Anasayfa arrow YAZARLAR arrow MEHMET ÖZATA arrow ŞU BENİ BİR DİNLEYİN
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
ŞU BENİ BİR DİNLEYİN Yazdır E-posta
18 08 2008

Ben, 1938’de liseyi bitirdim ve o zaman geçerli olan Bakalorya imtihanını da vererek üniversiteye girme hakkı kazandım.

Üniversiteye giriş te, o sene imtihanla oldu. Yanlışlıklar birbirini takip etti ve benim girmek istediğim tıp fakültesi, imtihanlarını benim haberim olmadan açtı. İmtihanlar kapanınca, ben de yurtsuz okuma imkanlarım olmadığından açıkta kalmış oldum.

İşte, böyle bir anda, o zamanki müzeler müdürü Hamit Zübeyr Koşar Bey araya girerek, benim için, İstanbul Topkapı Sarayı Müdürlüğünde bir yer istedi. Konuşmalar yanımda oldu. Müze müdürü rahmetli Tahsin Öz’dü.

Ben İstanbul’a gidince, tain emri henüz gelmemişti. Milli Eğitim Bakanı rahmetli Hasan Âli Yücel, doğu illerimizde teftiş gezilerinde bulunuyordu.

Cumhuriyet bayramından bir gün önce, geç vakit Ankara’ya gelen vekil, karşısında Hamit beyi görüyor. Hamit beyin elinde benim tain evraklarım. Bu evrakları o gün imza edilmez ve ben göreve başlanmış gösterilmezsem, ilk maaşımı alamıyorum. Bir ay parasız çalışma imkanım da yok.

Sayın bakana bunlar anlatılıyor ve Hasan Âli Yücel, bunları bile bile, benim evrakımı imza ediyor. Telefonla söyleniyor ve ben, aynı gün işe başlamış gösteriliyorum. Cumhuriyet bayramı sonunda da, müzeye gidip maaşımı almış oldum. Maaşım 31 lira idi. Bu para ile bir ay geçinecektim. Fakat, bu para bana bir ay yetiyordu. Lokantada ilk yemek, et yemeği bütün verilirdi. Bunun için 12.5 kuruş ödeniyordu. Sonra da yarım pilav ve yarım kuru fasulye istenirdi. Bir öğle yemeği 15 kuruşa çıkardı. Geriye kalanla bir gün niçin geçinmeyesiniz?

Ben,  Topkapı Müzesi’nde çalışarak tıp tahsilini yaptım. Sonradan, aynı müzede benim gibi okumakta olanları da tanıdım. Bunlardan birisi, yüksek ticareti bitirdi ve sonradan da Ziraat Bankası Genel Müdürü olmuştu. Daha sonraları da, Sumerolog sayın Muazzez İlmiye Çığ’ın kocası olan rahmetli Kemal Çığ’ın tainini de aynı insan, Hamit Zübeyr Koşay yaptırmış ve karı-kocanın bir arada olmalarını temin etmiştir. Daha sonraları, rahmetli Kemal Çığ, arşiv memuru olarak geldiği müzeye müdür olmuştur.

O devrin özelliği bu idi. Okumak isteyen halk ve bilhassa köylü çocukları devrin devlet adamlarından her  türlü yardımı görüyorlardı. Bu yapılan yardım karşılığı olarak ta, hemen hiç bir şey istenmiyordu. O devirde, CHP’nin açtığı yurtta pek çok üniversite talebesi okumuş, içlerinden bir kaç kişi hariç, hiçbirisi CHP’li olmamıştı. CHP yönetimi, bile bile bu durumu sürdürmüştür.

Bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Kurtuluş hareketinin başı olan Mustafa Kemal Paşa’nın da, bizim köylü ve çiftçi çocuklarına karşı bir zaafı vardı. Daha savaş sıralarında iken, kendi parasıyla aldığı Çankaya bağ evinde, yanında barındırdığı bir evlatlığı vardı. Latife’den önceki eşi ile bu çocuk birlikte kalıyordu. Büyük taarruz emrini vermeden önce, Kürt asıllı olan bu çocukla, birlikte olduğu eşini bırakarak gizlice cepheye hareket etmişti.

Mustafa Kemal Paşa, sabah kalvaltılarını da, kız-oğlan karışık köylü çocuklarıyla yapardı. Bu köylü çocuklarıyla masaya oturur ve onlara, kahvaltıda bıçak-çatalla kahvaltı yapmayı öğretirdi. Çocuklar, bıçaklarla birbirlerini tehdit ettikleri zaman da, kendilerinin kardeş olduklarını ve bıçak gösterisinin de ayıp olduğunu anlatırmış. Mustafa Kemal Paşa istese, daha görgülü çocuklarla kahvaltı yapma imkanını bulamaz mı idi? Halbuki o, her fırsatı, milletin fertlerini eğitmek için kullanırdı ve kendisine yakın olanlara da aynı fikri telkin ederdi. İşte, bu zihniyetin uzantılarıdır ki, bizlere kadar da gelmiş ve bizlere de istifade ettirilmiştir.

O devrin halka ve bilhassa köylüye yaklaşımı böyledir. Rahmetli Hüseyin Ortakçıoğlu da böyle bir lütfa mazhar olmuş ve bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından, İstanbul’da bir liseye yerleştirilmiştir. O zamanın halka yardımı böyle oluyordu. Halktan adamlar yetişsin isteniyordu. Bu devrin hediye paketleri dağıtılarak vatandaşların anılmış olması, o devirde böyle, yazdığımız şekilde oluyordu. İşte, o devrin yardımını bizim vatandaşlarımız az ve doyurucu görmemiş olacaklar ki, seçimlerin hediye paketleri icat edilmiştir. Rağbet te görmüştür. Vatandaşlar, Fransa’daki kadınların hep haklı olduğu gibi, hep haklı sayılmışlardır ki, kimse bu paket işinin ayıp olduğu üzerinde durmamıştır. Bu paket yardımları gelecek seçimlerde de devam edecektir. Adam yetiştirme işi, milli irade teşekkülünde büyük bir rol oynamamıştır. Bu gördüğümüz odur ki, teşekkül eden milli iradede, seçim öncesi paketlerin rolü vardır. Bu da bir Türk buluşudur diyecek bir şeyimiz de yoktur.

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

MATEMATİK ÖĞRETMENİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
ELEKTRİK TEKNİSYENİ VEYA TEKNİKERİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)
2005 BORA
Satmak Istiyorum (30.11.2008)
2005 MODEL POLO
Satmak Istiyorum (30.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 79 misafir ve 3 üye bağlı
  • huseyinors1
  • nejla
  • CH1

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siyeteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55