|
Atatürk Cumhuriyeti tasfiye mi ediliyor?
Geniş kitleler, iliklerine kadar bu endişeyi hissetmeye başladılar.
Ve bu endişelerin yersiz olduğuna ilişkin ciddi biçimde güvence veren, vermeye çalışan da yok.
Kimi çevreler, “yüzde 47” isterse her şeyi tasfiye eder havasındalar. Ve “demokrasi olsun da, laiklik olmasa da olur” demeye getiriyorlar.
İkisini bir arada korumak, sürdürmek mümkün değilmiş gibi…
Biri ötekinin alternatifi imiş gibi…
Laiklik olmadan nasıl demokrasi olacaksa?
Atatürk ilkelerini, onun temel unsurları olan tam bağımsızlığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, çağdaş ve uygar yaşama biçimini, demokratik,laik, sosyal hukuk devletini içine sindirmiş, yaşam tarzının olmazsa olmazı olarak benimsemiş milyonlarca cumhuriyet çocuğu için, siyasal arenada, CHP’den başka tutunacak dal da gözükmüyor.
Can Ataklı, 19 Temmuz Cumartesi günü Vatan’da buna değindi; “Ergenekon konusunda çok net tavır alan CHP lideri Baykal’ın kamuoyunda puan kazanmaya başladığını görüyorum. Son birkaç gündür birbirinden çok farklı kesimlerden aldığım izlenim böyle” dedi.
16 Temmuz tarihli Hürriyet’te ise Özdemir İnce’nin “CHP ve sosyalist enternasyonal sosu” başlıklı yazısı değerlendirmeye değerdi.
Baykal’ın Atina’daki Sosyalist Enternasyonal toplantısı yerine Ayaş’taki Dut Festivali’ne gidişini alaya alan yazıları “acınası, düzeysiz ve ilkel” olarak niteleyen Özdemir İnce, Sosyalist Enternasyonal’in CHP’den daha solda olmadığını da savunarak, CHP ile Sosyalist Enternasyonal arasındaki takışma noktalarını sıralıyor:
1. Başta laiklik olmak üzere Cumhuriyet’in temel ilkeleri.
2. Ulusal devlet.
3. Kıbrıs.
4. Kuzey Irak ve Irak’ın bütünlüğü.
5. PKK.
6. Fener Patrikhanesi’nin ekümenikliği iddiası ve Rum Ruhban Okulu.
7. Yabancıların Türkiye’de mal edinmesi.
Bu sorunların CHP’nin özel sorunları değil ülke sorunları olduğunu, Sosyalist Enternasyonal’in AB ve AP’nin Türkiye karşıtı politikalarını bir başka boyutta uyguladığını vurgulayan Özdemir İnce, “CHP’yi üyelikten atacaklarmış, atsınlar!” diyor.
CHP’nin eksikleri, eleştirilecek yanları elbette bir yana, ama “ulusal” duruşu nedeniyle uğradığı saldırıları da gözden uzak tutmamak gerek.
Yazımızın başında, rejimin başka bir biçime dönüşmekte oluşundan kaygılananların “güven” ihtiyacından söz etmiştik.
Aslında bu güveni verebilecek olan da en başta CHP…
Tabii kendi içinde daha iyi organize olarak, tüm örgütleriyle birlikte üzerindeki ölü toprağını atarak, “Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerine titreyen” her kesimden, her görüşten halkla kucaklaşarak…
Tarih önünde CHP’nin de büyük sorumluluğu var çünkü.
|