|
Dün gazeteleri okurken manşetten okuduğum bir haber beni alıp 1994 yılına doğru sürükleyip götürdü.
“Çorum Kızılay Derneği olağan kongresini yaptı”
İçimde, yüreğimin ta derinliklerinde Kızılay’a duyduğum, hiç kaybolmayan o sevgisinin sıcaklığını hissettim.
Köprülerin altından çok sular akarken, ben hala aynı heyecanla, yeni kongre ile göreve gelen arkadaşların da o heyecanı duyduğunu hissettim.
Geçmişteki o yıllara geri döndüğümde hiçbir zaman “keşke”lerim olmadı bugün.
Bu bir hizmet yarışıydı. Sırası gelen devir alacak ve daha iyi olarak ehil ellere teslim edecekti.
Göreve seçilen Sedat Canbolat, Ekrem Demirhan, Nihat Akar, İbrahim Eceviş ve Ömer Aslan’a başarılar dilerim.
Zor bir görevde köprü olacaklar.
Haberi okurken sevinç duygularım, haberin sonunda Sedat Canbolat’ın söyledikleri ile hüzne dönüştü.
Canbolat göreve geldiklerinde derneğin kendi ihtiyaçlarını bile karşılayamaz durumda bulunduğunu ve BİR İNSAN BARINAĞI şeklinde teslim aldıklarını söylediğinde işte YÜREĞİM KANADI.
İşte ehil eller derken anlatmak istediğim buydu.
Benim Ankara’ya Genel Merkez Denetim Kurulu Başkanı seçilmemden sonra, bu ulvi kurumu kazanç, karalama, iftira kapısı olarak görenlerin derneğin başına gelmesi ile böyle oldu.
Çorum Kızılay derneğini şu andakinden çok daha kötü durumda aldığımda ben de Canbolat ile aynı duygular içindeydim.
Ama teslim ettiğimde kendi ihtiyaçlarını karşılar vaziyetteydi
Bürosu o tarihlerde Çorum’daki en güzel dernek binasıydı.
Bunları; derneğe olan, insanlara olan, Çorum’a olan sevgi ve saygımızla başarmıştık. İnsan barınağı değildi, insanların güvenle sığınabileceği bir limandı.
Bütün hepsini Çorum’da birçok insan ve Çorum basını en ince ayrıntısına kadar bilmekteydi. Ve o yüzden derneğimize bağış yaptıkları gibi, yapmış olduğumuz her faaliyete de gönül rızası ile katılıyorlardı. Çorum’da Kızılay “altın yıllarını” yaşamıştı.
Tabii ki daha sonra o zamanın Genel merkez yöneticileri, kendilerine yakışanı yaptı ve kendi gibileri Çorum derneğine atadı.
Kendilerini de yıllarca uğraşarak Bakanlar Kurulu kararı ile görevden aldırdım. Ve genel merkeze yeni isimler gelince, Çorum’a da yeni ve temiz isimler gelmiş oldu.
Sonuç mu?
İşte bugünkü durum.
Eğer zamanında Çorum için bu hata yapılmamış olsaydı, sırf benimle uğraşmak adına beni karalayacak, iftira atacak insanlar yerine şimdi göreve gelen arkadaşlar getirilseydi eminim ki benim bıraktığım yerden çıta en üstlere çıkacaktı.
Onlardaki bu heves ve kararlılıkta yanılmadığıma eminim.
İçler acısı, benim yüreğimi kanatan, hatta haberi okurken gözlerimin bile dolduğu bu kelimeleri şimdi ne onlar söyleyecek, ne de ben duyacaktım.
2000 yılından beri haftada bir Çorum’a gelirim. Arkadaşlarıma eş ve dostlarıma gitsem de gönlüm hep Çorum Kızılay derneğinde kalır. O caddeden geçerken kafam, yüreğimle beraber o sıcak kapıdan içeri girer.
Yedi yıldır o derneğe beni yabancılaştırmak ve uzaklaştırmak isteyenler hep yanıldılar. Beni derneğe almaktan, orada görmekten bile rahatsızlık duyarken, benim aldığım masa ve koltuklarda oturup, benim aldığım bardaklarda çaylarını yudumladılar. Bilmediler ki, İnsan gönlü ile kopmadığı bir bağdan asla uzaklaşmaz.
İŞTE HAYAT
Ben hala bıraktığım yerdeyim
Peki onlar?
KOCAMAN birer HİÇ oldular.
Çorum Kızılay’ında yeniden göreve gelen tüm yöneticileri başarılı olacaklarına gönülden inanarak kutluyorum.
Güzel insanlar, güzel olaylara imzalar atıp, güzel işler yapacaklardır.
Yolları inşallah yolsuz insanlara düşmez.
Ve işte o düşüncelerimle yüreğime sular serpip, yolları hep açık olsun diyorum.
Her Gününüz Güzel Olsun.
|