|
Her gün sabah akşam yürüdüğümüz yol ve önlerinden geçtiğimiz onlarca dükkan vardır.
Altyapı için her yıl tarumar edilen ve bir türlü kendine gelemeyen yollar…
Yollara dikilen panolar…
Dükkanların tabelalarında yazan yabancı isimler…
Kazılıp, gelişigüzel kapatılan çukurlar…
Neden sürekli değiştiğini anlayamadığımız kaldırımlarımız…
Kaldırımların KAZI- KAZAN serüveni seçimler yaklaştıkça artıyor.
Son yıllarda dolar milyarderlerinin arasına belediye müteahhitlerinin katılması tesadüf mü?
Yıllar yılı “Kâr bireysel- zarar toplumsal” anlayışı ile yaşamımızı belirlememizin katkısı hiç mi yok?
ÇİRKİNLİKLER, BÜTÜN ÇİRKİNLİĞİ İLE SIRITMAYA DEVAM EDİYOR hayatımızda…
Bu olumsuzlukları defalarca anlatmamıza rağmen kentlerin estetiği bu yapılanlarla iyice çirkinleşiyor.
Aynı zamanda bu kazılardan sonra telefon, su, ya da elektrik hatlarında muhakkak arıza oluyor.
Bu arada belediyenin beyleri de bizler gibi seyrediyor olanları.
Beledi-YE
İşçi, memur, emekli “Geçinemiyoruz…” diye bas bas bağırırken, özellikle seçim yapılacağı zamanlar start ve hız alan bu çalışmalara ne demeli?
Göz boyamacılık.
İnsanın aklı karışıyor değil mi?
Karışıyor ve en küçük bir açıklama bile getiremiyoruz.
Belediye gelirlerinin son derece kısıtlı ve sınırlı olduğu süreçlerde, belediye başkanlığını birer onur ve erdem anıtı olarak yapanlar, iş ve hizmet verenler de yok değil elbette.
Fıkra bu ya,
“Yamyamın biri geminin lokantasına oturur. Garson yemek listesini getirince, şöyle bir bakar ve geri verir. Garsona;
- Bana yolcuların listesini getir, der.”
Bu fıkrayı duyunca insan ister istemez düşünüyor.
Vatandaşların da listesini kim dağıttı diye.
Maalesef son yüz yıl içinde Atatürk’ten sonra, bir tane doğru dürüst, bu ülkeyi dirayetle yönetecek, bu milleti her ferdi ile sevip kucaklayacak bir lider çıkmadı.
Kendilerinde hiç kusur ve kabahat aramayan, bu kadar aymaz olan seçtiklerimiz ile suç biraz da bizde değil mi?
Geleneksel olarak “BÖYÜKLER BİLİR” kavramına saygılı bir toplumuz.
Bir şairimiz demiş ya,
“Düşünen beyinlere zararlı fikirler oluşur,
Büyüklerimiz her şeyi bizden iyi düşünür”
Belki de o yüzdendir sessiz kalışımız.
Yalan dolan ile devran sürmeyi
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir
Milletin başına çorap örmeyi
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir
Rüşvet vermek, rüşvet almak nasıl şey
Hazineden para çalmak nasıl şey
Terlemeden zengin olmak nasıl şey
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir
Erken palazlanıp erken ötmeyi
Değirmenler kurup baş öğütmeyi
Hele meydan meydan adam gütmeyi
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir
Anlamayız kopya nedir asıl ne
Perde, sahne, solo, koro, fasıl ne
Deyyuslukta erkân nedir, usul ne
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir
Viski, votka çekip keyif çatmayı
Dansöz kucağında stres atmayı
Milleti bölmeyi, vatan satmayı
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir
Kaç tür hokkabazlık, kâhinlik varsa
Kaç şeytanlık varsa, kaç cinlik varsa
Dünyada ne puştluk, ne hinlik varsa
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir
Namussuzluk yapın derler... Yaparız
El uzatır öpün derler... Öperiz
Bunu gösterir tapın derler... Taparız
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir
Seyrettikçe ana-baba filmini
Hissederiz baskısını zulmünü
Lisansüstü maskaralık ilmini
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir
Adettir gerekmez maluma ilam
Taklide günaydın, asıla selam
Ne ki hınzırlık hasılıkelam
Biz ne bilek beğim,böyükler bilir.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|