bir göz atınca, bu iki “kümes hayvanının” resminin üzerinde şöyle bir başlık daha göze çarpıyor, “Erkeğin hanımın (üzerindeki) hakları…”
Anlaşılan o ki; hazretler, kadın resmi basmayı günah saydıkları için, hayvan resmi başmışlar.
Horoz kimi simgeliyor?
Erkeği…
Tavuk kimi simgeliyor?
Kadını…
Aynı alıntı haber metni çerçevesi içersinde, bir başka alıntı haber (yazı) daha var.
O alıntı haber yazı da Taraf Gazetesinden. Taraf gazetesinin türbanlı yazarı Elif Çakır, Milli Gazetede yayımlanan bu yazı için, köşesinde; “Gülmeye ihtiyacınız varsa bu yazıyı okuyun…” diyor.
* * *
Okudum.
Okudukça bunaldım…
Bunaldıkça daraldım…
Daraldıkça hafakanlar bastı…
Gülmedim, gülemedim… Acıdım ülkemin haline…
“Vah benim canım ülkem” dedim. “Senin artık kaçarın göçerin kalmamış…. Biz boşuna çırpınıyoruz… Sen bitmiş, bitirilmişsin… Sen çoktan Suudi olmuşsun, çoktan Araplaşmış, çoktan İran olmuşsun…”
Ellerim titremeye, gözüm kararmaya, midem bulanmaya başladı.
* * *
Her şeyin, bir ölçüsü olmalı. Yobazlığın da…
Ama bizim yobazlarımız, meydanı boş bulup, öyle bir taşıp, öyle coştular ki, yobazlıkta da sınır tanımaz hale geldiler.
Türbanlı bir bayan yazarın bile, “komedi” dediği; Mevlüt Özcan adlı yazar (!) tarafından kaleme alınmış o yazıda, bakın ne zırvalıklar var.
Mevlüt Efendi diyor ki;
“….Görünen o ki, tesettürsüzlük evliliğin önünde en büyük engeldir. Çünkü tabiatı bozulmamış her genç, eşinin bedeninin kendisine ait olmasını istiyor. Anonim kullanıma tahammül edemiyor. Böyle olunca da evlenemiyor. Kızlarda yanlış bir kanaat var. Derler ki, ‘Evlenebilmek için açılıp, saçılmak zorundayız. Tesettüre girersek evlenemeyiz.’ Böylesi bir kafa ile genç kızlar yapmadık kepazelik bırakmazlar. Soyunur, dökünürler. Bedenlerini anonim kullanıma peşkeş çekerler.”
Bitmedi… Mevlüt Efendi fetvaya devam ediyor.
“... Kocası izin vermezse eğer, kadın, öz be öz annesini, babasını ve kardeşlerini bile evine alamaz.”
Bitmedi… Mevlüt Efendi sallamaya devam ediyor.
“…Kadın, kocası için (kendisi için değil) namusunu koruması lazımdır.”
……
Mevlüt efendinin makalesi (!), kadının hiçbir söz hakkı olmadığını vurgulayan benzer zırvalıklarla, bu doğrultuda devam edip gidiyor.
Şimdi bu görüşlere, bu yaklaşıma, bu mantığa katılmak mümkün mü?
Ya da bu yazıyı (!) , “Demokrasinin gereğidir, adamcağız bu konuda kendi görüşlerini belirtmiş…” deyip, kabullenip; bu zırva söylemleri anlayışla karşılamak mümkün mü?
Yobazın söylediğine bak; tesettüre girmeyen bayanlar, kendilerini anonim kullanıma peşkeş çekişiyorlarmış…
Hadi oradan pis Molla… Sen o sapık hayal gücünde canlandırdığın iğrençlikleri, kendi yakın çevrende ara…
Sen önce insana, sonra kadına saygı duy.
Kadını tavuk, kendini horoz olarak gören zihniyetten hayır mı gelir bu topluma!?...
İnsan şu satırları yazarken biraz düşünür, insanda biraz utanma duygusu olur.
Bu toplumun bayanlarının yarısının başı açık.
Şimdi o bayanlar, bedenlerini, anonim kullanıma peşkeş mi çekiyor?
Hadi oradan tavukçu pis ticani…
Hadi oradan…
Yazarın özel notu. Hani, nerede kadın dernekleri? Bakın, bu zibidi molla başı açık, siz Cumhuriyet Kadınlarını neyle suçluyor? Niye suç duyurusunda bulunmuyorsunuz? Sizleri tavuk gibi gören, insanlıktan nasibini almamış bu mollayı ve de makale diye bu zırva yazıyı yayımlayan bu gazeteyi, neden mahkemeye vermiyorsunuz? Niye sesinizi yükseltip, hakkınızı aramıyorsunuz? Mahalle baskıları bu kadar mı yıldırdı sizleri?
|