Anasayfa arrow Köşe Yazıları arrow Ali EMİROĞLU arrow ŞUUR ALTI PSİKOZLAR
ŞUUR ALTI PSİKOZLAR Yazdır E-posta
18 07 2008

Bu psikozlar, insanların her cinsinde olabilir. Tehlikeli olanları, devlet yöneten yetkililerde olmasıdır. O takdirde, en umulmadık anlarda, insanların başına çok büyük belalar getirebilirler.

Benim Bulgaristan göçmeni bir arkadaşım vardı. Kendisi doktor olmuştur. Türkiye’ye geleceği kararlaştırılınca, sınıf hocası ona “ Oğlum ben seni severim. Türkiye’deki hayatının başarılı olmasını da isterim. Ancak, benim sana bir baba ve hoca tavsiyem var. Türkiye’de Boğazın öteki yakasında bir bölgeye yerleşiniz. İstanbul, bizim gayelerimiz içindedir, bir daha yerinden yurdundan olmanı ben istemem.” demiştir. İşte, benim arkadaşımın hocasının, öğrencisine tavsiyesi bunlar. Bulgarların ana gayelerinden birisi, İstanbul’u Bulgaristan’a katmaktır. Yunanistan bunun dışında düşünmüyor. Avrupa’da, bir gün, hiç olmazsa, Trakya’yı Avrupa kıtası içine almayı elbetteki düşünecektir.

Amerika’nın eski Cumhurbaşkanı Clinton’un , bin sayfalık kitabında çok ciddi ve bizim için çok faydalı bilgiler vardır. Biliyorsunuz ki, Sırplar, Bosna-Hersek Boşnaklarını katletmeye kalktılar idi. 8 milyon Boşnak’ın bir milyonu kılıçtan geçirildi. Sırplar silahlı idiler, Boşnaklar ise silahsızdılar. Bir de silah ambargosu konursa, bundan Sırplar mı çok zarar görürler; yoksa Boşnaklar mı çok zararlı çıkarlar? Boşnakların mücadele etmek için, silahlı bir Sırp’ı öldürüp, onun silahına sahip olması gerekiyor. Boşnak mücadelesi böyle olmuştur. Bunların hepsi, Clinton’un büyük kitabında yazılıdır.

Clinton gayret gösteriyorsa da, gayretleri faydalı olamıyor. Avrupalı ağır hareket ediyor. Çünki, İngiltere Başbakanı ile Alman Başbakanı, Balkanların ortasında, küçük te olsa, müstakil bir müslüman bir devlet istemiyorlar. Bu cümle de Clinton’un büyük kitabında yazılıdır.

Siz bu zihniyeti bilmeden, Avrupalılarla nasıl işbirliği içine gireceksiniz? Avrupalı’nın sizi anlamadığını biliyor ve Avrupalı’ya kendinizi tanıtamamaktan şikayet ediyorsunuz. Avrupalı sizi, Türkiye’yi iyi tanıyor. Aradaki anlaşmazlık, bizim kendimizi tanıtamamaktan değil, adamların kendi çıkarlarını öne almalarındandır. İngiltere’nin Türkiye’yi tanımadığı söylenebilir mi?

Bu sorunları daha derinden tanımak için, ta Hatay sorununa kadar inmek gerekir. O zaman, Fransız Hariciye Vekili, “Ben Türkleri tanırım, ahlâhsızdırlar; Hatay’ı verirsiniz, biraz sonra da Halep’i isterler” demiştir. Bunlar da, Massigli’nin “Harp önünde Türkiye” adlı, Türkçe’ye çevrilmemiş ve kasti tercüme edilmemiş kitabında yazılıdır.

İsmet Paşa, İkinci Dünya Savaşı’na da girmemiştir.

Kıbrıs’tan İngilizler taşınmak zorunda kalınca, Türkiye Kıbrıs  Türk halkını düşünmek zorunda kalmıştır.

Bütün bu yazdıklarımda, Türkiye Avrupa düşüncesine ve memleketlerine bir haksız işlem de kalmamıştır. Türkiye, kendi ülkesinin ve dışta kalmış vatandaşlarının ve soydaşlarının haklarını korumuştur. Türkiye’nin bu milli çıkar koruma düşüncesi, doğudaki Kürt isyanın desteklenmesinin amili olmuştur. Kürt isyanın devam etmesinin sebebi, Avrupa devletlerinin  gizli ve açık yardım etmeleridir. Burada, tıpkı Yugoslavya’da olduğu gibi, Avrupa’nın üç büyük devletinin ve İsrail’in, sayısız menfaatları vardır. Türkiye’nin bunlar için bir tehlike olduğu açıktır. Kurulacak Kürdistan bir tehlike teşkil eder mi? Belki de, daha bin yıl, hizmetkar devlet olarak devletlik yapacaktır. Uşaklık hizmeti yapacaktır. Demeye dilimiz varmadı da, düşüklük teşkil ettiğini bile bile, cümleyi böyle tamamlamış olduk.

Bizim kendimizi tanıtmamızdan faydalarımız hiç olmayacaktır. Diyenimiz yok. Halbuki, insanlar bizi, kendi çıkarlarına yarıyacak kadar tanımak istiyorlar. Varımızı yoğumuzu kendimizi tanıtmaya sarfedemeyiz. Etsek, etmiş olsak bile, bu insanların niyetlerini değiştirmeye gücümüz yetmez. O zaman, milli çıkarlarımızı iyi tanımak ve gürültüye babuç bırakmamak düşüncesi daha doğru olacaktır.

Şimdi, bizim sayın Başbakanımız, içerdeki densizlikleri bitirmiş de, İspanya Başbakanı ile eş başkan olarak, medeniyetler barışı üzerinde çalışmalar yapıyor. Biz yine de bir şey demek istemiyoruz. Bunları yapan Başbakanın, biraz da Türkiye’deki kargaşa için vakit ayırması gerekir. Bir iktidar, kargaşayı önlemek için iktidara talip olur. Kargaşayı şu kaynakların çıkardığı hakkında beyanlar yapması ve hatta, beyanlarının da doğru olması, onun vazifesini tam yapmış olduğu hakkında fikir ortaya koymaz. Kargaşa bitmelidir. O zaman, Başbakan ve iktidar görevini yapmış olur. Muhalefetin eleştirileri eleştiridir. Kargaşayı önleyecek kuvvetlerin hepsi, iktidarın ve Başbakanın emrindedirler. Başbakan yetkilerini kanunlar içinde kullanmalıdır.

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

ELEMAN
İş Verenler (28.08.2008)
RADYO FREKANSI
Satmak Istiyorum (28.08.2008)
BAYAN AŞÇI
İş Verenler (28.08.2008)
SATILIK DAİRE
Satmak Istiyorum (27.08.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 23 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.61