|
Büyük İran’lı ozan ve filozof Ömer Hayyam’ın edebiyat dünyasına armağan ettiği. Rubaileri yaşatmak için sevilen bazı rubaileri sizlerle paylaşarak mutlu oluyorum. Umarım sizler de, hayatı dörtlükte özetleyen ve baştanbaşa felsefe kokan rubaileri severek okuyorsunuzdur.
Ben, gönlü temiz insana kurban olayım.
Gezsin başım üstünde benim, hoş tutayım.
Ham insanı al karşına, söylet azıcık,
Dön, sonra cehennem ne imiş, gel sorayım… (Ömer Hayyam)
Bak, nazma ne âhenk ve ne renk verdi rübâî:
Bir lâleye yâhut güle benzerdi rübâî.
Îrân’da doğup aldı feyiz toprağımızdan,
Şi’rin tacı üstündeki cevherdi rübâî…(Ekrem Kılıç)
Duyduk kaçınılmaz sonucun geldiğini,
Ömrün azalıp gitgide eksildiğini,
Gözyaşları yalvarmalar artık boşuna,
Bir hakimi mutlak okuyor bildiğini… (Ümit Taşar Oğuzcan)
Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,
Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar,
Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamanı,
Görmezler ufuklarda şafak söktüğü anı… (Yahya Kemal Beyatlı)
Bir nigah et kahr ile sen bakma Allah aşkına,
Sarı giyme bir daha gül takma Allah aşkına,
Kimseyi gönlüm misali yakma Allah aşkına,
Sarı giyme bir daha gül takma Allah aşkına,
(Fatine Talay-Z.Arif Ataergin-Saba şarkı
Başımı koyduğum her yerde, secde edilen O'dur.
Dört köşe ve altı bucakta tapılan O'dur.
Bağ-bahçe, gül-bülbül, sema, sevgili;
Bütün bunlar hep bahane; asıl maksat olan O'dur… (Mevlana)
Sevgi muhabbet kaynar, yanan ocağımızda,
Bülbüller şevke gelir, gül açar bağımızda.
Hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda,
Arslanlarla ceylanlar dosttur kucağımızda… (Hacı Bektaşı Veli)
Yokluktan varlığa doğduk, dünyevi seherdeyiz,
Ete kemiğe büründük, münzevi ömürdeyiz,
Yaşadık canlara karıştık tabiat sofrasında,
Eyvah! yokluk kapıyı çaldı, uhrevi seferdeyiz….(Mehmet Özata)
|