Anasayfa arrow YAZARLAR arrow MEHMET ÖZATA arrow DEMOKRASİ KÜLTÜRÜ OLMAYINCA
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
DEMOKRASİ KÜLTÜRÜ OLMAYINCA Yazdır E-posta
15 07 2008

Bizim ülkemizde, ana kültürü olmayan bir yönetim biçimini, demokrasiyi tatbik sahasına sokmak istiyoruz. Böyle bir anda ve yerde, bütün insanlar kendisini demokrasi uzmanı olarak görüyor ve konuşmasıyla  haraketlerini de kendi düşüncesine uyduruyor. Kalkıp kimseye “sen bunu iyi bilmiyorsun” diyemiyorsun. Dediğin takdirde, o seni kara cahil olarak niteliyor. Aksini isbat etme imkanı da zaten yoktur.

İngiliz İşçi Partisi kurulduktan sonra, iktidara gelmek için tam 52 sene beklemiş. İşçi Partisi’nin yapacaklarına talip olan başka bir parti de kurulmamış. İkinci dünya Savaşı’nın bitirilmiş olması, bu İşçi Partisi’ne iktidar yolunu açmıştır. Avrupa’nın hemen bütün partileri bu yolu takip etmektedir. Her birinin yaşı yüz seneyi hep geçmiş durumdadır.

Türkiye’de bunu göremiyoruz. Bir densizlik eseri  olarak bir defa kapatılmış olmasına rağmen, CHP, İsmet Paşa’ya göre sosyalist bile olmayan CHP, Türkiye Cumhuriyetini kurduktan sonra, bu güne kadar yaşama imkanını korumuştur. Devletin kuruluşundan uzaklaştıkça, CHP’nin kendisini kuran insanların adedi azaldıkça, CHP’de istendiği gibi bir varlık muhafaza edememektedir.

Sağ kesimde, artık ona da sağ denebilirse, Cumhuriyet kurulduğundan beri çeşitli partiler kurulmuş ve hep demokrasi edebiyatı gölgesinde çeşitli yaşam biçimleri gösterilmiştir. Biz, Türkiye’de demokrasinin geliştiği ve yerleştiği fikrini benimseyenlerden değiliz. Okuduklarımız ve gördüklerimiz bunu bize gösteriyor. Kurulan partilerin hiç birisi hayatiyet gösteriyor değil. Ancak kurulmuş ve iktidar olmuş partilerin hepsinin mensuplarının dünyalıklarının düzelmiş olduğunu gözlemliyoruz.

Bir kısım partililer de, ismi tanınmış insanlar tarafından kurulmuş ve fakat, halk tarafından itibar edilmemiştir. Bunların da işe devam etmekte ne gayretlerinin olduğunu anlamakta zorluk çekiyoruz. Ayrıca, itibar görmemiş bu partilerin,devamlılık göstermesi için gerekli parayı nereden bulduklarını da hayretle karşılıyoruz.

Şu yazdığımız gösteriyor ki, Türkiye’de demokrasi kültürü yoktur. Demokrasi kültürü ile, demokrasinin alt yapısı yapılacaktır. Genel anlamda, her siyasi partinin ana gayesi, yelpazedeki yeri ne olursa olsun, ekonomik olacaktır. İnsanlar daha rahat yaşamak için siyasi partiler bayrakları altında  toplanacaklardır. Türkiye için bunu söylemek mümkün görünmüyor. Cumhuriyet kurulduğundan beri , partilerin uğraş sahaları, mevcut Cumhuriyet rejimi, açıkça söylemekten çekindikleri başka bir rejimle değiştirmek gibi bir görüntü sergilemektedirler. Bunları yazarken, bir vehim içinde olduğum düşüncesine sapılmamalıdır. Cumhuriyetin ana prensiplerine saldırı esas olarak görüldüğüne göre, böyle bir düşünceye saplanmış olmamız normal karşılanmalıdır.

Cumhuriyet kurulduktan sonra, kurulan her parti, dine yakınlık göstermeyi kendilerine şiar edinmişlerdir. Laik devlette bunu biz de doğru kabul ediyoruz. Laik devlette din, devlet işlerinde yönetim vasıtası olmayacaktır; ancak, din tam bir hürriyet içinde insanların vicdanlarında serbest bırakılacaktır. Hiçbir din başkasından üstün olmayacak, bir din kendi benimseyenleri tarafından kutsal sayılacaktır. Hiç bir şekilde, bir din, mensuplarının miktarı n olursa olsun, başka dinlerden daha önce olmayacaktır. Devlet, mevcut dinlerin hepsi ile barışık ve her dine karşı aynı mesafede bulunacaktır. Laikliğin esasını buraya almış oluyoruz. Bunun yeniden tarifini isteyenlerin niyetini nasıl samimi karşılarsınız? Herkes, laik fikirleri kendi anlayışı içinde yeniden tarife kalkarsa, bunda samimiyet aranabilir mi?

Biz, laikliğin tarifini Avrupa’nın eski ve köklü kültüre sahip memleketlerinden almışızdır. Orada, laikliği böyle anlayan milletler ve insanlar arasında bir tartışma yok; bizde ise bu tartışma var. Bu tartışma yapılırken, gericilik, başka bir adıyla irtica hakkında konuşan yok. Kendi isteklerinin irtica sayılıp sayılmayacağını düşünen de yok. Açıkça, bir devlet adamı “Laiklik bu ülkeden gidecektir” demişse, bu zatın demokrasi kültürü vardır denebilir mi? Bunları söyleyen insanların yapacaklarının demokrasi içinde olacağına inanılabilir mi? O zaman, demokrasiyi bilenlerin, bu arada bizim de, bu isteklerin hudutlarının bildirilmesini istemek hakkımız olmaz mı? Bizim düşüncelerimizi ve endişelerimizi ortaya koymak için, nerelere kadar sabır göstermemiz gerektiğini sormaya hakkımız yok mudur? Kimse kimseden daha akıllı veya kurnaz olduğunu düşünmemelidir. Bize göre, laik Cumhuriyet tehlikelidir. Biz, isteyen herkesle, laik Cumhuriyeti korumak zorundayızdır.

 

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

SATILIK CORSA VE KİRALIK BÜRO
Satmak Istiyorum (03.12.2008)
ACİL SATILIK BAĞ VE YOLA CEPHELİ ARSA HİSSESİ (ÇOK HESAPLI)
Satmak Istiyorum (02.12.2008)
DEVREN SATILIK CD MARKET
Satmak Istiyorum (01.12.2008)
MATEMATİK ÖĞRETMENİ ALINACAK
İş Verenler (01.12.2008)

 
= Fotoğraf Var

Firma Rehberi

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 6 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın  

Siyeteyi en iyi Explorer7 ve Firefox3 ile izleyebilirsiniz.

 

Ip Adresiniz: 38.103.63.55