|
Günlerden 11 Ağustos ve yine biz, sabahımızı kötü bir haberle, Erzincan’da dokuz şehit haberiyle karşılamış oluyoruz. Daha önce de, kötü habersiz günümüzün olmadığını yazmıştık. Artık, günler de bizi yalancı çıkarmamaya çalışıyor. Halbuki, biz yanılmayı çoktan isterdik. Şöyle kötü haberi öğrenmiş olacağımıza.
Bu dokuz şehit savaşa girmiş te şehit olmuş değildir. Bunlara kurşun atılmamış, bunlara pusu kurulmuş ve yere mayın döşenmiştir. Tam askeri araç geçerken mayın patlatılmıştır. Bunu azıcık uzaktan patlatan insan, belki de çok yakında oturan bir köylü idi. Bu adam belki de bir okumuş, belki de bir doktor idi. Doktor bu işe karışır mı? Sapıtınca insanlar, burunlarını daha iğrenç yerlere de sokarlar.
Bizim insanımız, vatan bütünlüğü için terörle savaşta ölenlerin arkasından ağlıyor, sonunda, vatan sağolsun da diyor. Bu dokuz şehit savaşa da girmiş değil. Bunlar savaşa girmiş olsalar, mutlaktır ki, ölmeden bunlar da öldürecekler. Ama, gizli eşkıya, gizli olarak işlemini yapıyor, belki de sonra, öteki vatandaşlarla birlikte, PKK üzerine lanet yağdırıyor. Siz ne yapıyorsunuz? Siz boynunuz bükük, bu lanet yağdırmaya devam ediyorsunuz. Patlatan hakkında bir bilginiz yok. Sizin lanet yağdırmanız karşısında, o da içinden size lanet yağdırıyor. Lanet yağdırmakla bu işin ne sonu alınır, ne de isyan harekatı başarıya ulaştırılır.
Bu bombayı patlatanın orada oturanlardan olması mutlaktır. O zaman, o bölgede, böyle bir daha bomba patlatacak kimsenin kalmaması gerekir. Yani, bu gizli terörü yaratan insan olduğuna göre, bu bölgede terör yaratacak sivil insanların kalmaması gerekir.
Bu insanlara ne yapmalıdır ki, bu gizli terör yapılamasın. Terörist silah taşıdığına göre, siz de o silah taşıyanla mücadele edebilesiniz. Ya siz onu veya onun sizi bitirmesi lazımdır. Bu bitiş sonunda da etkili bir netice alınmış olsun. Bir terör, asır boyunca devam edecek değildir. Bir terör önlenmesinin bir yolu olmalıdır. Bu güne kadar takip edilen mücadele politikası etkin değildir.
Bir devletin, terör önlenmesinde etkili tedbirler alması hem hakkıdır ve hem de görevidir. Bin yıllık bir toprak hakimiyetinden sonra, hiç hakimiyet kurmamış olan insanların isyanlarına vatan toprakları terkedilemez. Hiç bir ülkede bu biçim mücadeleye rastlanmamıştır. Her ülkede etnik köken vardır ve bu etnik kökenler, devletle veya başka etnik kökenlerle, hak ve eşitlik mücadelesi yaparlar. Türkiye’de böyle bir mücadeleye, onların yanında biz Trükmen soyu gelenleri de katılırız. Bu katılımdan da insani bir zevk alırız.
Ancak mücadele eşitlik ve hak mücadelesi değildir. Yapılan mücadele, dış destekli olarak ortaya getirilmiş istiklal, devlet kurma mücadelesidir. Bin yıldır, bu toprakların siyasi hakimi Türk milleti adını taşıyan millettir. Hep söylüyoruz ki, bu bizim milletin adı “Türk”tür. Halbuki, Türk adında bir kavim Anadolu’ya göçmen gelmemiştir. Milletin adını kabul etmeden, bu milletin vatandaşı nasıl olacaksınız? İki veya daha çok adlı bir millet tanıyor musunuz? Adı çok olan devlet var mıdır? Hangi devletin topraklarının, etnik kökenler arasında taksim edildiğini gördünüz?
Amerikan ırkı diye bir şey yok. Herkes gelmiş, Amerika’da çoğalmış, zenginlik edinmiş ve “Amerikan milleti” adı ile bir millet oluşturmuştur. Amerikan zencileri esir götürülmüşler. Orada esir olarak çoğalmışlar. Şimdi ise, Amerika’da mücadeleye devam ediyorlar. Bunların, Amerikan zencilerinin yaptıkları mücadele, ayrı devlet kurma mücadelesi değil, eşitlik mücadelesidir. Bu Amerikan zencileri, 46 milyon olmuşlar da, yine de bir devlet kurma sapıklığına kendilerini bırakmamışlardır. Bu yolu seçmiş olsalar bile, Amerika’ya taksime hazır bir devlet te orada bulunmuyor. Orada bulunmuyor, Türkiye’de bulunuyor. Orada rıza gösterilmiyor, Türkiye’de olanlara yardım bile ediliyor.
Olmayacak işe Amin denmez. Devlet kararını vermeli ve açıkça ilan etmelidir. Şehit olmaktan kimsenin şikayeti yoktur. Şehit arkasından da, vatan sağ olsun, deniyor. Bu kısaca demektir ki, vatanın bütünlüğünü, neye maloluyorsa, temin ediniz! Bunun anlamı açıktır. O zaman, kim ne der düşüncesini yana bırakıp, gereken tedbirlerin alınması gerekiyor. Bunun aksini yapanlar, bir gün suçlu duruma düşebilirler!..
|