|
Toplu yaşam kültürümüz gelişmediği için böyle bir başlık kullandım.
Her gün yeni bir kargaşa yaratarak hayatı insanlarımıza zehir ediyoruz.
Küreselleşen dünyada, belalı bir coğrafyada yaşam savaşı veriyoruz.
Neden böyleyiz diye sorarsanız, ben çokluğun getirdiği cehalet, sefalet ve felaket derim. Bunun başka bir izahı yok.
Cehaletimizden kaynaklanan az gelişmişliğimiz yaşamın her alanında kendini gösteriyor.
Önce basından başlayalım. Gazeteler, (herkes konuşma dilinde gaste diyor, yanlış, gazete diye okunacak ve söylenecek) hiçbir zaman normal ve güzel haber yazmıyor. Ön sahifeye uçuk ve şok bir haber, arka sahifeye çıplak bir bayan, iç sahifelerde tecavüz, gasp, cinayet, yolsuzluk, hırsızlık, intihar ve benzeri felaket haberleriyle günümüzü karartıyor.
Spor sahifelerinde yalan, yanlış transfer haberleri insanı canından bezdiriyor.
Gel de güne güzel başla.
Medya ayrı bir alem. TRT dışındaki özel kanallar düzeysiz, garip ve uçuk programlarla reyting savaşı veriyorlar. Bazı kanallar göğüsleri açık, yarı çıplak ve çok cahil bazı manken kızlarla uçuk ve garip yarışma programları yaparak kültür ve ahlak erozyonuna sebep oluyorlar.
Hele aptal diziler tam bir rezalet. Güzel kızlar ve yakışıklı erkekler aptal, aptal birbirlerine bakarak aşık oluyorlar. Sonra mağara insanları gibi cinselliğin eşiğinde aşk, ihanet, aldatma, tecavüz, cinayet ve intihar vakalarıyla insanların doğru yaşam kültürlerini alt üst ediyorlar.
Hiçbir dizide düşünce, araştırma, çalışma, iş yapma, kendini yetiştirme adına soylu ve düzeyli bir eylem göremezsiniz.
Bu haliyle televizyonlar “sakın bizden ayrılmayın”, reklamlarda telefon şirketleri “aman bizimle konuşun” diyorlar.
Zaten insanlarımız günde beş saat televizyon seyrediyor, günde 2 saat de cep telefonlarıyla konuşuyorlar. Başka bir iş yaptıkları da yok.
Bu arada birileri de malı götürüyor haberleri yok.
Erken kalkan araba alıyor. Araba kullananlar hem cep telofonu ile konuşuyor, hem de sürekli klakson çalarak gürültü kirliliği yapıyorlar. Hala sokağa tüküren insanlarımız var. Herkes gergin ve sinirli. Kimse kimsenin hakkına saygı göstermiyor. Tabiata, çevreye ve hayvanlara sevgi, saygı yok.
İnsanlarda çevre bilinci oluşmamış. Parklarda herkes mutlaka, ama mutlaka bir yaprak koparıyor. Bir yaprağın karbondioksidi emerek oksijen ürettiği öğretilmemiş. Çekirdek yiyor, kabuklarını yere atıyorlar.
Pir Sultan Abdal’ın dediği gibi “Yaradılmışı hoş gördüm, yaradandan dolayı” diyerek, hoş görmeye çalışıyorsunuz ama, bazan isyan ederek, ikaz ettiğiniz de”, “sana ne lan lavuk” azarı ile karşılaşıyorsunuz.
Netice olarak, hala insani gelişimin eşiğindeyiz. Çokluktan bu insanlarımızı eğitememişiz. Her sene yüzde iki nüfus artışı Türkiye’nin en büyük kamburudur.
Eğitim şart. Okuma fırsatı bulamayanlar, bir şekilde kendilerini toplum içinde eğiterek, topluma ayak uydurmaya çalışacaklar.
Zayıf insanlar farklı görünmek ister,
Yapay tavırlarıyla takdir edilmek ister,
Oysa başaklar boşken boyun eğerler,
Bunlar kemale ermeden yücelmek ister…(Mehmet Özata)
|