|
(Çorum’da 1960’lı-70’li yılların ünlü ve etkin gazetecisi Aydın Kalelioğlu ile çırağı Mehmet Yolyapar, Kalelioğlu’nun Akyaka’daki evinde…)
GELECEK KUŞAKLAR ZOR GÖRECEK BU GÜZELLİKLERİ
“Geçmiş Yaz”ı nasıl betimliyordu Yahya Kemal:
Rüyâ gibi bir yazdı, yarattın hevesinle,
Her ânını, her rengini, her şiirini hazdan,
Hâlâ doludur bahçeler en tatlı sesinle !
Bir gün, bir uzak hâtıra özlersen o yazdan,
Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin:
Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde;
Mehtâb…iri güller ve senin en güzel aksin…
Velhasıl o rüyâ duruyor yerli yerinde!
Yaz geldi-geçiyor…Kaç yazı karşıladık bahar bahar, çiçek çiçek coşkularla?.. Ve kaç yazı uğurladık “Yaz günleri en tatlı hayaller gibi geçti” diyerek…
Ve kaç hazan mevsiminde, yaprak dökümünü izledik hüzünlere boğularak?...
Su gibi akan yılların ardından bakarken, yüreğimizde biriken tortular tek kazanımımız oluyor sanki. Vefaya, dostluğa, sevgiye dair ne varsa onlar işte…
Günübirlik Ankara seyahatlerimizde de, çeşitli yerlere birkaç günü aşmayan gezilerimizde de bunları yaşıyoruz, dönüşte kaleme aldığımız gezi notlarımızda da bunları yansıtmaya çalışıyoruz.
Her gezimizi, görüşmemizi, buluşmamızı yazdığımız için de, Evliya Çelebi gibi sürekli gezdiğimiz zannediliyor. İşin aslı öyle değil oysa. Tatil adına kendimize ayırabildiğimiz süre, yılda 10-12 günlük bir şey. O da çoğunlukla ziyaretlerle, dost buluşmalarıyla geçiyor.
Uğrak yerlerimizi de son yıllarda otomatiğe bağlamış gibiyiz. Akyaka’da Aydın Ağabey’e uğramasak hiç olmuyor…Kuşadası’ndaki dostlarımız da ilkbahardan başlıyorlar “Ne zaman geliyorsunuz?” diye sormaya.
Sağolsunlar, varolsunlar.
Biliyorsunuz, Marmaris’e 30 kilometre kala, Sakar Beli’ni inerken denizi ilk gördüğünüz noktada, Gökova Körfezi’nin ucunda bulunan Akyaka beldesi, bozulmamış doğası, yeşili, mavisi ve özgün Muğla evleriyle, Azmak boyundaki balıkçı lokantalarıyla harika bir yer. Beyefendi kişiliğiyle temayüz etmiş Çorum’un eski gazetecilerinden üstadımız Aydın Kalelioğlu da, yaklaşık çeyrek asırdır burada yaşıyor.
Yüksel-Yalçın Kıbır dostlarımızla, Denizli-Muğla üzerinden doğruca Akyaka’ya gittik.
Her zamanki gibi gözleri parlayarak, sevgiyle karşıladı Aydın Ağabey.
Çorum’u, ortak dostları konuştuk bolca. Çorum’un son halini, özellikle de Obruk Barajı’nı merak ediyor. ÇORUM HABER’den izlediği kadarıyla Belediye Başkanı Turan Atlamaz’ın projelerine sahip çıkılması gerektiğini düşünüyor.
Ekim ayı için Çorum’a davet ettik, ısrarcı olduk…Daha da ısrar edeceğiz.
Çünkü, Çorum’un geçmişinde ve bugününü biçimlendiren projelerde, en azından fikir planında büyük payı, emeği var Aydın Ağabey’in…Babası, 1940’lı yılların unutulmaz Belediye Başkanı Dr. Pertev Kalelioğlu’nun ilk kanalizasyon şebekesini projelendirmesi, imar planı çizdirmesi gibi…
Akyaka, çok tanıdık artık bizim için. Neredeyse her köşesini biliyoruz. Ama, doğal görüntüsü korunduğu, beton yığınına dönüşmesine izin verilmediği için her görüşümüzde yine heyecan duyuyoruz, yine etkileniyoruz.
