Anasayfa arrow YAZARLAR arrow MEHMET ÖZATA arrow ŞU BİZİM MEMLEKET
Prev   Next   Pause   Play     Scroll   Fade   ScrollFade
ŞU BİZİM MEMLEKET Yazdır E-posta
04 07 2008

Şu bizim memleketten maksadımız, herkesin bildiği bizim memleket, Türkiye’dir. Bin yıllık bir ömrü, bizim millete üzerinde tamamlatan bu memleket, her gün ne göstereceğini pek te belli etmez. Sabah kalkınca ne göreceğimizi bilemeyiz doesem, bu da doğru olmaz; bazan bazan güzel sabahlar da ve hatta güzel yılbaşları da gördüğümüz olmuştur. Şüphe etmiyorum ki, bundan sonra da göreceğizdir. Ancak, yenilerin sürpriz dedikleri olaylar da olur. İşte, bir temmuz günü bu sürprizlerden birini birlikte yaşamış olduk.

Aslında, bu tarihte, Başsavcımızın Anayasa Mahkemesi’nde sözlü açıklamalarını dinleyecek ve bazı fikirler edinmeye çalışacaktık. Saat yedi sıralarında, birden patlak veren Ergenekon omayı toplamaları başlayınca, uyku sersemliği içinde neye uğradığımızı bilemedik. Galiba beş ilimizde, tanınmış bir çok insan, mühim bir kısmı askerden emekli, polis tarafından toplanmaya başlandı. Bütün haber kanalları, böylece, bu beklenmeyen haberlerle işgal edilmiş oldu. O zaman da, ülkemizde bulunan yorumcular harekete geçti. Bu kadar yorumcu olacağını rüyada bile göreceğimi düşünemezdim.

Ergenekon olayının ne olduğunu ben daha anlamış değilim dersem, gülmeye kalkmamalısınız. Bir sene önce açılan davanın daha iddianamesi hazırlanmamıştır. Hazırlanan evraklar ise, çok büyük rakamlar gösteren sayfalardan ibaretmiş. Bu kadar sayfanın altından hakim ve savcıların nasıl kalkabileceği de ayrı bir sorun.

Bir komplodan bahsedenler var. Toplanan insanların ekserisi emekli asker, bazı gazeteci, ilim adamı gibi çeşitli kesimlerden oluşuyor. Bunların birbirlerini nasıl tanıdıkları bile bir sorun teşkil etmez mi?

Velhasıl, olanları hekim kafasıyla anlamaya çalışmak, pek te kolay olacak gibi değil. İnsan düşündükçe, aklına bir çok şey geliyor. Bu akla gelen şeylerin de, tahkikat safhasında konuşulup konuşulmayacağına karar verilemiyor. En iyisi, biz, kendi isteklerimizi sıralayıp işin içinden şimdilik çıkmalıyız. İlerde yazma ve konuşma haklarımızı da saklı tutuyoruz.

Tarihimiz isyanlarla dolu ise de, ihtilaller o kadar çok değil. 1908’deki ikinci meşrutiyeti de bir ihtilal sayabiliriz. Fakat, Anadolu ihtilali bu günkü rejime bizi götürmüştür. Bu ihtilalden sonra, hepimizin bildiği devrimler yapılmıştır. Zaten, ihtilal de devrimleri yapmak için yapılmıştı. İsmet Paşa, şu başına taş vurduğunuz İsmet Paşa, devrimlerle dokunulmadan ihtilal düşünmenin vatana ihanet olacağını da bize, sinirli bir hava içinde söylemişti. Bu söz, Menderes Başbakanken söylenmişti. O zaman, İsmet Paşa, CHP’nin ileri gidenlerine karşı, Başbakan Menderes’i müdafaa etmişti.

Biz, İsmet Paşa’ya uyduk. Bu güne kadar, devrimlerle dokunulmadığına inandık ve hiç bir ihtilal düşüncesini tasvip etmedik. Bundan şu anlaşılmalıdır ki, Türk devrimleri geri götürülmek istenirse, aydın Türkler her şeyi düşünecekler ve Türk devrimlerini koruyacaklardır. Karşıt devrim düşünenler bu nokta üzerinde kendileri de düşünmelidirler. İnsan hakları düşüncesini, devrimlerin yok edilmesine kadar uzatmayı biz düşünmeyiz, düşünemeyiz.

Bu gün hangi noktadayız. Ona da karar verenlerimiz tam değildir. Yanlış karar vermemek için, çok iyi düşünmek gerektiğini de söylemek istiyoruz. Henüz karar verilmemiş bir işte, bir kısım insanların ihtilal düşünmelerini istemeyiz. Ümit ediyoruz ki, ihtilal veya terör zannı altında toplanan insanlarımız, çok çabuk aklanarak evlerine ve işlerine dönsünler. Aksi sabit olursa, kanun tatbikatına devam edilecektir. İşler doğru çıkmazsa, bir özürle sorunları kapatmak pek kolay olmayacaktır. Hakim ve savcılarımızdan bu göz altı kararlarını alanlar büyük eleştirilere muhatap olacaklardır. Biz adalet mekanizmamıza büyük saygı duyuyoruz. Adalet teşkilatımızın da, bizim haysiyet ve onurumuzu kendilerininki gibi korumalarını bekleriz.

İhtilaller ve el koymalardan büyük fayda görmedik. Demokrasinin teminatı olacak fikirleri de bunun için takip ettik. Kontrol mekanizmasının işlemesini her türlü mekanizmaya tercih ediyoruz. Bunları yazarken, her türlü tedbirin alınmasını da istiyoruz. İnsan hakları sorununun resmi kayıtlara bağlanmış olduğunu da daha önceki yazılarımızda belirttik. Her isteyenin, her istediğini, insan hakları perdesi arkasına gizlemeye çalışmasına da zin verilmemesi gerekir. Türk devrimleri, gerici bir devrimin kurbanı olamaz ve olmamalıdır. 21’inci asır, gericiliğin geliştiği zaman olamaz, olmamalıdır.

 

 

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 

SİTE İÇİ ARAMA

 
 

ÜYE GİRİŞ / ÇIKIŞ






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

 

Gazete Oku

Son Eklenen 5 İlan

BAYAN MUHASEBE ELEMANI ALINACAKTIR
İş Verenler (21.11.2008)
KAPICI
İş Arayanlar (20.11.2008)
MAKİNACILAR ALINACAKTIR
İş Verenler (19.11.2008)
EVDE ÇOCUK BAKILIR
İş Arayanlar (18.11.2008)

 
= Fotoğraf Var

SİTE ZİYARETÇİLERİMİZ

Şuanda 42 misafir bağlı

SİTE SAYFA SAYACI


Başlangıç 01.01.2007

RSS / XML

   Basın ve Yayın   Free Page Rank Tool

             

Ip Adresiniz: 38.103.63.55