Anasayfa arrow Köşe Yazıları arrow Ali EMİROĞLU arrow FACİA SÖZCÜĞÜ BİLE AZ GELİYOR
FACİA SÖZCÜĞÜ BİLE AZ GELİYOR Yazdır E-posta
06 08 2008

Antalya’da, Manavgat ilçesinde başlayan orman yangınının durumunu şöyle bir düşününce, bu yangını facia sözcüğü ile bile ifade etme yeterli olmuyor. Biz, bizim ülkede yangının çeşitlerini görmüşüzdür. Fakat, Manavgat yangını gibi, cidden kısa zamanda 10 bin dönümlük bir sahayı kül eden bir yangını hiç hatırlıyor değilim. Yangın, kontrol imkanlarını aşınca acımasız olur ama, bu kadar da olabileceğini düşünmemiştik. İki günde, 10 bin dönüm yeşil orman, sanki hiç yokmuş duruma geliveriyor.

İnsanın  beyni de yorgun olunca, kendisine güldürecek düşüncelere yatkın oluyor. Bu sene bir yazıdan okumuştum da, aşağıdaki bilgiyi oradan naklediyorum. Zamanımızdan yetmiş bin sene önce, Dünyanın nüfusu 300 milyonmuş. Bu 300 milyonu yeryüzüne dağıtırsanız, ülkelere pek az insan miktarı düşecektir. Acaba, o zamanlar, meydana gelecek veya gelmiş olan yangınları nasıl söndürmek mümkün oluyordu? Ormanların bu günden daha az olduğunu düşünmek için bir sebep yok. Bütün ormanlar yanıp yok olmadıklarına göre, her halde, bu günkü kadar orman yangınının o zamanlar olmadığını düşünmemiz gerekiyor. Bunun başka bir anlamı olmaz mı? Diyebiliriz ki, yangınları insanlar çıkardığına göre, insanın az olduğu Dünyada da, bu kadar çok orman yangını olmadığını düşünmekte hata yapılmış olmaz. Hele bizimki gibi bilgisi kıt, inancı yanlış, sevgisi sınırlı insanların yaşadığı topraklarda, bu acımasız yangınların daha çok oludğunu ve olacağını düşünmemizde hata yoktur.

Bu orman yangınlarında kasıt olabilir mi? Elimizde deliller olmadan, iftira teşkil edecek iddialardan uzak kalmak gerekir. Yalnız, bildiğimiz bir şey var ki, bilgisiz, yetişmemiş insanlardan her şeyi beklemek gerekir. Benim köylü babam, cahilin hiç bir şeyinin olmayacağını söylerdi. Eğer, babamın söylediklerini doğru kabul edersek, insanların, pek küçük sebeplerden dolayı, bu güzel ormanları yakıp, yanışından da zevk alabileceğini düşünebilir. Biz, yazdığımız gibi, elimizde delil olmadan, insanların yapabilecekleri bu kötülükleri düşünmek istemiyoruz. Biz istemiyoruz, düşünmüyoruz diye, Devletin de araştırması gerektiğini öne sürüyor değiliz. Devlet, devletlik görevini yapmalı, tahkikatını her yönden yürütmelidir.

Yine bize göre, yangınların büyük bir kısmını insanların ihmalleri yapmaktadır. Bizim insanlarımız, ormanlarla iç içe yaşıyorlar. Ormanlardan insanların faydalanmayacağı iddiasında değiliz ama, insanların orman hayatlarında, ormana zarar getirmiş olmalarını da arzu etmekteyiz. Bizim istifade sistemimizde, keyfiliğin olduğu pek görünür şekildedir.

Avrupanın hemen her memleketinde, benim kaldığım ve gezdiğim memleketleri kastediyorum, ormanlar, bizdeki gibi istifadeye açılmış değildir. Önce, orman içinde yerleşim yerleri bulunmuyor. Sonra, ormandan istifade edecek insanlar, belirli ve tedbir alınmış, tesisler kurulmuş yerlerden istifade ediyor. Size bir yazıda demiştim ki, Kralın kışlık ikametinden Paris’e kadar, 90 km boyunca, orman denizi içinde, yerleşim birimi yoktur. Ben buraları motosikletimle gezdim. Ben de, onlar gibi, belirli yerlerde oturup azığımı çantamdan çıkarıp yedim. Çay ve çorba yaptığım da oldu ama, onlarınki gibi oldu. Orman içinde oturamadım. Onlar da, kendi ormanlarında oturup ağalık yapmıyorlar. İsteseler bile, bu orman ağalığına izin verilmiyor. Bu tedbirlerden dolayıdır ki, bu medeni ülkelerde büyük orman yangınları olmuyor. Orman yangını olsa bile, böyle, bizde olduğu gibi vahşet sözcükleriyle ifade edilmekten uzak kalıyor. Yine bunun içindir ki, bu ülkeler hep yeşil, yağmurları da bol yağıyor. Yazın sıcakları da, bizde olduğu gibi kavurucu olmuyor.

Orman içi yerleşimin bitirilmesi gerekir. Türkiye’de orman içi insanlarımız için verilecek ekim toprakları vardır. Toprak ağalarının ellerindekini değil, Devlet topraklarından zorla gasbettiklerini alırsanız, gerekli topraklar elde edilebilir.

Orman yolları mutlak yapılmalıdır. Ben, iki yıl önce, batı Karadeniz sahilini tanımak için yolculuk yaparken, köylüler beni kahveden çıkarıp gösterdiler. Bana dediler ki, bu tepelerde orman yangını olursa, biz köylüler hangi yoldan gidip te bu yangını söndürebileceğiz? Ben, bunlara verecek cevap bulamadım. Bu sahillerden Osmanlı padişahı veya Osmanlı hakimiyeti geçmediği gibi, Cumhuriyet hükümetleri de geçmemiştir. Neye cevap vereceksiniz?

Orman yangını söndürme ekipleri de, işleri bile olmasa, sabit tutulmalıdır. Yanan ormanların yeniden dikilmesinin fiatından bile, yapılacaklar ucu olacaktır. Kayıplarınızı da hesap etseniz, rakamlara aklınız erer mi? Güzellik zaten, bir çoklarınız için anlamsızdır.

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

ELEMAN
İş Verenler (28.08.2008)
RADYO FREKANSI
Satmak Istiyorum (28.08.2008)
BAYAN AŞÇI
İş Verenler (28.08.2008)
SATILIK DAİRE
Satmak Istiyorum (27.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 58 misafir ve 5 üye bağlı
  • ilknur123
  • zubeyir
  • hatemunluyol
  • huseyinors1
  • hüskaraman

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61