Günübirlik Köyceğiz, Dalyan seferleri… Ardından Fethiye’de Gülser-İbrahim Balaban dostlarımızı ziyaret. Marmaris’ten Hatice Hamoğlu kardeşimizin Akyaka’ya ziyaretimize gelişi…Ertesi gün bizi Marmaris’te ağırlayışı…
Demek ki, Akyaka’daki üç günümüzü gezilerle geçirmişiz.
Fethiye, Dalyan ve Göcek’e, yaklaşık 20 yıl aradan sonra yolumuz düşüyor.
Duygularımızı ifade için “şaşkınlık” sözcüğü pek hafif kalır.
Dalyan’da, Göcek’te resmen şehirler oluşmuş. Fethiye ile Ölüdeniz arası birleşmiş. Tabii Fethiye bir Fethiye daha olmuş.
Marmaris’e gelince…Yıllardır büyük kent Marmaris…Ama hâlâ güzel, hâlâ çekici…
Akyaka’dan Çeşme yarımadasına geçecektik, ama Kuşadası’na uğramadan olmazdı.
Hatice-Mustafa Berçin çifti İstanbul’dalardı, Sönmez-Mustafa Özten dostlarımız karşıladılar. Handan-Halil İbrahim Samgar çifti ve rastlantı Meliha-Tekin Kerman çifti de oradaydı.
Unutmadan eklemeliyiz ki, Fethiye’de Sait Eker ve Dr. Recep Burhanoğlu dostlarımızla da bir telefonla olsun merhabalaştık. Her ikisi de liseden arkadaşımız olan iki sevgili kardeşimizden Sait Eker, vali olmadan önce Fethiye Kaymakamıydı. Bu güzel ilçeyle ilişkileri aynı sıcaklıkla devam ediyor. Dr. Recep Burhanoğlu ise ortağı oldukları oteli işleten eşinin ardından Fethiye’ye yerleşti, bir özel hastanenin başhekimi.
Akşama kalamayacağımız için yüzyüze görüşemedik, ama telefonla görüştüğümüzde ikisi bir aradaydı.
Akyaka’dan Prof.Dr. Mustafa Akaydın’la da telefonla görüştük; bir dost, bir hemşehri olarak kendisiyle gurur duyduğumuzu söyledik. Bir dönem Halkçı Parti Çorum Milletvekili olan merhum babası Emekli Kurmay Albay Ali Rıza Akaydın’ı Aydın Ağabey de elbette çok yakından tanıyordu. Dayısı merhum Dr. Kaya Velipaşaoğlu ise yakın arkadaşıydı. Prof. Akaydın da Aydın Ağabey’i çok iyi hatırlıyordu. Dolayısıyla, kendilerini de görüştürdük telefonla.
Birileri, cumhuriyet değerlerine sahip çıkmanın bedelini ödüyor…Ödemeye de devam edecek anlaşılan.
Evet, oralarda yaz daha bir-iki ay devam edecek, ama yazlıkçıların çoğu Ramazan dolayısıyla bu ayın sonunda dönmeye hazırlanıyor.
Zaten iç turizm pek tat vermemiş bu yıl.
Ekonomik sıkıntılar nedeniyle kimi pas geçiyor bu yazı, kimi de kısa tutuyor tatilini.
Neyse ki Çorum’un güzleri güzeldir. Daha yaşanacak güneşli güzel günler var önümüzde…
Ya gelecek adına?...
Ege’de ne kadar dere, çay geçtikse kuru bir yataktan ibaretti. Koca ırmaklar dere kadar kalmış.
Felâkete koşuyoruz doludizgin, felâkete…
Bir yandan biz beton yığınlarına dönüştürüyoruz yeşil cennetleri, ya da yakıp kül ediyoruz; diğer yandan küresel ısınma geliyor üstümüze üstümüze…
O güzellikleri bize bırakmadınız diye lânet okumayacak mı bugünün küçükleri gelecekte?
|