|
Merhum Dr. Turhan Kılıçcıoğlu, daha 1970’li yıllarda Çorum’un Hürriyet Meydanı’nı düzenlemeyi tasarlamıştı.
Belediye binası, Yeni Hamam, Velipaşa Hanı, Ulucami ve Güpür Hamamı ile çevrili, ortasında Saat Kulesi ile geniş, tarihi bir alan…
Hatta, Güpür Hamamı’nın ön kısmındaki, bugün şehiriçi otobüs duraklarının olduğu boşluğa da, Çorum’u simgeleyecek bir gökdelenin uygun olacağı düşünülmüştü. Aynen, Atakule yapılıncaya kadar Ankara’yı Kızılay Gökdelen’in simgelemesi gibi…
Rahmetli Kılıçcıoğlu’nun bu düşüncesinin gerçekleşmemesinde birinci etken, Çöplük Çarşısı’nın SİT alanı oluşuydu. Kaldı ki, parasal olarak da bunu gerçekleştirmek kolay değildi. Zira, Velipaşa Hanı önünden geçip Ziraat Bankası’na çıkan yolun önünde kalan dükkanların kamulaştırılarak meydana katılması gerekiyordu.
Necdet Diken döneminde ise, bugün Farabi Caddesi adını taşıyan, o zamanki adıyla Lozan Caddesi projelendirildi. Böylelikle, İskilip kavşağı ile Hürriyet Meydanı, Gazi Caddesi’nin devamı niteliğinde bir caddeyle birleştirilecek, İskilip yolundan Saat Kulesi görülebilecekti. Yine, kentiçi ulaşım açısından yeni bir arter yaratılacağı gibi, tıkanan kent merkezine de açılım olanağı sağlanacak, yeni işyerleri kazanılacaktı.
Necdet Diken, İskilip kavşağından Taşhan Caddesi’ne kadar olan bölümü açtı, ama SİT alanında ister istemez durdu.
O günden bu güne de, gerek Hürriyet Alanı’nın düzenlenmesi, gerekse Farabi Caddesi’nin devamının açılması konusunda herhangi bir gelişme kaydedilemedi.
Bu konuda, başından beri iki farklı görüş tartışılıyor: Bir yanda tarihi dokunun bozulmaması gerektiğini savunanlar, diğer yanda, büyüyen kentin ihtiyaçları doğrultusunda kent merkezini yeniden dizayn etme zorunluluğunu benimseyenler…
Turan Atlamaz döneminde, SİT işaretinin kaldırılmasıyla, yeni düzenlemenin önünde yasal herhangi bir engel kalmadı. Projenin TOKİ tarafından üstlenilmesiyle, parasal kaygılar da ortadan kaldırıldı.
Ve geçenlerde açıklanan proje, Çorumluları gerçekten heyecanlandırdı.
Çorum, çok büyük ve modern bir meydan, otoparklar, yeraltı çarşıları kazanıyor, estetik olarak da muhteşem bir görüntü oluşuyordu.
Gerçi, Kültür Sitesi projesi kamuoyuna açıklandığında da aynı heyecan ve aynı beğeni duyguları oluşmuş; sonu ise tam bir hüsran olmuştu. İlgili-ilgisiz herkes “Çorum’u bu belâdan nasıl kurtarırız?” diye kara kara düşünmeye başlamıştı. Kentsel Dönüşüm Projesi de, kâğıt üzerinde veya bilgisayar ekranlarında hoş görünse de, sonuçta hayal kırıklığına neden olabilir miydi?
Tarihi dokunun yok edilmesi, zaten tarih ve çevre duyarlılığı taşıyanların içini acıtıyordu. Bir de, kazanılanlar kaybedilenlere değmeyecekse, Çorum hepten kaybetmiş olacaktı.
Ama, proje güzeldi ve TOKİ’nin deneyimlerine de güvenmek gerekiyordu. Ortaya güzel bir kent meydanı çıkacağını ve en önemlisi “işlevsel” olacağını düşünenlerin oranı, projenin açıklanmasıyla büyük ölçüde arttı. Hele de, mülklerin değerinin verileceği ve kimsenin mağdur edilmeyeceği yolundaki beklenti, o bölgede mülkü olanları da, “hak-adalet” duygusu taşıyan tüm Çorumluları da rahatlattı.
Ne var ki, önceki gün önümüze çıkan tablo, bu bakımdan hiç de iç açıcı olmadı.
Örneğin, Hürriyet Meydanı’na birkaç adım mesafedeki, tabelası Saat Kulesi’nin dibinden görünen 35 metrekarelik dükkana biçilen değer 55 bin lira imiş.
O dükkân zamanında bir apartmana bedeldi.
Geçtik onu-bunu, baştan açıklandığı gibi metrekaresine 5 bin lira verilse, değer 175 bin liraya çıkar ki, vatandaş da tam değeri olmasa bile “memleket için” sineye çeker.
Esnafa teklif edilen rakamların, büyük mağduriyetler ortaya çıkaracağı şimdiden belli. Bu aynı zamanda, projeye karşı bir “toplumsal muhalefet”in fitilini de ateşliyor.
Kentte yeni yolların açılması, meydanların, parkların düzenlenmesi, o kentte yaşayan herkesin ortak arzusudur ve herkesin yararınadır.
Ama, insanların mağduriyetine yolaçmamak koşuluyla.
Hürriyet Alanı ile ilgili düzenleme gündeme geldiğinde de, her devlet adamı, siyasetçi, yerel yönetici, “kimse mağdur edilmeyecek” ilkesini sözlerinin en önüne koyma gereğini hissetmiştir. Doğrusu da budur.
Şehir, yol veya meydan kazanacak diye bir takım insanlar mağdur olacaksa, vicdan sahibi hiçbir kimse buna olur veremez, o insana “canım memleket için katlan” diyemez.
Atalarımızın güzel bir sözü de vardır bu konuda: Ağlayanın malı gülene hayretmez.
İnsanların rızasını almadan, samimi olarak “hayrını gör” dedirtmeden malını elinden almak, ne bizim kültürümüzde vardır, ne de evrensel insan hakları ilkeleriyle bağdaşır.
Çorum Milletvekilleri, TOKİ nezdinde gereken girişimlerde bulunarak bu mağduriyetlerin ortadan kaldırılmasını sağlamalıdırlar.
Tarihi dokunun kaybedilecek olması nedeniyle, pek çok insanın içi sızlıyor zaten. Asla kabullenemeyecek olanlar yanında, kimileri de, kent merkezinin rahatlaması adına sineye çekmeye hazırlanıyor.
Bir de böylesine, iş yapıyoruz diye gönüller yıkmayalım.
|