Anasayfa arrow YAZARLAR arrow MUSTAFA SAATÇİ arrow PRATİK ZEKA
 
PRATİK ZEKA Yazdır E-posta
03 03 2007
PRATİK ZEKA
Amerika’da bir süpermarkette müşteri yarım kivi almak istiyor. Tezgahtar bunun mümkün olmadığını söyleyince münakaşa çıkıyor.
Tezgâhtar koşa koşa müdürün odasına gidiyor:
- Efendim, hayvanın biri yarım kivi almak istiyor, der demez şöyle bir arkasına dönünce ne görsün, müşteri de hemen arkasından gelip ensesinde durmamış mı!..
Tezgâhtar hemen müşteriyi işaret ediyor.
- Bu beyefendi de diğer yarısını almak istiyor efendim !
Müdür durumu anlıyor, adama yarım kiviyi mecburen verip gönderiyorlar.
Müdür yarım saat sonra tezgâhtarı çağırtıyor:
- Tebrik ederim, durumu çok iyi idare ettin. Nerelisin sen?
- Brezilyalıyım efendim.
- Amerika’ya niye geldin?
- Brezilya cazip bir yer değil efendim. Orada insanlar ya orospu ya da futbolcu.
- Biliyor musun, benim karım da Brezilyalı.
- Yaaa öyle mi efendim ?..Acaba karınız hangi takımda futbol oynuyordu?..
 
ŞÜKRÜ AMCA
Amerika’da bir ilkokulda öğretmen çocuklara, evde ders alınabilecek bir hikaye yaratmalarını, ertesi gün sınıfta anlatmalarını istemeyeceğini söyler.
Ertesi gün çocuklar hikayelerini anlatmaya başlarlar. İlk söz küçük Suzi’nindir:
- Bizim bir çiftliğimiz var. Bir gün babamla yumurtaları topladık, bir sepete koyduk. Arabayla giderken bir tümsekten geçtiğimiz sırada sepet devrildi ve yumurtaların hepsi kırıldı.
- Güzeeel…Peki bu yumurtadan alınacak ders nedir?
- Bütün yumurtaları aynı sepete koymamalıyız.
- Aferin, çok güzel…Lilly sıra sende.
Küçük Lilly tahtaya kalkıp anlatmaya başlar:
- Bizim de bir çiftliğimiz var. Babam yumurtalardan civciv çıkması için onları kuluçka makinesine koyar, Geçen hafta 12 yumurta koydu, 12 civciv olacağını sanıyordu, ama sadece 8 civciv çıktı.
- Eveeeet…Bundan alınacak ders nedir?
- Yumurtadan çıkmamış tavukları sayma.
- Aferin, bu da çok güzel. Billy sıra sende.
Küçük Billy tahtaya kalkın anlatmaya başlar:
- Şükrü amcam Vietnam savaşına katılmıştı. Bir gün helikopterle göreve giderken helikopter vurulmuş. Şükrü amcam helikopter düşmeden elinde bir makineli tüfek, bir kasatura ve bir şişe bira ile atlamayı başarmış. Paraşütle yere inerken yolda birayı içip bitirmiş. İnince mermisi bitene kadar makineli tüfeğiyle70 kişiyi haklamış. Sonra kasatura kırılana kadar onunla 20 kişiyi halletmiş. Sonra da 10 kişinin işini silahsız bitirmiş.
- Böyle bir hikayeden alınacak ders ne olabilir?
- İçerken Şükrü amcama bulaşmayın !..
 
TEMEL DOKTOR OLURSA
Doktor hastabakıcı Temel’i çağırdı.
- Yarın ava gidiyorum, ama muayenehane de kapansın istemiyorum. Sen hastalarla ilgilen, ben arada arar kontrol ederim, dedi.
- Merak etmeyin doktor, dedi Temel.
Doktor ertesi gün akşama doğru telefon etti.
- Ne var ne yok ?
- Üç hasta geldi bugün…İlkinin başı ağrıyordu, aspirin içirdim.
- Harika Temel, dedi doktor.
- İkincisinin midesi yanıyordu, Talcid verdim.
- Bravo, bravo Temel…Harikasın…Ya üçüncü?..
- Doktor, masada oturuyordum. Kapı çarpılarak açıldı, içeri fırtına gibi bir kadın girdi. Alev alev yanıyor gibiydi. Hızla soyundu, sütyen ve külotunu da çıkardıktan sonra muayene masasının üzerine yattı ve bağırdı: Bana yardım et ! Beş yıldır erkek yüzü görmedim…
- Eeee…Sen ne yaptın Temel?
- Gözüne visine damlattım doktor.
 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

 






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Gazete Oku


Başlangıç 01.01.2007
Ip Adresiniz: 38.103.63.16

Free Page Rank Tool   Basın ve Yayın