|
Bazı sorunların içinden çıkılmaz olduğunu gördüğümüz zaman, hep geçmişte ona benzer olaylar arar ve kıyaslamalar yapmak isteriz. Elimizde başka imkanlar olmadığını da biliriz. Şimdi de böyle durumlar karşısında bulunuyoruz. O zaman, dediğimiz yola biz de başvurmak istiyoruz.
Cavit Bey, İttihat ve Terakki mensuplarının maliyeyi en iyi bilenidir. Türkiye dışında, bilhassa Fransa'da, Cavit Bey'in geniş nüfuzu ve sevgisi vardır.
Cavit Bey'in karısı, hepinizin bilmesi gereken, Çerkes asıllı çok güzel bir hanımefendidir. Yakında padişah olacak Vahdettin'i boşayan kadındır. Yazdıklarımı doğru okuyorsunuz; padişahlık devrinde, bu hanımefendi, kocası olan Veliaht Vahdettin'i boşamış ve Cavit Bey'le evlenmiştir.
Kurtuluş Savaşı bitince, bir gazetecinin, bundan sonra ne yapacağını sorunca Mustafa Kemal Paşa, “asıl iş şimdi başlıyor, bundan sonra birbirimizi yiyeceğiz” demişti. Paşanın bu sözleri hemen başlamıştır. Samsun'dan sonra başlayan karşı hareket, Kurtuluş Savaşı bittikten ve Cumhuriyet ilan edildikten sonra da devam etmiştir. En yakın arkadaşları ki bunlar aynı zamanda ittihatcıdırlar, İzmir suikastını hazırlamışlardır. Cavit Bey de, bu meşum düşünce içinde hayatını iple sonlandırmıştır. Bunları şöyle toparlamak gerekiyor:
İttihat ve Terakki'nin ileri gelenleri, Cavit Bey'in evinde olan bir toplantıda, Mustafa Kemal suikastı için konuşmalar yaparlar. Cavit Bey, bu konuşmaları tasvip etmez ve bu yoldan dönülmesini ve bir daha da bu yolda konuşulmamasını ister. Cavit Beyin isteği üzerine konuşmalardan vazgeçilir ama, müteşebbisler niyetlerinden vazgeçmezler. Nihaet suikast gerçekleşir. Başarılı olunamaz ama, teşebbüs teşebbüstür. Mahkemede her şey ortaya çıkar. Cavit Bey’in evinde ortaya atılanlar da mahkeme zabıtlarına geçirilir.
Cavit Bey, suikast taraftarı değildir.. Ancak, muttali olduğu böyle bir teşebbüsü, devletin yetkili makamlarına bildirmemiştir. Böyle eksik yapılan bir durum böyle kıymetli bir mali baş taşıyan Cavit Bey’in ipe gitmesine sebep olmuştur. Devlet makamlarına Cavit Bey duyduklarını haber vermiş olsa, bu teşebbüs belki de gçilmeyecekti. Asılanlar da, küçük cezalarla kendilerini kurtarmış olacaklardı. Bir küçük ihmal, bildiğimiz faciaların sebebi olmuştur.
Yukarıya yazdıklarımı, bu gün maruz kaldığımız bir olayı, Ergenekon olayını hatırlatmak için yazdım. Mustafa Kemal için bir suikast, sadece onu öldürüp bertaraf etmeyecek, aynı zamanda genç Cumhuriyete karşı da kullanılacaktır. Böylece, İttihat ve Terakki mensupları iktidarı ele geçirmiş olacaklardır. Babı Ali baskını ile de, ittihatcılar bu yolda maharetli olduklarını göstermiş idiler.
Ergenekon olayında, 7 Temmuz’da çıkacak büyük olaylar dedikodusu bir masaldır. Bizim millet, öyle kolay kolay isyan etmez. Halkımız isyanın ne olduğunu bilir. Öyle büyük olayların olması kararlaştırılmış olsa, emarelere raslanmaz mı idi?
Çete kurdukları iddia edilen insanlar çeşitli kesimlere mensupturlar. Bunların nasıl bir araya gelip te böyle meşum işler kararlaştırdıkları da anlaşılır değildir. Bu gün emekli olmuş ve oldukça da yaşlanmış olan bu eski kumandanlar, ellerinde devletin çok büyük asker birlikleri varken, bu işe niçin teşebbüs etmediler? Ellerinde kuvvetler varken bu işe teşebbüs etmemiş insanlar, bu gün neye güvenerek bu işe teşebbüs edebilirler? Bunların emrinde olup ta, el koymayı ihtilal yapmayı ve de çete kurmayı tasvip etmemiş alt rütbe arkadaşlarından hiç birisi teşebbüsün aleyhinde olmuş olamaz mı? Bunlardan da ortaya çıkmış kimseye rastlanmıyor. Velhasıl, işe ne taraftan bakarsak bakalım, söylenenleri ve itham unsurlarını hakla gösterecek mantık işi bir durum bulamıyoruz.
Bu kadar büyük bir işin, tamamen asılsız olmuş olması da mümkün olur mu? Bunları düşünmek bile, bana şahsen dehşet veriyor. Bu takdirde, vatan görevlerini şerefle tamamlamış, emekli olmuş ve kalan ömürlerini sessizce köşelerinde geçirmek isteyen bu insanların ülkelerine ve milletlerine karşı duyduklarını tahmin etmek istemez misiniz? Suçlara göz yumulsun, şu işler geçiştirilversin diyenlerimiz olmayacaktır. Ancak, milleti hasım bölümlere çevirecek kötü gelişimlerden de her cins insanımızın uzak kalmasını dilemek ve beklemek te hakkımız olacaktır. Milletimizin topu, geçmişte olduğu gibi, şimdi de, gelecekte de birlikte, bir arada yaşamak zorunda olduğumuzu bilmek gerekiyor.
|