|
“Kutuplar eriyor…
Arılar kayboluyor…
Toprak bitiyor…
Sular zehirleniyor…
Yağmur yağmıyor…
Havalar şaşırdı…
Yazın kış, kışın yaz yaşıyoruz…”
Yoksa kendimize yeni bir gezegen mi aramamız gerekecek?
Uzmanlar “Uyarı”sını yapıyor!
Yıllar ve yıllar önce, Çukurova’nın flora ve faunasının değişimini acı bir üslupla anlatan Yaşar Kemal, ardından Marmara’ya bakıp “Deniz Küstü” demedi mi?
“Çift sürüp ekin ekmeyen…
Tarlaya terin dökmeyen…
Arı kahrını çekmeyen…
Balın kadrini ne bilsin?”
Karacaoğlan’ın bu dizeleri de, yüzyıllar ötesinden yankılanarak günümüze geldi geldi de, bizler anlayamadık.
Anlamak için çaba da göstermedik.
İşte yaz geldi, orman yangınları da peşi sıra geldi.
İzmir’in Şirincesi’ni bile neredeyse yangın alıp götürüyordu.
Ege, Akdeniz ormanları zaten her yıl yana yakıla tükenmek üzere.
Güzelim ormanlarımızın yerlerine baktıkça yüreğim alev alıyor.
Köylü, çoluk çocuğunu yaşatamayan topraktan kopuyor, kentlerin varoşlarına sığınıyor.
Varoşlarda “Var olma” savaşı veriyor.
Ormansız toprak olmaz!
Olmaz da,
Kimin umurunda?
Gündelik politikalar, hırslara yönelik çalışmalar içinde sıkışmış.
Bu hırs, doğanın katliamını görmelerini engelliyor belki…
Katliam, çölleştirmesin ormanlarımızı!
Çölleştirmesin ki,
Toprağın olmazsa, endüstrin olsa ne yazar?
Onu sürdüremezsin.
DOĞANIN SUÇLUSU KİM?
Kimse ayağa kalkmıyor.
Ancak denizini, suyunu, toprağını, havasını hoyratça kullanıyoruz.
Toprak küstü,
Deniz küstü,
Gökyüzü küstü.
Eken yok,
Biçen yok,
Yetiştiren yok.
Orman yok.
ÖNLEM HİÇ YOK.
Yetkililer de bu korku filmini seyretmeye devam ediyorlar.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|