Anasayfa arrow YAZARLAR arrow ALİ EMİROĞLU arrow TÜRKİYE'NİN SONU GELMEDİ
TÜRKİYE'NİN SONU GELMEDİ Yazdır E-posta
02 03 2007
Berber saçlarımızı kesmeye başlayınca, merakımızın heyecanı altında yere yuvarlanıp bayılmadık. Sersemleyip yüzü sararanların ise, yavaş ta olsa, yüzlerinin rengi düzelmeye başladı. Bu topraklar üzerinde, Avrupa’nın hepsine rağmen, ayakta kalmasını bilen bir millet, bu günden sonra da, Avrupasız da olsa, ayakta devamlı kalmayı başaracaktır.
Bunları yazarken, bizim, Mustafa Kemal tarafından çizilmiş olan medeniyet yolumuzu değiştirelim diyenimiz yok, demiyoruz da; Onlar, İslamiyet anlayışını, Araplıkla, Arap kültürüne bağlılıkla birlikte görüyorlar. Biz ise, bu düşünceye hiç iltifat etmiş değiliz. Bu günün medeniyet anlayışı içinde, pek doğru olarak, insanlarımızın Müslüman inancına bağlı olabileceklerine inanıyoruz. Halen içinde bulunduğumuz medeniyet anlayışından memnunuz. Bunun için de, illa Avrupa devletler grubunun içinde olmamız şart değildir. Japonya, Avrupa medeniyeti içindedir. Avrupa’ya komşu olmamıştır. Avrupa devletler topluluğu içine girme, içinde bulunma projeleri de yoktur. Israrımız budur: Avrupa devletler topluluğunun içinde olmadan da, Avrupa medeniyetinin ve kıymetlerinin sahibi olunabilinir. Cumhuriyet kurulalı da güttüğümüz yolun anlamı budur. Norveç, Avrupa medeniyetinin içindedir. Norveç, bir Avrupa ülkesidir. Aynı zamanda Norveç, AB içine girmemiştir. Yas tutmanın anlamının olmadığını söylemek istiyoruz.
Bizim hatalarımız olmuştur. Hatalar yapmaya Avrupa Birliği bizden önce başlamış ve sorunları olan Güney Kıbrıs’ı, Kuzey Kıbrıs’ı da temsil etmek şartıyla AB içine almıştır. Ses çıkarmadığımızı görerek, bizi sorgulama ve daha çok taviz alma yolu seçilmiştir. En sonunda da, düzgün devam eden müzakere süreci, bu günkü duruma getirilmiştir. Komisyonun aldığı kararı, Avrupa Konseyi kabul etmiştir. Kabul edilen bu karar, Avrupa devlet ve hükümet başkanlarınca tasdik edilmiştir. İşin en acı yanı da, bundan sonra olacak aday namzetlerine yapılan tavsiyedir: “Türkiye’yi önünüzde örnek olarak bulundurunuz. Bu işler düşünüldüğü gibi kolay değildir. Dayanma gücü olmayanlar bizden uzak durmalıdırlar.” Aslında bu, büyük bir yalandır. Türkiye için özel bir tavır almadıklarını beyan etmek istiyorlar. Türkiye’ye gösterilen tavır, daha öncekilere gösterilmemiştir. Kıbrıs sorunu, kriterler arasında değildir. Kıbrıs sorununun çözümü, AB işi değildir. Birleşmiş Milletler’in bu sorun elinden alınmak istenmektedir. Başarılı da olunmamıştır.
Eğer burada, dayanıklık gösterilmezse, mutlak her şey kaybedilecek ve Türkiye imtiyazlı ortaklık sınıfına kaydedilecektir. Bunun tek sebebi de, ekonomik çıkarları ve gelecekteki tehlikeler için Türk ordusundan istifade niyetleridir.
Bizim, AB içinde olmamızın çıkarlarımıza uygun olduğunu biz hep düşünüp geliyoruz. AB’nin birlikte olmaktan elde edeceği çıkarlar ise, bizim elde edeceğimiz çıkarlardan kat be kat üstündür. AB, henüz bunların idrakinde değildir. Veya, AB bunların bilincindedir; ancak, Türkiye hükümetinin tavizkar tutumu karşısında daha fazla taviz koparma hevesindedir. Bu iki düşünce tarzı da, bilgisizlikten kaynaklanmaktadır. Avrupalı insanların bizden kapasite üstünlüğü vardır ama, her şeyi doğru bileceğini söylemeye hak kazandırmaz. Bu gibi toplantılarda, Avrupalı hükümet adamları, birlikte götürdükleri metreslerine, müzakere meselelerinden daha çok vakit ve dikkat ayırmaktadırlar... İkinci Dünya Savaşı’ndan beri, hafızanızda kalmış kaç tane büyük Avrupalı devlet adamının ismi vardır. Bu cümle ile, Avrupalı devletin büyüklüğü değil, adamının büyüklüğü ifade edilmek istenmiştir.
Yapılanlar bir imtihandır. Bundan başarı ile çıkmanın tek yolu bilgili sabırdır. Bu sabır gösterilecektir.
Kıbrıs sorunu ayrı halledilecektir. Kıbrıs katliamı devam ederken, nasıl olsa ölenler Türklerdir diye sessiz kalanlar, Kıbrıs’a askeri müdaheleyi davet etmişlerdir. Şimdi, askeri olarak elde edilmiş hakların, müzakerelerde geri alınması yolundadırlar.
Türikye’nin acı sorunu; PKK’nın bu devletlerin bir kısmı yardımcısıdırlar.
Yine bu Avrupa devletlerinin bir kısmı, Yugoslavya örneği, Türkiye’yi parçalamak istemektedirler. Pontos katliamı, Süryani sorunu, Kürt sorunu ve hatta, ahmakca düşünülmüş Alevi sorunu yaratmanın sebepleri budur.
Avrupalılar, kendi çıkarlarının idrakine varınca veya, isteklerinin olmayacağı kanaatını edinince, geri döneceklerdir. Eğer Türkiye’yi de bu arada yarışta aceleye sokmak isteyenler olursa, ahmaklığın daniskasını yapmış olurlar. Avrupa’nın Türkiye’den vazgeçemiyeceğinin sebeplerini bilmeyenler, bu davanın takipçisi olamazlar.
 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

ELEMAN
İş Verenler (28.08.2008)
RADYO FREKANSI
Satmak Istiyorum (28.08.2008)
BAYAN AŞÇI
İş Verenler (28.08.2008)
SATILIK DAİRE
Satmak Istiyorum (27.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 34 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61